Vefat Eden Kişiye Karşı İcra Takibi Yapılabilir Mi?

 

Vefat etmiş kişinin borçlarından dolayı o kişiye karşı icra takibi başlatılıp başlatılamayacağı veya başlatılmış olan icra takibi devam etmekteyken borçlu kişinin vefat etmesi durumunda icra takibinin akıbetinin ne olacağı konusu merak edilmektedir. Böylesi bir durumda, icra takibinin mirasçılara karşı devam ettirilip ettirilemeyeceği başta olmak üzere pek çok konuda soru işaretleri akla gelmektedir.

Bu bültende, ölmüş kişiye karşı icra takibi yapılıp yapılamayacağı, yapılmışsa bu takibe devam edilip edilemeyeceği, şayet devam edilebilecekse kime karşı devam edilmesi gerektiği konuları hakkındaki en sık sorulan sorulara cevap vermeye çalıştık.

1.       Borçlunun Ölümü Halinde İcra Takibinin Ertelenmesi

Borçlunun ölümü icra hukukunda talik(erteleme hali) olarak düzenlenmiştir. Buna göre borçlunun mirasçıları, henüz mirası kabul etmemişse, icra takip işlemleri ölüm günü dahil olmak üzere 3 gün süreyle ertelenir. Takibe devam edebilmek için sürenin sona ermesinden itibaren hesaplanacak 3 aylık mirası red süresinin dolması beklenmelidir. 3 aylık süre içinde mirasçının mirası kabul etmemesi halinde icra takibine mirasçıya karşı devam edilmesi mümkün olmaz.

Ölümden hemen sonra borçlunun mirasçılarından birinin mirası kabul ettiğini açıklamış olması halinde sadece ölüm günü ile birlikte hesaplanan 3 günlük süreyle icra takip işlemlerine devam edilemez. Burada mirası red süresi boyunca beklemeye gerek yoktur, icra takibine devam edilebilir.

2.       Ölmüş Kişiye Karşı İcra Takibi Başlatılabilir Mi?

Ölmüş bir kimsenin taraf ehliyeti bulunmaz. Daha açık anlatımla, hukuki iş ve işlemlere taraf olabilmek için kişinin hayatta olması gerekmektedir. Usul hukukunda taraf ehliyeti olarak adlandırılan bu durum, medeni hukuktaki hak ehliyetine karşılık gelir. Herkesin sağ olmak şartıyla hak ehliyeti ve doğal olarak taraf ehliyeti vardır.

Ölmüş kişinin hak ehliyeti ve taraf ehliyeti bulunmadığından bu kişiye karşı icra takibi başlatılması mümkün değildir. Bu takdirde icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurularak ölü kişi hakkında başlatılan takibin iptal ettirilmesi mümkündür. Ancak şayet bir yanlışlık sonucu ölmüş bir kişi hakkında icra takibi başlatılmışsa, başlatılan icra takibinin iptal edilmesinin önüne geçilmesi sağlanabilir. Bunun için ise ölmüş kişiye karşı başlatılan takibin maddi bir hatadan kaynaklandığı veya dürüstlük kuralına aykırı olmadığının tespiti gerekmektedir. Bu sayede takipte taraf değişikliği yapılarak (takibin mirasçılara yöneltilmesi) mümkündür.

3.       Başlamış İcra Takibi Devam Ederken Borçlunun Ölmesi Hâlinde Nasıl Bir Yol İzlenmelidir?

Borçlunun  hayatta olduğu dönemde başlamış olan icra takiplerine devam edilebilmesi için yukarıda bahsettiğimiz 3 gün ve 3 aylık sürelerin beklenmesi gerekmektedir. 3 aylık süre dolmadan önce mirası kabul eden mirasçılar olmuşsa, icra takibin bu mirasçılara karşı devam edilmesi mümkündür. Mirasçı mirası açıkça veya yasal üç aylık süre içinde reddetmemişse, icra takibine mirasçıya karşı devam edilebilir. Takibe terekeye karşı devam edilmesinin mümkün olduğu haller de vardır. Mirasbırakanın terekesi bir temsilci ile yönetilmekte ise, tereke temsilcisine karşı da  icra takibine devam edilebilir. Mirasçılar, tereke borçlarından dolayı müteselsilen(birlikte ve her biri borcun tamamından) sorumlu olurlar (TMK m.641). Bu durumda alacaklı, tüm mirasçılara, tek bir mirasçıya veya içlerinden sadece bazı mirasçılara karşı icra takibi yapabilir. Özetle, borçlu hakkında  başlatılan icra takibi devam ederken borçlunun ölümü halinde, borçlunun mirasçıları hakkında icra takibi yapılabileceği gibi terekeye karşı da icra takibine devam edilebilir. Aşağıdaki Yargıtay kararı konuyla ilgili güzel bir örnektir;

Alacaklı tarafından ölü borçlu aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte, borçlunun takipten önce öldüğü anlaşılınca borçlu mirasçılarına ödeme emri tebliğ edilmiş olup, borçlu mirasçıları icra müdürlüğünün yetkisine itiraz ederek, ölü kişi aleyhine başlatılan takibin sonradan mirasçılara yöneltilemeyeceğini, mirasın reddi için belirli süre dolmadan ödeme emri tebliğ edilmesinin usulsüz olduğunu, kaldı ki mirasın reddi davası açtıklarını, bononun ödeme tarihinde tahrifat yapıldığını belirterek takibin iptalini talep etmişler, mahkemece yetki itirazının reddine, ölü kişi aleyhine takip yapılamayacağı gibi, ölü kişi aleyhine başlatılan takibin mirasçılara karşı devam ettirilemeyeceği gerekçesiyle takibin iptaline karar vermiştir.

Ancak, bazı durumlarda takip talebinde borçlu olarak gösterilen kişinin takip tarihinden önce öldüğü takip devam ederken anlaşılabilir ve bu yanlışlığın düzeltilmesi ihtiyacı doğabilir. Bu halde HMK madde 124/3 maddesinde düzenlenen iradi taraf değişikliği söz konusu olur. 1086 sayılı HUMK’da iradi taraf değişikliğine ilişkin bir hüküm bulunmadığından 04.05.1978 tarih ve 4/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre ölü kişi hakkında takip yapılamayacağı ve açılan takibin mirasçılara yöneltilemeyeceği kabul edilmekteydi. Yargıtay’ın bu yöndeki uygulaması usul ekonomisi ilkesi bakımından eleştirilere tabi tutulmuştur. Bu eleştirileri dikkate alan kanun koyucu, HMK’da iradi taraf değişikliğine olanak tanıyan bir düzenleme getirmiştir. HMK 124/3’e göre;  borçlu aleyhine başlatılan takipte borçlunun takip tarihinden önce öldüğünün anlaşılması halinde, takibin ölü kişi adına başlatılması hususunun maddi hatadan kaynaklandığı veya taraf değişikliği talebinin dürüstlük kuralına aykırı olmadığı belirlendiği takdirde takibin mirasçılara yöneltilmesi mümkündür. somut olayda; borçlunun 09.02.2013 tarihinde vefat ettiği, takibin ise 08.03.2013 tarihinde başlatıldığı, yanlışlığın maddi hatadan kaynaklandığı, alacaklı vekilinin talebi üzerine borçlu mirasçılarına ödeme emri tebliğ edildiği, böylece takibin mirasçılara yöneltildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece borçlu mirasçılarının diğer itiraz ve şikayetleri incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir”[1]

Borçlunun ölümünden sonra alacaklılar yalnızca mirası kabul eden mirasçılara karşı yeni icra takibi başlatabilirler. Mirası reddeden mirasçılara karşı da icra takibi yapılamaz. Ancak mirasçılara karşı devam edilebilecek icra takibi türleri rehnin paraya çevrilmesi(ipoteğin paraya çevrilmesi) yoluyla takipler, genel haciz yoluyla takip, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takiplerdir. Bu takip türlerine devam edebilmek için mirası red süresi olan 3 aylık sürenin geçmesi ve mirası kabul ve reddeden mirasçıların belli olması beklenmelidir.

İcra takibine mirasçılara karşı değil de terekeye karşı devam edilmesi de bazı hallerde mümkündür. İİK’nın 53. Maddesinde bu durum,

İcra takibi sırasında borçlu öldüğünde tereke henüz taksim edilmemiş veya resmi tasfiyeye tabi tutulmamış yahut mirasçılar arasında aile şirketi tesis olunmamışsa borçlu hayatta olsaydı hangi usul tatbik olunacak idi ise terekeye karşı ona göre takip devam eder.” şeklinde ifade edilmektedir.

Bu konu aşağıdaki Yargıtay kararında açıklayıcı şekilde şöyle özetlenmiştir;

“İİK’nun 53.maddesi gereğince borçlunun ölümü halinde alacaklının takip edebileceği iki yol vardır. Ancak, şu hususu öncelikle vurgulamak gerekir ki aşağıda açıklanacak iki yol da yeni bir takip olmayıp eski takibin devamıdır.


1)Takibi tereke hakkında devam ettirmek;


Bu yolun seçilebilmesi için terekenin henüz taksim edilmemiş veya resmi tasfiyeye tabii tutulmamış yahut mirasçılar arasında aile şirketi tesis edilmemiş olması gerekir. Tereke hakkındaki takipte borçlu hayatta olsaydı hangi usul uygulanacak idi ise o usul uygulanır. Dolayısıyla borçlu hakkında iflas, haciz, rehnin paraya çevrilmesi yollarından hangisi ile takip yapılmışsa takibe o yolla devam edilir.


2) Takibi 
mirasçılar hakkında devam ettirmek;


Takibin mirasçılar hakkında devamı, haciz yada rehnin paraya çevrilmesi yollarıyla olur. Muris hakkındaki takip iflas yolu ile başlamış ise mirasçılar hakkında iflas yolu ile takibe devam edilemez.
Somut olayda, muris hakkında haciz yoluyla takibe başlanmış ve mirasçılar hakkında takibe devam edilmiştir. Bu takip muris hakkındaki takibin devamıdır. Bu husus İİK’nun 53/son maddesinde (bu takibin mirasçıya karşı devam edebilmesi denmek suretiyle açıkça belirtilmiştir.”[2]

Bu şekilde devam ettirilen takipler önceki takiplerin devamı niteliğindedir. Aynı Yargıtay kararında bu husus da vurgulanmıştır;


“Kural olarak bir takipte tek ödeme emri çıkarılır. 
Mirasçılar hakkındaki takip ilk takibin devamı olduğundan mirasçılar adına ödeme emri çıkarılmasına gerek bulunmamaktadır. Adı geçenlere muhtıra gönderilerek takibin kendilerine karşı da sürdürüleceği dileğinin bildirilmesi ile yetinilmelidir. Ancak, fazladan ödeme emri çıkarılması yeni bir takibin başlatıldığı anlamına gelmez. Bu nedenle de mirasçılar murisin ölümünden önceki işlemlere karşı itiraz edemezler.”[3]

4.       Mirasçılar Kendilerine Yöneltilen İcra Takibine İtiraz Edebilir Mi?

Mirasçılar kendilerine yöneltilen icra takibine itirazda bulunabilirler. Ancak murisin ölümünden önceki işlemlere karşı itirazda bulunmaları mümkün değildir. “Mirasçıların itirazı mirasçı olunmadığı, mirasın reddedildiği gibi itirazlarla, imhal(borcu ödemek için süre verilmiş olduğu), itfa(borcun ödendiği), zamanaşımına uğramış olduğu gibi(İİK 71) itirazlar olabilir. Murisin külli halefi olan mirasçının asıl borçlunun (murisin) itiraz hakkı kalmadığı durumlarda yeniden yetki itirazında bulunması mümkün değildir.”[4]

5.       Borçlunun Sağlığında Başlatılmış İflâs Takibine Mirasçılara Karşı Devam Edilebilir mi?

Yukarıda da kısaca değindiğimiz üzere, borçlunun sağlığında iflas takibi başlatılmamışsa, öldükten sonra mirasçılara karşı tacir olsalar dahi iflâs takibine devam edilemez. Ancak bu durumun bazı istisnaları bulunmaktadır. Borçlunun henüz iflâs kararı verilmeden önce ölmesi halinde;

  • Terekenin taksim edilmemiş olması,
  • Resmî tasfiyenin yapılmamış olması,
  • Mirasçılar arasında aile emvali şirketi kurulmamış olması şartlarıyla iflâs takibine mirasçılara karşı devam edilmesi mümkündür. Ancak burada da aslında mirasçılara karşı değil terekeye karşı devam edildiğini söyleyebiliriz.

Borçlu hayattayken iflâs takibi yapılmış ve borçlu iflâs kararı verildikten sonra vefat etmişse, iflâs tasfiyesi işlemlerine devam edilecektir. Tasfiye neticesinde alacaklıların tam olarak alamadıkları alacaklarını mirasçılardan talep etmeleri mümkündür.

Sonuç

Ölmüş kişiye karşı icra takibi başlatılması ve devam edilmesi hukuken mümkün değildir. Başlamış bir icra takibi varsa ve takip borçlusu ölmüşse, terekeye ya da mirası kabul eden mirasçılara karşı takibe devam edilebilir.

Konuyla ilgili hukuksal soru ve sorunlarınız için uzman ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

Saygılarımızla.

Solmaz Hukuk ve Danışmanlık Ekibi.

Referanslar

SÜPHANDAĞ, Yavuz, (2015), İcra ve İflas Hukukunda Uygulamalar, Bilge Yayınevi, 9. Baskı, s.272-280.

PEKCANITEZ, Hakan/ATALAY, Oğuz/SUNGURTEKİN ÖZKAN, Meral/ÖZEKES, Muhammet, (2015), İcra ve İflâs Hukuku, Yetkin Yayıncılık, 118.

Yargıtay 12. HD, E.2013/26446, K.2013/35778.

Yargıtay 12. HD, E. 2007/2701,  K. 2007/5159.

Yargıtay 12. HD, E.2004/9120, K.2004/13042.

[1] Yargıtay 12. HD, E.2013/26446, K.2013/35778.

[2] Yargıtay 12. HD, E. 2007/2701,  K. 2007/5159.

[3] Yargıtay 12. HD, E. 2007/2701,  K. 2007/5159.

[4] Yargıtay 12. HD, E.2004/9120, K.2004/13042.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir