Borçtan Kurtulma Davası

 

Borçtan kurtulma davası, borçlunun borçlu olmadığını ispat etmek için icra takibi sürecinde açtığı bir tür davadır. Tıpkı menfî tespit davasında olduğu gibi bu davada borçlu, borçlu olmadığını ispat etmek amacındadır. Aslında davanın menfî tespit davasından içerik olarak bir farklılığı bulunmamaktadır. Ancak icra takibi esnasında ve 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiğinden sonuçları ve şartları bakımından bazı farklılıkları bulunmaktadır.

Bu bültende borçtan kurtulma davasının özellikleri ve sonuçları üzerinde durduk.

1.       Borçtan Kurtulma Davası Ne Zaman Açılabilir?

Borçtan kurtulma davası icra takibi devam ederken borçlunun kendisine gönderilen ödeme emrinde yer alan âdi senede bağlı borçla alakalı olarak imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiği imza itirazı sürecinde açılmaktadır. Daha açık anlatımla, burada borçlu ödeme emrinde imzaya itiraz etmiş, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek borcun borçlusu olmadığını öne sürmüştür. Bu itiraz ile icra takibi borçlu lehine duracaktır. İşte bu noktada alacaklının itirazın geçici kaldırılması yoluna başvurarak icra takibine devam edilmesi için harekete geçmesi gerekmektedir. İcra mahkemesine itirazın geçici kaldırılması için yapılan başvuruda alacaklı haklı görülerek itirazın geçici kaldırılması kararı verilirse borçlu borçtan kurtulma davası açabilir. Bu dava ile borçlu hakkındaki icra takibine devam edilmesini önlemeye çalışmaktadır. Kısacası isminin çağrıştırdığı genel anlamın aksine oldukça özel bir konumu olan takip hukuku çerçevesinde belli bir sürede ve belli şartların varlığı halinde açılabilen bir davadır.

Borçlu, borçtan kurtulma davasını, itirazın geçici kaldırılması kararını bertaraf ederek, icra takibine devam edilmesini engellemek amacıyla açar. İtirazı geçici olarak kaldırılmış olan borçlu, borçlu olmadığını ispat etmek ve icra takibini durdurmak için itirazın kaldırılması kararının kendisine tefhim veya tebliğinden itibaren 7 gün içinde bu davayı açmalıdır.

7 günlük süreyle sınırlı olmaksızın borçlunun borçlu olmadığını ispat etmek için menfî tespit davası açmasına da bir engel yoktur. Ancak bu konuda aşağıdaki Yargıtay kararına konu olan hususa dikkat edilmesi gerekmektedir;

“Alacaklı genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde adi senede veya kambiyo senedine dayanmışsa ve borçlu takibin dayanağı olarak gösterilen senetteki imzaya itiraz edebilecek durumda ise menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Zira borçlu imzaya itiraz ederek ilamsız takibi durdurabilir. Alacaklının itirazının geçici kaldırılmasını talep etmesi durumunda ise kendisini savunabilir. İtirazın geçici kaldırılmasına karar verilmesi halinde ise İİK.nun 69.maddesi uyarınca borçtan kurtulma davası açabilir.


Alacaklının adi senet, kambiyo senedi veya İİK.nun 68.maddesinde sayılan belgelerden birine dayanarak genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine geçmesi halinde, borçlu borca itiraz edebilecek durumda ise menfi tespit 
davası açmakta hukuki yararının bulunduğu kabul edilmelidir. Zira bu durumda alacaklı itirazın kesin kaldırılmasını (İİK.m.68) talep ederek takibin devamını sağlayabilir. (Bu durumda elinde takip dayanağı belgeyi hükümden düşürecek bir belgeye sahip olan borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı kabul edilmektedir.”[1]

2.       Borçtan Kurtulma Davası Nerede Açılır?

Borçtan kurtulma davası icra mahkemelerinde değil, genel mahkemelerde açılan ve görülen bir davadır. Bu nedenle neticesinde verilen hüküm maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder. Bundan anlaşılması gereken, aynı taraflar arasındaki aynı borç için yeniden dava açılamayacağı ve takip yapılamayacağıdır. Yani artık uyuşmazlık kesin olarak karara bağlanmış olacak, alacaklılık-borçluluk durumu mahkeme kararıyla kesin olarak tespit edilmiş olacaktır.

Borçtan kurtulma davası için genel mahkemeler görevli olduğundan dava konusuna göre, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olabileceği gibi, örneğin kira ilişkisinden doğan alacaklarla ilgili takiplerde ise sulh hukuk mahkemesi görevli olabilecektir. Doğru mahkemenin tespiti için uzman bir hukukçu yardımına başvurmak sağlıklı olacaktır.

Yetkili mahkeme ise, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi veya alacaklının yerleşim yeri mahkemesidir.

3.       Borçtan Kurtulma Davası Nasıl Açılır?

Borçtan kurtulma davası her dava gibi bir dilekçe ile görevli ve yetkili mahkemeye yapılacak başvuru ile gerekli harç ve masrafların yatırılması suretiyle açılır. Ancak bu davada dava şartı olan ve bu nedenle mutlaka yatırılması gereken özel bir teminat bulunmaktadır. Teminatın en geç ilk duruşma gününe kadar gösterilmesi/yatırılması gerekmektedir. Teminat miktarı, dava konusu alacağın yüzde onbeşi(%15) kadar bir tutardır. Bu teminatın ilk duruşma gününe kadar gösterilmemesi halinde mahkeme başka hiçbir inceleme yapmaksızın davanın usulden reddine karar verecektir(İİK m.69/II, c.3).

Borçtan kurtulma davası borçlu tarafından alacaklıya karşı açılır.

4.       Borçtan Kurtulma Davasında Mahkemenin Yapacağı İnceleme

Borçtan kurtulma davasına mahkemenin yapacağı inceleme genel hükümlere tabidir. Mahkeme icra mahkemesi gibi evrakla sınırlı inceleme yapmaz. Dava, takip konusu senedin altındaki imzanın inkârı üzerine açıldığından imzanın borçluya ait olup olmadığı konusunda inceleme yapılır. Şayet imzanın borçluya ait olduğu tespit edilirse bu kez de borçlunun ödeme, zamanaşımı, senedin hatır senedi olduğu gibi sair itirazları varsa bu hususlarda inceleme yapılacaktır.

5.       Borçtan Kurtulma Davasında Mahkemenin Verebileceği Kararlar ve Sonuçları

Borçtan kurtulma davasını borçlu kazanırsa, mahkeme takip borçlunun borçlu olmadığını tespit etmiş olur ve hakkındaki icra takibine devam edilemez. İlamsız icra takibi hükümsüz hale gelir ve konulmuşsa şayet borçlu malların üzerindeki hacizler hükümden düşer. Artık alacaklının yeni bir dava açarak alacak hakkını talep etmesine de olanak kalmaz. Mahkeme aynı zamanda alacaklıyı alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum eder. Borçlunun  daha önce icra mahkemesince itirazın geçici kaldırılması kararı ile ödenmeye mahkum edildiği tazminat da bu davanın kazanılmasıyla ortadan kalkar.

Borçtan kurtulma davasını alacaklı taraf kazanırsa, itirazın geçici kaldırılması kararı kesin kaldırmaya dönüşür ve borçlu malları haczedilmişse bu mallar üzerindeki geçici haciz de kesin hacze dönüşür. Artık alacaklı kesin haciz koydurmuş olduğundan borçlu mallarının satışını isteyebilir. Şayet daha önce borçlu malları haczedilmemişse alacaklı icra takibine devam edilerek borçlu mallarının satılmasını isteyebilir. Borçlu bu kararla birlikte alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere alacaklıya tazminat ödemeye mahkum edilir. Önceden icra mahkemesinin itirazın geçici kaldırılması kararıyla birlikte borçlu aleyhine hükmettiği tazminat da kesinleşir ve borçlu iki ayrı tazminatı ödemek zorunda kalır(İİK m.68-69).

6.       Süresinde Borçtan Kurtulma Davası Açmamış Olan Borçlu Ne Yapabilir?

Borçtan kurtulma davası 7 günlük hak düşürücü süre içinde açılmaktadır. Bu süre geçtikten sonra açılan dava borçtan kurtulma davası olarak adlandırılamayacak ve bu davanın sonuçlarını doğurmayacaktır. Borçtan kurtulma davası açılması, borçlu hakkında başlatılan takibi durdurur, borçlu malları üzerine konulmuş geçici haciz varsa bu haczin kesin hacze dönüşmesini önler ve alacaklının malların satışını istemesine bu sayede engel olur. Ayrıca itirazın geçici kaldırılması kararının kesin kaldırma kararına dönüşmesini engeller. Şayet borçlu bu davayı süresinde açmazsa tüm bu imkânlardan yararlanamaz. Hakkındaki icra takibine devam edilir, malları üzerindeki geçici haciz kesin hacze dönüşür ve malları satılabilir. Yine de borçlunun halen başvurabileceği hak arama yolları bulunmaktadır. Borçlu eğer borçlu olmadığını düşünüyorsa genel mahkemelerde menfî tespit davası açarak borçlu olmadığını ispat etmeye çalışabilir. Bu davada teminat yatırmak şartıyla satılan malların bedelinin alacaklıya ödenmesine engel olabilir. Menfî tespit davasını kazanabilirse hakkındaki icra takibi hükümsüz hale gelir ve artık takibe devam edilemeyeceği gibi alacaklı tarafından bu alacakla ilgili yeni bir dava açılması ya da takip başlatılması da mümkün olmaz.

İcra takibi sürecinde borçlu alacaklıya takip konusu borcu ödemişse, borçlu istirdat davası açarak icra tehdidi altında borçlu olmadığı halde ödemiş olduğu parasını geri isteyebilir. Bir Yargıtay kararında bu durum şöyle ifade edilmektedir;

“Borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu halde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır.”[2] 

SONUÇ

Borçlunun itirazının geçici kaldırılmasına karar verildiği durumda bu kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde açması gereken dava borçtan kurtulma davası olarak isimlendirilmektedir. Takip hukuku bakımından önemli olan bu davanın kazanılması borçlu ve alacaklı taraflar bakımından oldukça önemlidir. Zira bu dava sonucunda verilecek hüküm taraflar için kesin hüküm teşkil edecek ve bir daha aynı alacak dava ve takip konusu edilemeyecektir. Kesin ve kısa bir sürede açılması gereken ve özellik arz eden davanın uzman bir hukukçu yardımıyla açılması ve takibi davanın sonucu konusunda önemli bir belirleyici olabilecektir.

Daha fazla bilgi için sitemizdeki itirazın geçici kaldırılması konulu diğer makalelere göz atabilir, detaylı bilgi için Solmaz Hukuk ve Danışmanlık ekibiyle iletişime geçebilirsiniz.

Saygılarımızla.

REFERANSLAR

KURU, Baki, (2016), İcra ve İflâs Hukuku, Legal Yayıncılık, s.136-138.

PEKCANITEZ, Hakan/ATALAY, Oğuz/SUNGURTEKİN ÖZKAN, Meral/ÖZEKES, Muhammet, (2015), İcra ve İflâs Hukuku, Yetkin Yayıncılık, s. 170-171.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2011/19-622 E., 2012/9 K.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 2012/6685 E., 2013/1117 K.

İcra ve İflâs Kanunu.

[1] Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 2012/6685 E., 2013/1117 K.

[2] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2011/19-622 E., 2012/9 K.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir