Ödeme Emriyle Ödenmesi İstenen Borca İtiraz Edilebilir Mi?

 

İcra daireleri tarafından ödeme emri gönderilmesi suretiyle borcun 7 gün (veya takip türüne göre 10 gün ya da 30 gün olabilir) içinde ödenmesi ihtarı yapılmaktadır. Bir kişiye yönelik ödeme emri düzenlenmesi ve tebliğ edilmesiyle o kişinin ödeme emrinde yer alan borcun borçlusu olduğu kesinleşmez. Daha açık anlatımla, ödeme emrinde alacaklı olan kişinin icra dairesine yaptığı başvuru üzerine icra müdürü bir ödeme emri düzenleyip göndermekle yükümlüdür. Burada tek kriter usulüne uygun şekilde icra dairesine müracaat edilip edilmediğidir. Şayet alacaklı olduğunu iddia eden kişi icra dairesine geçerli bir müracaatta bulunmuşsa, icra müdürü borçlu olarak gösterilen kişinin gerçekten borçlu olup olmadığını, alacaklının elinde alacağını ispat eden bir belge olup olmadığını, borç vardıysa bunun ödenip ödenmediğini, borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığını vs kendiliğinden araştıramaz. Bu hususların araştırılması ancak borçlu olarak gösterilen tarafın yapacağı borca itiraz sayesinde mümkün olacaktır.

Bir sebeple ödeme emrinde yazan borcun borçlusu olmadığını düşünen kişi, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine süresinde itiraz etmelidir. Borçlunun yapabileceği itirazlar ikiye ayrılmaktadır. Bunlar; borçlunun âdi senet altındaki imzaya itiraz etmesi veya borçlunun borca tamamen veya kısmen itiraz etmesidir.

Bu bültende borçlunun ödeme emrine karşı yapabileceği itirazlardan olan borca itiraz inceleme konusu yapılmıştır. Bülten içeriğinden, ödeme emrine nasıl itiraz edilir, hangi sürede ve nereye itiraz edilmelidir, ödeme emrine itiraz edilmezse bunun sonuçları ne olur gibi sorularınıza cevap bulabilirsiniz.

1.    Ödeme Emrinde Yazan Borca İtiraz Edilmesi Mümkün Müdür?

Ödeme emrinde yazan bora itiraz edilmesi mümkündür ve hatta borçlu, böyle bir borcu olmadığını düşünüyorsa bu itirazı mutlaka süresi geçmeden önce yapmalıdır. Bir kişiye ödeme emri tebliğ edilmesi halinde o kişi 3 şekilde davranabilecektir;

  • Ödeme emrinde yazan sürede borcu icra dairesine ödemek,
  • Ödeme emrinde yazan süre içinde borca ya da mümkünse imzaya itiraz etmek,
  • Ödeme emrinde yazan borcu hem ödemeyip hem de itiraz etmeyerek aynı süre içinde mal beyanında bulunmak.

Borçlu eğer ödeme emrinde yazan borcu süresinde öderse artık icra takibi son bulur. Ancak ödeme emrine itiraz edilmesi halinde borçlu hakkında başlatılan icra takibi durur, devam etmez. Bu sebeple ödeme emrine süresinde itiraz edilmesi oldukça önemlidir. Aksi takdirde süre geçtikten sonra itiraz edilmesi ya da hiç itiraz edilmemesi halinde icra takibi durmaz ve alacaklının talepte bulunması üzerine borçlunun malları üzerine haciz konur. Haciz işleminin ardından da alacaklının satış istemesiyle mallar satılarak alacaklıya alacağı ödenir. Borçlunun mallarının haczedilmesini ve satılmasını önlemek için mutlaka ödeme emrine süresinde itiraz etmesi gerekmektedir.

“Borçlu tarafından süresinde verilen itiraz dilekçesine havalenin yetersiz olduğu İcra Müdürlüğünce takibin durdurulması kararı vermesi gerekir.

……İcra müdürlüğünün …..sayılı dosyası ile yapılan ilamsız takipte borçlular süresinde verdikleri itiraz dilekçelerinde icra müdürlüğünün yetkili olmadığını, borcun bulunmadığını, talep edilen faizin fahiş olduğunu, mükerrer takip yapıldığını ileri sürerek borca itiraz etmişlerdir. İcra müdürlüğünce herhangi bir işlem yapılmamış, sadece itiraz dilekçesi havale edilmiştir. İcra müdürlüğünce takibin durdurulması gerekirken aksi yönde işlem yapılması doğru değildir.[1]

2.    Borçla ve İcra Takibiyle İlgili Hangi Hususlara İtiraz Edilebilir?

Borçlunun ödeme emrine yapacağı imzaya itiraz dışındaki tüm itirazlar borca itiraz olarak kabul edilir ve bu şekilde sonuç doğurur. Borçlunun yapacağı itirazlar maddi hukuka ilişkin ve tamamen borçla ilgili itirazlar olabileceği gibi, sadece yapılan icra takibiyle ilgili ve buna özgü itirazlar da olabilir.

Örneğin borçlu borca ilişkin olarak;

  • Borcun ödendiği itirazında bulunabilir,
  • Borcun vadesinin henüz gelmediği itirazında bulunabilir,
  • Borcun muaccel olmadığını ileri sürebilir,
  • Borcun zamanaşımına uğradığı itirazında bulunabilir,
  • Böyle bir borcun hiç olmadığını öne sürebilir,
  • Borcun şarta bağlı olduğunu ancak bu şartın gerçekleşmediğini ileri sürebilir,
  • Takip konusu bir senet ise bu senedin bedelsiz (hatır senedi) olduğunu ileri sürebilir,
  • Alacaklının kendisine ödeme için süre vermiş olduğunu öne sürebilir.
  • Borç aslına, borcun faizine veya her ikisine itiraz edebilir.

Yargıtay borçlunun asıl borca mı faize mi yoksa her ikisine mi itiraz etmiş olduğuna dikkat ederek takibin yalnızca itiraz edilen kısım için durdurulması gerektiğini belirtmektedir. Aşağıdaki kararı bu görüşüne örnek teşkil etmektedir;

“İcra müdürlüğünce faiz ile ilgili olarak takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken takibin asıl borca itiraz edilmediği halde tamamının durdurulmasına karar verilmesi doğru olmadığından mahkemece icra memurunun faiz dışındaki konularda takibin durdurulmasına ilişkin işleminin kaldırılmasına karar vermek gerekirken takibin tümden durdurulması kararına karşı yapılan şikâyetin yerinde olmadığından bahisle reddine karar verilmesi isabetsiz olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.” [2]

Borçlunun sadece borca ilişkin değil kendisine karşı yapılan icra takibine ilişkin itirazları da borca itiraz olarak kabul edilir. Örneğin;

  • Borçlu icra dairesinin yetkisiz olduğunu ileri sürebilir,
  • Kendisine karşı aynı borç için daha önce başlatılmış ve devam etmekte olan bir başka icra takibinin daha bulunduğunu öne sürebilir (derdestlik veya mükerrerlik itirazı).

“İlamsız takipte mükerrerlik itirazı borca itiraz niteliğinde olup, İİK madde 62 gereği, icra dairesine yapılmalıdır. İcra mahkemesine yapılan başvuru hukuki sonuç doğurmaz.”[3]

Borçlu ödeme emrindeki borcun tamamına itiraz edebileceği gibi bir kısmını kabul edip bir kısmına itiraz etmesi de mümkündür. Buna kısmî itiraz adı verilmektedir. Kısmî itirazın sonuç doğurabilmesi için mutlaka borcun ne kadarına itiraz edildiğinin meblağ olarak ayrıca ve açıkça belirtilmesi gerekir. Aksi takdirde yapılan itiraz geçersiz olur ve takibi durdurmaz. Yargıtay bu konuda aşağıdaki gibi karar vermiştir;

“İtiraz edilen kısım belirtilmemiştir. Bu durumda geçerli bir itirazın varlığından söz edilemeyeceği için takip kesinleşmiştir.

Borçlu tarafından süresinde icra dairesine başvurularak takibe itiraz edildiği görülmektedir. İİK’nun 62/4 maddesi gereği, borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır. Somut olayda borçlu tarafından icra da-dosyasına sunulan 26.07.2010 tarihli itiraz dilekçesinde “takibe konan borca ilişkin fatura ve ekleri tarafıma tebliğ edilmemiştir. Bunu ispatlayan fatura ve fişlerin tarafıma tebliğinden sonra takibe konan borcu b u nedenle kısmen kabul etmem. Kabulü gereken miktarın ise fatura ve fişlerin tarafıma tebliğini müteakip yeniden beyanda bulunacağım. Bu nedenle takibin eksik evrak tebliği sebebiyle durdurulmasına karar verilmesini isterim. Şeklinde beyanda bulunulmuş ancak itiraz edilen kısım belirtilmemiştir. Bu durumda geçerli bir itirazın varlığından bahsedilemeyeceğinden takip kesinleşmiştir. İcra müdürlüğünce süresine itiraz edildiğinden bahisle takibin durdurulmasına karar verilmesi yerinde değildir.”[4]

3.    Borca İtiraz Hangi Sürede ve Nereye Yapılmalıdır?

Ödeme emrindeki borca itiraz genel haciz yoluyla ilamsız takiplerde, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde yapılmalıdır. Eğer icra takibi bir çek veya bonoya dayanan alacakların takibinde tercih edilen kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip ise, bu takdirde ödeme emrine itiraz süresi 5 gündür.

Borca itiraz genel haciz yoluyla takiplerde icra dairesine yapılmalıdır. İtiraz kural olarak ödeme emrini gönderen yani takibin yapıldığı icra dairesine yapılmalıdır. Ancak borçlu gereken giderleri ödemek şartıyla bu icra dairesinden başka yerdeki icra dairesine de itirazını bildirebilir, bu itiraz takibin yapıldığı icra dairesine ulaştırılır. Borçlunun yanlış icra dairesine yaptığı itiraz Yargıtay tarafından maddi hata olarak değerlendirilmiş ve süresinde yapıldığı kabul edilmiştir. İlgili kararın özeti aşağıdaki gibidir;

“Borçlunun yasal sürede yanlış icra dairesine itiraz etmesi maddi hata olup, itiraz süresinde yapılmış sayılır. Ödeme emri borçluya 17.02.2003’te tebliğ edilmiş, buna karşı itiraz eden borçlu vekili İ…. Nöbetçi İcra Müdürlüğü Kanalıyla 19.02.2003 tarihinde süresinde göndermiş olduğu itiraz dilekçesini Ankara 17. İcra Müd.’ne göndermesi gerekirken maddi hata sonucu Ankara 12. İcra Müd.’ne göndermiştir. Borçlu tarafından 28. 05.2003 tarihinde itiraz dilekçesi elden 17. İcra Müdürlüğüne verildiğinden 17. İcra müdürlüğünce aynı tarihte takip durdurulmuştur. Sözü edilen maddi hata yasal süresi içinde borca itiraz edilmiş bulunulmasını engellemez. Bu nedenle şikâyetin reddine karar verilmesi gerekirken mercice kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.”[5]

Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip söz konusuysa borca itirazın icra mahkemesine yapılması gerekmektedir. Aşağıdaki Yargıtay kararında kambiyo senetlerine özgü yapılan takiplerde borca itirazın süresinde yapılmamış olması yerel mahkeme kararının bozulması sebebi olarak görülmüştür;

“Talep kambiyo senedine dayalı takipte icra mahkemesine yapılan borca itiraza ilişkindir. İcra mahkemesine verdiği itiraz dilekçesinde tebligatın usulsüz olduğu iddiasını içeren usulüne uygun bir şikayeti olmayan borçlunun  bu yöndeki iddiasının itiraz dilekçesinde yer alması mahkemece ödeme emrinin tebliğine dair işlemin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının kendiliğinden incelenmesi ve değerlendirilmesine olanak vermez. Bu nedenle yerel mahkemece ödeme emrinin tebliğ tarihine göre, yasal 5 günlük süre geçirildikten sonra yapılan itirazın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken hatalı teşhis ve değerlendirme sonucu usulsüz tebligata dayanılarak karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. “[6]

4.    Borca İtiraz Edilmesinin Sonuçları Nelerdir?

Ödeme emri gönderilen kişinin, borca yukarıdaki sebeplere dayanarak itiraz etmesi veya hiçbir sebep belirtmeksizin sadece itiraz etmesi halinde borca itiraz gerçekleşmiş olur. Borca itiraz edilirken borçlunun herhangi bir sebep belirtmesine gerek olmamakla birlikte, eğer borca itirazın sebepleri de itirazda gösterilirse borçlu bu göstermiş olduğu sebeplerle icra mahkemesine kendisine karşı alacaklı tarafından başvurulan itirazın kaldırılması prosedüründe bağlı olur. Daha açık anlatımla, borçlu daha önce gösterdiği sebeplerden başka sebepler öne sürerek borca itiraz edemez. Ancak itirazın iptali davasında borçlu böyle bir sınırlamaya tabi değildir, itiraz sebeplerini serbestçe ileri sürebilir.

Borca süresi içinde itiraz edilmesi halinde icra dairesi borçlu hakkındaki icra takibini durdurur. Alacaklı icra takibine devam edemez ve borçlu mallarının haczini ve satışını isteyemez.

İtirazdan sonraki aşamada alacaklının harekete geçerek takibe devam edilmesini sağlaması gerekir. Bunun için alacaklı ya icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yoluna başvuracak ya da genel mahkemelerde itirazın iptali davası açarak borçlunun itirazını ortadan kaldırıp takibe devam edilmesini sağlayacaktır. İtirazın kaldırılması ve itirazın iptali konusunda daha ayrıntılı bilgi edinmek için sitemizde yer alan bu konudaki bültenlerden yararlanabilirsiniz.

SONUÇ

Ödeme emrine itiraz edilmesi borçlu hakkındaki icra takibinin durdurulmasını sağlayan, borçlu mallarının haczini ve satışını önleyen bir prosedürdür. Ancak bu sonuçların doğması için itirazın mutlaka yasal süresi içinde ve gereği gibi yapılması gerekmektedir. Ödeme emrine itiraz ve sonrasındaki itirazın kaldırılması, itirazın iptali gibi dava ve hukuksal çarelere başvurulması ve sürecin takibi uzmanlık gerektirdiğinden bu konuda profesyonel yasal danışmanlık hizmeti alınması tavsiye edilmektedir.

Konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi ve danışmanlık için ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

Saygılarımızla.

Solmaz ve Hukuk ve Danışmanlık ekibi.

REFERANSLAR

KURU, Baki, (2016), İcra ve İflâs Hukuku, Legal Yayıncılık, s.106.

PEKCANITEZ, Hakan/ATALAY, Oğuz/SUNGURTEKİN ÖZKAN, Meral/ÖZEKES, Muhammet, (2015), İcra ve İflâs Hukuku, Yetkin Yayıncılık, s.140-141.

SÜPHANDAĞ, Yavuz, (2015), İcra ve İflas Hukukunda Uygulamalar, Bilge Yayınevi, 9. Baskı(yargı kararlarına erişimde eserden yararlanılmıştır.)

Yargıtay 12. HD, E. 2010/1851, K. 2010/13216.

Yargıtay 12. HD, E. 2005/10580, K. 2005/14492.

Yargıtay 12. HD, E. 2009/24854, K.2010/7094.

Yargıtay 12. HD,  E.2010/28156, K.2011/9655.

Yargıtay 12. HD, E. 2003/21352, K. 2003/24439.

YGHK, 27.01.2010, E.12/539, K.16.

İcra ve İflâs Kanunu.

[1] Yargıtay 12. HD, E. 2010/1851, K. 2010/13216.

[2] Yargıtay 12. HD, E. 2005/10580, K. 2005/14492.

[3] Yargıtay 12. HD, E. 2009/24854, K.2010/7094.

[4] Yargıtay 12. HD,  E.2010/28156, K.2011/9655.

[5] Yargıtay 12. HD, E. 2003/21352, K. 2003/24439.

[6] YGHK, 27.01.2010, E.12/539, K.16.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir