İcra Tebligatları Ve Usulsüz Tebliğ

 

Tebligat, hukuki işlemlerin ilgili kimsenin bilgisine sunulması için, yetkili makamlar tarafından yazı ile veya ilanla yapılan bildirimdir. Bu sayede hukuki işlemin muhatabı olan kimsenin hakkındaki işlemden bilgisi olması ve gereken işlemleri yapmak üzere harekete geçmesi sağlanır. Yapılan işlemlerin hukuki sonuç doğurabilmesi için ilgililere usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerekmektedir.

Tebligat özellikle icra işlemlerinde oldukça önemlidir. Tebligat aşamasındaki bir usulsüzlük bu tebligata dayanılarak yapılan tüm işlemlerin iptaline sebep olabilmektedir. Bu nedenle tebligat işleminin Kanuna ve usule uygun şekilde yapılmadığının tespit edilmesi halinde ilgilinin yasal yollara başvurması gerekecektir.

Bu bültende usulüne uygun bir tebligatın nasıl olması gerektiği ve usulsüz tebliğ halinde başvurulabilecek hukuki çarelerin neler olduğu konusunda açıklamalara yer verdik.

1.       İcra İşlemlerinde Tebligat Hangi Kurallara Tabidir?

İcra işlemlerinde yapılacak tebligatlarda uyulması gereken kurallar İcra ve İflas Kanunu ile Tebligat Kanunu’nda düzenlenmiştir. İcra ve İflas Kanunu madde 21 ve 57’de icra daireleri tarafından ilgililere yapılacak tebligatlarda Tebligat Kanununda yer alan düzenlemelerin geçerli olacağı ifade edilmiştir.

Bu iki Kanuna ek olarak Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik, Elektronik Tebligat Yönetmeliği, İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği’nde yer alan düzenlemeler de icra tebliğlerinde uygulama kabiliyeti bulmaktadır.

2.       Usulüne Uygun Tebligat Nasıl Yapılır?

Tebligat Kanunu (TK)’na göre, tebligat, tebliğ yapılacak şahsa, bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Şayet muhatabın adres kayıt sisteminde de bir adresi bulunmuyorsa, muhatap kişinin adresi meçhul sayılarak, yapılacak araştırmanın ardından ilânen tebligat yapılır.

Kural tebligatın bilinen en son adreste ilgilisine yapılması ise de, tebliği alacak kişinin müracaatı ya da kabulüyle bu adres dışında da tebligat yapılması mümkün ve geçerlidir.

Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır (TK m.16). Tebligat işlemlerini kolaylaştırmaya yönelik olan bu hüküm ile muhatabın tebliğ esnasında adreste bulunmaması ihtimaline göre bir çözüm öngörülmüştür.  Ancak bu şekilde yapılacak tebligatta tebliğ mazbatasında mutlaka tebliğ alan kişi ile tebligatın muhatabının aynı çatı altında yaşadığı ibaresine yer verilmelidir. Aksi takdirde tebliğ usulsüz olur.

Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılır (TK m. 17).

Tebliğ yapılacak kişi otel, hastane, tedavi veya istirahat evi, fabrika, okul, öğrenci yurdu gibi içine serbestçe girilemeyen veya arananın kolayca bulunması mümkün olmayan bir yerde bulunuyorsa, tebliğin yapılmasını o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amiri temin eder. Bunlar tarafından muhatabın derhal bulunması sağlanır. Bu mümkün olmazsa, tebliğ kendilerine yapılır (TK m.18).

Tüzel kişilere yapılacak tebligatlar, yetkili temsilcilerine yapılmalıdır. Yetkili temsilci sayısı birden fazlaysa, bunlardan yalnız birine yapılır (TK m.12).

Tüzel kişiler adına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler herhangi bir sebeple iş saatlerinde iş yerinde bulunmazlar veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir durumda olurlarsa tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır (TK m.13).

İcra işlemlerinin vekille takip ediliyor olması halinde tebligatın mutlaka vekile yapılması gerekmektedir (TK m.11). Asile yapılan tebligat geçersizdir.

Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddelere göre tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebligatı almaktan imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti üyesinden birine veya zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve teslim alanın adresini içeren ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır (TK m.21).

Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti üyesinden birine veya zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini içeren ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır (TK m.21).

Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilmesi imkânı getirilmiştir. Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlere elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur. Bu şekilde elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde Tebligat Kanunu’nda gösterilen diğer usullerle tebligat yapılır.

Tebligat yapılacak kişinin adresini değiştirmiş olması halinde yapılması gerekenler ise Tebligat Kanunu madde 35’te gösterilmiştir. “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan merciye bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.

Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır”(TK m.35).

3.       Usulsüz Tebligat ve Usulsüz Tebligat Hâlleri

Usulsüz tebligat, yapılan tebligat işleminin Kanunda belirtilen kural ve usullere uygun olmamasıdır. Usulsüz tebligat yapılması halinde tebligat otomatikman hükümsüz sayılmamaktadır. Tebliğ usulsüz olmasına rağmen, tebliğ alacak muhatap kişi bu tebligatı öğrenmişse tebliğ geçerli sayılır. Tebliğ tarihi olarak da tebliğ alacak kişinin belirttiği tarih kabul edilir. (TK m.32/II; Tebligat Kanunu Yönetmeliği m. 53/II). Muhatabın usulsüz tebliği öğrenip öğrenmediği ve öğrenmişse bunu tarihi, muhatabın beyanına göre belirlenmektedir. Muhatabın bu konudaki beyanının tersi iddia edilip ispatlanamaz. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, muhatabın beyan ettiği tarihten daha önce tebligattan haberdar olduğunu belli eden işlemlere girişmiş olması halidir. Bu durumda şayet usulsüz tebligatla ilgili şikayet yoluna başvurulursa mahkeme burada objektif iyiniyet ilkelerine göre beyan tarihini değil, işlemlerin yapıldığı tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edebilmektedir.

Usulsüz tebligat hallerine örnek olarak;

  • tüzel kişilikte yetkili olmayan çalışana yapılan tebligat,
  • aynı çatı altında oturmayan kişiye yapılan tebligat,
  • tebliğ evrakının komşuya verilmesi
  • dış görünüşü itibarıyla 15 yaşından küçük çocuğa tebligat yapılmış olması gibi haller örnek verilebilir.

4.    Usulsüz Tebligat Halinde Şikâyet Prosedürü

İcra işlemlerinde süreler genellikle tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlamaktadır. Bu nedenle usulsüz tebligat yapılmış olması halinde bu usulsüzlük veya eksikle ilgili olarak muhatabın harekete geçmesi ve tebliğ tarihini düzeltilmesi için başvuruda bulunması gerekecektir. Aksi takdirde usulsüz tebliğ ile başlayan süre kaçırılabilir. Süre konusunda bir problem olmasa dahi usulsüz tebliğe dayanılarak yapılan işlemler hukuken sağlıklı olmamaktadır. Muhatabın başvurusu üzerine tebligat ve buna bağlı yapılan işlemlerin iptal edilmesi mümkündür. Örneğin, ödeme emri muhataba usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemişse, buna dayanarak yapılan haciz ve satış gibi tüm işlemlerin de iptali gerekecektir.

Tebligatın usulsüz olduğunu düşünen muhatap, 7 gün içinde icra mahkemesinde şikâyet yoluna başvurmalıdır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, ilgilinin şikâyet yoluna başvurması halinde en geç şikâyet tarihinde tebligatı öğrenmiş kabul edileceğidir. Dolayısıyla bu tarihte usulsüz tebligat geçerli tebligata dönüşecek, tebliğ ile başlaması gereken süreler, şikâyet tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır.  Bu nedenle tebligatın usulsüzlüğü iddiası ile birlikte muhatabın varsa diğer itirazlarını ve yapması gereken işlemleri yapması gerekir.

Bir diğer husus usulsüz tebligat halinde gecikmiş itiraz yapılmasının gerekli olmamasıdır. Çünkü usulsüz tebliğ halinde henüz itiraz süresi geçmemiş olacağından bu yola başvurmaya gerek yoktur.  Muhatabın usulsüz tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarihte tebliğ ile başlaması gereken süreler başlayacak, ve bu tarihten itibaren muhatap normal itiraz ve şikayet sürecini süresinde başlatmış sayılacaktır. Mahkeme şayet tebliğin usulsüz olduğuna kanaat getirirse, , tebligatın yapıldığı günü düzeltmekle yetinecek, tebligatı iptal etmeyecektir.

Aşağıda usulsüz tebliğ hallerine ve bu hususta verilen kararlara Yargıtay içtihatlarından örneklerle yer verilmiştir;

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2021/2696 E., 2021/7081 K.

“Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre tüzel kişiler adına ticaret sicilindeki adreslerine gönderilen tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılmış olması halinde tebliğ memurunun, Tebligat Yönetmeliği’nin 30 ve 31. maddelerindeki koşulları araştırmasına gerek yoktur. Zira, muhatabın adreste bulunmaması halinde, bunun nedeninin araştırılması ve tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceğinin tespit edilmesi gerçek kişiler yönünden zorunlu olup, hükmi şahısların sıfatı ve niteliği itibari ile böyle bir araştırmanın yapılmamış olması, tebligatın usulsüzlüğü sonucunu doğurmaz. Ancak, Kanunun 21/1.maddesine göre tebligat yapılması halinde, tebliğ memuru, tebliğ evrakını tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de, mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir.


Somut olayda borçlu…. ödeme emrinin ticaret sicil adresine 7201 Sayılı TK’nın 21/1 maddesi gereğince “muhatabın adresinin geçici kapalı olduğu komşu 47/A Ünite Teknik İnş. Ltd. Şti den soruldu, evrak mahalle muhtarına 
tebliğ edildiği, 2 nolu haber kağıdının muhatabın kapısına yapıştırıldığı en
yakın komşuya haber verildiği” şeklindeki şerh ile tebliğ olunduğu, haber verilen komşu isminin bulunmadığı, bu hali ile tebligatın TK’nun 21/1. maddesine aykırı olduğu, her ne kadar şirketin kapalı olması durumunda adreste bulunmama nedeninin araştırılması gerekmemekte ise de, komşuya haber verme yükümlülüğünün devam ettiği, Dairemiz uygulamalarında TK.nun 21/1. maddesinin tüm koşullarının sıkı bir şekilde uygulanmayacağı belirtilmiş olmakla beraber bunun haber verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı, haber verilen komşunun isminin usulüne uygun bir şekilde tutanağa geçirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.


Buna göre şikayete konu tebligatta haber verilen komşunun ismi yazılmadığından bu hali ile 
tebliğ işleminin şeklen Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine aykırı ve dolayısıyla usulsüz olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan TK’nun 32. maddesi gereğince, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilir.

O halde mahkemece usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile TK’nun 32. maddesi gereğince, tebliğ tarihinin, öğrenme tarihine göre düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.”[1]

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2021/5401 E., 2021/6915 K.

“Borçlunun dava dilekçesinde; adresin mernis adresi ve ikamet adresi olduğunu, tebligat tarihinde orada ikamet ettiğini, tebligatın iade edilmemesi gerektiğini, dolayısıyla iade edilen bu tebligata dayanılarak TK’nın 21/2. maddesine göre tebligat çıkarılamayacağını bildirdiği görülmektedir.
Somut olayda, borçlunun mernis adresi olan… adresine tebligat çıkartıldığı ve tebligatın “Muhatabın gösterilen adresten tanınmadığı muhtarlık kaydı olmadığından çıkış mercine iade. ”şerhi ile iade edildiği ancak 7201 sayılı Kanun’un 21/1. maddesine göre tebligatta muhatabın adreste tanınmadığını bildiren komşunun ismi alınmadan 
tebliğ işlemi yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu hali ile iade dönen ilk tebligat; 7201 sayılı Kanun’un 21/1. maddesi ile Yönetmeliğin 30. maddesi hükümlerine aykırı olup usulsüz olduğundan T.K.nun 21/2 maddesinin uygulanmasına esas alınamaz.
İİK’nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.”

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2021/1416 E., 2021/6897 K.

 

“Ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğüne ilişkin şikayet, İİK’nun 16/1. maddesi uyarınca usulsüz tebliğ işleminin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük sürede icra mahkemesine yapılmalıdır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi gereğince, tebligatın usulsüz olması halinde muhatabı tebliğinden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, aksine yazılı bir delil olmadıkça, tebliğ tarihi olarak kabul edilir.


İcra emri 
tebliğ tarihinin, süreye bağlı işlemlerde önem arz etmesi nedeniyle şikayetçinin icra emri tebliğ tarihinin düzeltilmesini istemekte hukuki yararı bulunduğu nazara alınarak, mahkemece şikayetçi adına çıkartılan icra emri tebliğ işleminin usulsüz olduğuna ilişkin şikayetin incelenerek tebligatın usulsüz olduğu sonucuna varılması halinde, tebligat tarihinin TK’nun 32. maddesi uyarınca düzeltilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.”

SONUÇ

Tebligatın hukuki sonuç doğurabilmesi için kurallara uygun şekilde yapılmış olması gerekmektedir. Kanuna ve usule aykırı şekilde yapılan tebligatlar usulsüz tebligat olarak adlandırılmaktadır. Fakat usulsüz şekilde yapılan tebligat otomatikman geçersiz kabul edilmemekte, tebligattan muhatabı bir şekilde haberdar olmuşsa tebligat geçerli sayılmaktadır. Bu takdirde tebliğ tarihi muhatabın beyan ettiği tarih olarak kabul edilecek ve süreler de bu tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Usulsüz tebliğ halinde icra mahkemesine şikayet başvurusu yapılarak tebliğ tarihinin düzeltilmesi veya tebligatın iptali istenebilir. Bu usulsüzlüklerin tespiti ve hak kayıplarının önlenmesi için gerekli başvuruların süresinde yapılabilmesi için profesyonel hukuksal destek alınması tavsiye edilmektedir.

Saygılarımızla.

Solmaz Hukuk ve Danışmanlık Ekibi.

REFERANSLAR

KÜÇÜK, Alper Tunga, “İcra ve İflas Hukukunda Tebligata İlişkin Düzenlemeler”, İÜHFM, C. LXXIV, S. 1, yıl:2016, s.305-329.

SÜPHANDAĞ, Yavuz, (2015), İcra ve İflas Hukukunda Uygulamalar, Bilge Yayınevi, 9. Baskı, s.283-285.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2021/2696 E., 2021/7081 K.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2021/5401 E., 2021/6915 K.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2021/1416 E., 2021/6897 K.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir