Vasiyetnamenin Tenfizi (Yerine Getirilmesi) Davası

Kendisine vasiyetname ile mal bırakılan kimse mirasbırakan kişinin ölümü halinde doğrudan doğruya o malın sahibi olamaz. Vasiyetnameye göre hakkı olan malı almak isteyen kişi, vasiyetnamede yer alan bu mal veya hakkın kendisine ödenmesini istemelidir. Söz konusu istem, varsa vasiyeti yerine getirme görevlisine, böyle bir görevli yoksa mirasbırakanın mirasçılarına yapılmalıdır. Şayet mirasçılar ya da vasiyeti yerine getirme görevlisi vasiyet nedeniyle alacaklı olan kişiye malın mülkiyetini kendi rızalarıyla geçirmezse bu takdirde dava yoluna başvurmak gerekmektedir.

Vasiyetnamenin tenfizi davaları, vasiyetnamenin kesinleşmesini ve talep halinde vasiyetnamenin gereğinin yerine getirilmesini sağlamaya yönelik davalardır.

Bu bültende kendisine bir mal veya hak vasiyet edilmiş kişinin bu mal veya hakkı nasıl elde edebileceği, dava yoluna gidilmesi halinde bu davanın kurallarının ve etkisinin nasıl olacağı konusunda açıklamalarda bulunduk.

1.    Vasiyet Nedir?

Vasiyetname düzenleyen kişi, vasiyetnamesinde kendisine mirasçı olacak kişileri belirleyebilir, mallarının nasıl paylaştırılacağını veya kimlere ne şekilde verileceğini açıklayabilir. Vasiyet, mirasbırakan kişinin bir kişiyi mirasçısı olarak atamadan ona sadece belli bir mal veya hakkı vasiyetname ile ölümünde sonra geçerli olarak bağışlamasını ifade eden bir tür ölüme bağlı tasarruftur. Bu türden ölüme bağlı tasarruflara belirli mal vasiyeti adı verilmektedir.

Belirli mal vasiyetiyle kendisine bir mal veya hak bırakılmış kişi, mirasbırakan kişinin mirasçısı sıfatını almaz. Bu kişi mirasçı olarak değil vasiyet alacaklısı olarak adlandırılır ve hukuki konumu mirasçılardan farklıdır. Vasiyet alacaklısına bırakılan mal ise vasiyet alacağı olarak adlandırılır. Vasiyet alacağının alacaklısı lehine vasiyet yapılan kimse iken borçlusu genellikle mirasbırakanın mirasçılarıdır. Bir başka deyişle vasiyet alacaklısına kendisine bırakılan malı verme borcu mirasçılar tarafından yerine getirilmesi gereken bir borçtur.

2.    Vasiyet Alacağının Ne Zaman Ödenmesi Gerekir?

Vasiyet alacağı, mirasbırakan kişinin ölümü anında ortaya çıkmaktadır. Vasiyet alacağı her ne kadar mirasbırakanın ölümü anında doğsa da vasiyet alacaklısının alacağını talep edebilmesi için vasiyet borçluları olan mirasçıların mirası kabul etmiş olmaları veya mirası reddetmeleri için öngörülen 3 aylık süreyi sessiz kalarak geçirmiş olmaları gereklidir.

Vasiyet alacaklısı mirasbırakanın ölümüyle birlikte alacaklı hale gelse de bu alacağı elde etmek için vasiyet alacaklısının talepte bulunması, söz konusu malın kendisine verilmesini veya bu mal taşınmaz mal ise tapuda kendi adına tescil ettirilmesini mirasçılardan istemesi gereklidir. Çünkü vasiyet alacaklısı mirasçılar gibi mirasbırakanın ölümüyle birlikte ölen kişinin tüm mal, hak ve borçlarına doğrudan doğruya ve kendiliğinden sahip olmaz. Vasiyet alacaklısının hakkı sadece mirasçılara karşı ileri sürülebilecek bir talep hakkıdır.

Aşağıdaki Yargıtay kararı da konuya ışık tutmaktadır;

Vasiyet genellikle ivazsız bir tasarruftur. Vasiyet alacaklısı, mirasbırakanın külli halefi olmayıp, cüzi halefi olduğu için vasiyet olunan mal üzerinde doğrudan hak kazanması mümkün değildir. Vasiyet alacaklısının alacak hakkının hukuki sebebi olan vasiyet her ne kadar mirasbırakanın sağlığında yapılıyorsa da, bu bir ölüme bağlı tasarruf olduğundan vasiyet alacağı ancak mirasbırakanın ölümüyle doğar”[1]

3.    Vasiyetnameyle Kendisine Mal Bırakılan Kişi Ne Yapmalıdır?

Mirasbırakanın mirasçıları, ölen kişiden kendilerine geçen mal ve hakları elde etmek için mahkemeden mirasçılık belgesi (veraset ilamı) talebinde bulunurlar. Bu belge ile mirasçıların miras haklarına kavuşmaları mümkün olur. Örneğin elinde mirasçılık belgesiyle tapu müdürlüğüne giden mirasçı, kendisine miras kalan taşınmazın kendi adına tescilini sağlayabilmektedir. Ancak yukarıda da anlatıldığı gibi vasiyetnameyle kendisine belli bir mal ya da hak bırakılan kimseler mirasçı değillerdir ve bunlara mirasçılık belgesi de verilmez. Bu kişilerin kendilerine vasiyet edilmiş malları mülkiyetlerine geçirebilmeleri için öncelikle başvurmaları gereken kişiler, vasiyet borçlusu olarak tabir edilen kişiler olmalıdır.  Şayet mirasbırakan kişi bir kişiyi vasiyeti yerine getirme görevlisi olarak belirlemişse, vasiyet borçlusu bu kişi olur. Böyle bir belirleme yoksa, vasiyet borçluları miras paylaşılana kadar ;tek bir mirasçı varsa bu kişi, birden fazla mirasçı varsa bunların meydana getirdiği miras ortaklığıdır. Dolayısıyla vasiyet alacaklısı malın kendisine verilmesini veya kendi adına tescilini bu kişilerden istemelidir. miras paylaşıldıktan sonraki aşamada ise vasiyet alacaklısına verilen mal hangi mirasçı ya mirasçılara düşmüşse o kişiler vasiyet borçlusu olurlar ve talebin de bu kişilere yöneltilmesi gerekir.

Vasiyet borcunun ödenmesi talebi üzerine, mirasçılar her zaman kendi rızalarıyla vasiyetnamenin gereğini yerine getirmeyebilirler. Vasiyet alacaklısı kişiye hakkı olan mal veya hakkı vermekten kaçınabilirler. Böyle bir durumla karşı karşıya kalındıysa vasiyet edilen malı almanın tek yolu vasiyetnamenin tenfizi ve istihkakı davası açmaktır.

4.    Vasiyetnamenin Tenfizi Davası Nedir?

Vasiyetnamenin gereği, vasiyet borçluları tarafından rıza ile yerine getirilmezse dava yoluna başvurmak gerekir. Vasiyetnamenin tenfizi davası adı verilen bu dava ile vasiyetnamenin kesinleştiği ve ifa edilebilir durumda olduğu tespit edilmektedir.

Vasiyetnamenin tenfizi davasında davacı, vasiyet alacaklısı yani vasiyetle kendisine mal bırakılan kişi; davalı ise varsa vasiyeti yerine getirme görevlisi, bu yoksa mirasçılardır. Mirasçılar birden fazla ise her biri davalı olarak gösterilmek zorundadır. Vasiyetnamenin tenfizi davasında, vasiyetnamenin usulünce açılıp okunduğu, ilgililere tebliğ edildiği, gerekli yasal sürelerin sona ermesine rağmen vasiyetnamenin herhangi bir itiraza uğramadığı, vasiyetnamenin iptali konulu bir dava açılmadığı, bu sebeple de vasiyetnamenin kesinleştiğinin tespitine yönelik bir davadır.

Vasiyetnamenin tenfizi davasının kazanılması için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi ve ispat edilmesi gerekir;

  • Vasiyetnamenin tenfizine karar verilebilmesi için öncelikle ortada geçerli ve yerine getirilmesi mümkün bir vasiyetname bulunmalıdır.
  • Vasiyet edilen mal veya hak ölen kişinin malvarlığında mevcut olmalıdır.
  • Vasiyetname sulh hukuk mahkemesi tarafından usulünce açılıp okunmalı ve ilgililere tebliğ edilmiş olmalıdır.
  • Vasiyetname hakkında iptali için dava açılmamış olmalı veya açılmışsa bu dava sonucunda iptal kararı verilmemiş olmalı; dava devam etmekteyse bu davanın sonucu beklenmelidir.
  • Vasiyetname hakkında tenkis davası açılmamış olmalı, açılmışsa bu davanın sonucu beklenmelidir.

Aşağıda vasiyetnamenin tenfizi davalarının kabul edilmesi için gerekli olan şartları belirten Yargıtay kararlarına yer verilmiştir;

“Bazı durumların gerçekleşmesi vasiyetnamenin yürürlüğe girmesine mani olur. vasiyetnameden sonra gerçekleşen bir ölüme bağlı tasarrufla (TMK 542) vasiyetnamenin mirasbırakan tarafından yırtılarak, yakılarak, okunmayacak şekilde karalanarak, imzası silinerek veya başka bir şekilde yok edilmesi ile (TMK 543/1), mirasbırakanın önceki vasiyetnameden rücu ettiğini bildirmeden , yasada öngörülen şekillerden birine uymak suretiyle yeni bir vasiyetname yapmasıyla (TMK 544), mirasbırakanın vasiyetnameyle bağdaşmayacak sağlar arası tasarrufta bulunmasıyla  (TMK 544/2), kaza sonucu veya üçüncü bir kişinin kusuruyla vasiyetnamenin yok olmasıyla veya sözlü vasiyetnamenin yapılmasından sonra diğer şekillerde vasiyetname yapma olanağının doğması ve bunun üzerinden bir aylık sürenin geçmesiyle bu vasiyetnamenin uygulama imkanı ortadan kalkar.

Mirasbırakan vasiyette bulunduktan sonra, vasiyetnameyle bağdaşmayacak şekilde ölüme bağlı olmayan bir tasarrufla vasiyete konu olan şey üzerinde tasarrufta bulunursa, bu davranışı ilk vasiyetten rücu anlamını taşır. dolayısıyla böyle bir durumda mirasbırakanın eylemli olarak vasiyetten döndüğü kabul edilir.

Bu hüküm sadece belirli mal vasiyetleri için geçerlidir. mirasçı atanmasına (nasbına) ilişkin vasiyetlerde uygulanmaz. Çünkü atanmış mirasçı (TMK 516)  vasiyetçinin mirasçısı olup, terekenin aktif pasifinden az da olsa, çok da olsa, tasarruf geçerliliğini korur.”[2]

“Vasiyetnamenin tenfizi ve taşınmazın lehine vasiyet edilen davacı adına tescili için vasiyetnamenin açılıp okunması, tüm mirasçıların vasiyetnameyi itirazsız kabul etmesi veya 1 yıllık hak düşürücü süre içinde vasiyetnamenin iptali ya da tenkis davası açılmışsa sonucunun beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir.”[3]

“Vasiyetnamenin tenfizi davasında davanın kabulüne karar verilebilmesi için vasiyetname konusunun terekeye dahil olduğu belirlenmeli ve dava sonucunda verilecek hüküm infazda karışıklık yaratmayacak açıklıkta olmalıdır.”[4]

5.    Görevli ve Yetkili Mahkeme

Vasiyetnamenin tenfizi davalarının hangi mahkemede açılacağı sorusunun cevabını Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun görev ve yetkiye ilişkin hükümleri vermektedir. Buna göre vasiyetnamenin tenfizi davalarının Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılması gerekir. Yetkili mahkeme ise mirasbırakanın son  yerleşim yeri mahkemesi olacaktır. Bu mahkemenin yetkisi kesin yetki olduğundan davanın başka bir yer mahkemesinde açılması red sebebi oluşturur.

6.    Zamanaşımı

Türk Medeni Kanununun 602. maddesine göre vasiyet alacaklısının dava hakkı ölüme bağlı tasarrufu (yani vasiyetnameyi) öğrenmesinden veya muaccel olma tarihinin üzerinden 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacaktır.

7.    Vasiyetnamenin Tenfizi Davasının Sonucu

Vasiyetnamenin tenfizi davasında vasiyetnamenin kesinleştiği ve gereğinin yerine getirilebilir olduğu hususu tespit edilir. Tenfiz davası kabul edildiğinde doğrudan doğruya vasiyet edilen mal kendisine bırakılan davacıya intikal etmez. Vasiyet edilen malın teslimi veya tapu siciline tesciline hakim bu davada kendiliğinden karar veremez. Vasiyetnamenin tenfizi ile birlikte özellikle malın istihkakının da talep edilmesi gerekmektedir. Bu şekilde açılan istihkak talepli tenfiz davalarında verilecek hüküm aynı zamanda vasiyet edilen malın teslimini, tescilini veya temlikini de kapsayacaktır.

Bir mala ilişkin mülkiyet hakkının geçişi mal bir taşınır ise teslimle, taşınmazsa tescille, bir alacak hakkı ise temlikle mümkün olur. Örneğin bir taşınmaz mal tapuda sahibi adına tescil edilmedikçe o malın mülkiyeti elde edilmiş olmaz. Bu nedenle mutlaka gerekli tescil işlemlerin in tamamlanması mülkiyet hakkının geçişi için şarttır. Tenfiz davasında istihkak talebi bu yönüyle önem arz etmektedir.

 

Sonuç

Kendisine vasiyetname ile mal bırakılan kimse, bu malı elde etmek için birtakım işlemleri yerine getirmek, gereğinde dava açmak durumundadır. Bu davaya vasiyetnamenin tenfizi davası adı verilir. Vasiyetnamenin tenfizi davasıyla vasiyetin  kesinleşmesi sağlanır ve vasiyetnamenin gereğinin yerine getirilmesinin önü açılır.

Vasiyetname ile ilgili hukuksal soru ve sorunlarınız için ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

Saygılarımızla.

Solmaz Hukuk Ve Danışmanlık Ekibi.

Referanslar

Aydın TEKDOĞAN, Vasiyetnamenin Tenfizi ve İptali Davaları, Seçkin Yayıncılık, Ankara, S.199-273.

Yargıtay 3. HD., E. 2016/5826, K.2016/6618.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2009/2-455, K.2009/464.

Yargıtay 3. HD., E.2016/21878, K.2018/8241.

Yargıtay 3. HD., E. 2017/10716, K. 2019/1163.

[1] Yargıtay 3. HD., E. 2016/5826, K.2016/6618.

[2] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2009/2-455, K.2009/464.

[3] Yargıtay 3. HD., E.2016/21878, K.2018/8241.

[4] Yargıtay 3. HD., E. 2017/10716, K. 2019/1163.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir