Borçlunun İtirazıyla Duran İcra Takibini Devam Ettirmenin Bir Yolu: İtirazın Kaldırılması

İlamsız icra takipleri, alacaklının icra dairesine başvurarak bir kişiden alacaklı olduğunu iddia etmesiyle başlamaktadır. Üstelik icra takibi başlatabilmesi için alacaklının elinde herhangi bir belge olmasına dahi gerek yoktur. Sadece alacaklının beyanıyla borçlusu olduğunu iddia ettiği kişi hakkında ilamsız icra takibi başlatılması ve borçlu kişiye ödeme emri gönderilmesi mümkündür. Alacaklı için bu denli kolay şekilde başlatılabilen bir icra takibi, borçlunun gönderilen ödeme emrine basit bir itirazı üzerine de durdurulmaktadır. Bu durum takip hukukunda alacaklı ve borçlu arasındaki adil dengenin korunması amacına hizmet etmektedir. Gerçekten alacaklı olan kişinin başlatmış olduğu icra takibi, borçlunun asılsız ve dayanaksız bir itirazıyla durduğunda, alacaklının bu takibe devam edebilmek için harekete geçmesi gerekmektedir.

Borçlunun itirazıyla durmuş olan icra takibine devam edilebilmesi için, alacaklının önününde iki seçenek bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, alacaklının genel mahkemelerde itirazın iptali davası açmasıdır. İtirazın iptali davasını incelediğimiz makaleye sitemizden erişebilirsiniz(bkz. Borçlunun İtirazıyla Duran Takibe Devam Etmenin Yolu: İtirazın İptali Davası)

Bu bültende ise, borçlunun itirazının ortadan kaldırılarak icra takibine devam edilmesi için icra mahkemelerine yapılan itirazın kaldırılması talebini ve bu talep üzerine yapılacak inceleme ile verilecek kararları inceledik.

1.    İtirazın Kaldırılması Talebi

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, borçlunun ödeme emrine yaptığı itiraz üzerine duran icra takibine devam edilmesi için alacaklının itirazın iptali davası açarak bu davayı kazanması gerekmektedir. Ancak bu davada yapılacak yargılama ve karar sürecinin uzunluğu nedeniyle alacaklının alacak hakkına kavuşması güçleşebilmektedir. Oysa ki ilamsız icra takibinin amacı, alacaklının  dava prosedürüyle uğraşmasına ve uzun süreler beklemesine gerek kalmaksızın alacağını tahsil etmesine olanak tanımaktır. İşte bu nedenle, alacaklının başlatmış olduğu icra takibini borçlunun basit bir itirazıyla durdurmasına karşılık alacaklının da dava açmadan kısa ve kolay yoldan bu itirazı bertaraf etmesine ve icra takibine devam edilmesini sağlayarak alacağını tahsil etmesine olanak tanıyacak daha pratik bir çözüm yolu getirilmiştir. Bu da icra mahkemesinden alacaklının itirazın kaldırılmasını talep etmesidir.

İtirazın kaldırılması talebi icra mahkemesine yazılı ya da sözlü olarak yapılabilmektedir. İtirazın kaldırılması prosedürüne başvurmak bir dava açıldığı anlamına gelmemektedir.  Fakat yine de bu yola başvururken alacaklının başvurma harcı, karar ve ilam harcı yatırması gerekir.

İtirazın kaldırılması talebinde bulunulması için borçlunun 7 günlük süre içinde itiraz etmiş olması gerekmektedir. 7 günden sonra yapılan itiraz zaten geçerli olmayacağından itirazın kaldırılması yoluna gidilmesine de gerek yoktur.

“İİK ‘nun 62/1. maddesinde; “İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda; borçlu adına çıkartılan ödeme emrinin 17.11.2018 tarihinde tebliğ edildiği, adı geçenin icra dairesine yaptığı itirazının 30.11.2018 yani 7 günlük itiraz süresinden sonra olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, borçlunun icra dairesine itirazı sonuç doğurmaz. Dolayısıyla itirazın kaldırılması talebinin borçlu … yönünden konusu yoktur.”[1]

2.    İtirazın Kaldırılması Prosedürünün Çeşitleri: Geçici ve Kesin Kaldırma

İtirazın kaldırılması yolu iki çeşittir; bunlar itirazın kesin kaldırılması ve itirazın geçici kaldırılması yollarıdır. İtirazın geçici kaldırılmasına borçlunun âdi senet altındaki imzasına itiraz etmesi halinde başvurulmaktadır. Yani, imzaya itirazın söz konusu olduğu hallerde alacaklı itirazın geçici kaldırılması yoluna başvurarak bu itirazı bertaraf etmeye çalışmalıdır.

İmzaya itiraz dışındaki tüm itirazlar borca itiraz olarak kabul edildiğinden bunlara karşı itirazın kesin kaldırılması başvurusu yapılması gerekmektedir. Her iki yola başvuru icra mahkemelerine yapılmaktadır. İcra mahkemesinde itirazın kesin kaldırılması prosedüründe alacaklılık ve borçluluk durumu belgeler üzerinden tespit edilmeye çalışılırken, geçici kaldırılması prosedüründe sadece imzanın borçluya ait olup olmadığı ve imzaya itirazla çelişmeyen diğer itirazların haklılığı konusunda inceleme yapılır.

İtirazın kesin kaldırılması başvurusunun alacaklı lehine kabul edilmesi halinde icra takibine devam edilmektedir. İtirazın geçici kaldırılması talebinin alacaklı lehine kabulü halinde ise alacaklı borçlu mallarının geçici olarak haczedilmesini de isteyebilmektedir.

3.    İtirazın Kaldırılması Yoluna Başvuru Süresi

İtirazın kaldırılması prosedürüne başvuru, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren 6 ay içinde yapılmalıdır(İİK m. 68). Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, 6 aylık süre geçtikten sonra itirazın kaldırılması istenemez. Bu durumda alacaklının yapabileceği şey 1 yıllık süre dolmamışsa itirazın iptali davası açmak, bu süre de geçmişse genel mahkemelerde borçluya karşı bir alacak davası açmak olacaktır.

4.    İtirazın Kaldırılması Hangi Mahkemeden İstenmelidir?

İtirazın kaldırılması talebi icra mahkemelerine yapılmalıdır. Yetkili icra mahkemesi ise, icra takibinin yapıldığı yerdeki icra mahkemesi olup bu yetki kesin yetki niteliğindedir. Yetkisiz icra mahkemesine yöneltilen talepler mahkemece reddedilecektir.

Gerek itirazın kesin kaldırılması gerekse geçici kaldırılması talepleri icra mahkemesinde basit yargılama usulüne göre incelenir(HMK m. 316-322, İİK m. 70, m.18, I). İnceleme duruşmalı olarak yapılmaktadır.

5.    İtirazın Kaldırılması Yoluna Başvurabilmek İçin Gerekli Belgeler

Alacaklının itirazın iptali davası açmaksızın kolay yoldan itirazın kaldırılması prosedürüne başvurması ve sonuç alabilmesi elinde Kanun’da sayılan bazı belgelerin bulunmasına bağlıdır. Bu belgelerin hangileri olduğu İİK madde 68/I’de sayılmıştır. Buna göre alacaklının aşağıdaki nitelikte bir belgeye sahip olması gereklidir;

  • İmzası ikrar edilmiş(borçlu tarafından kabul edilmiş) âdi senet
  • İmzası noterlikte onaylanmış senetler
  • Resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne uygun olarak verdikleri belgeler

Bu belgeler itirazın kesin kaldırılması prosedürü için aranmakta olup, geçici kaldırmada ortada imzası kabul edilmiş değil inkâr edilmiş bir âdi senet olduğundan bu belge aranmayacaktır. Yine, resmî dairelerin veya yetkili makamların düzenledikleri belgelerde borçlu imzası bulunmayacağından ve dolayısıyla imzaya itiraz söz konusu olamayacağından bu belgenin de varlığı aranmaz.

Kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içeren düzenleme şeklindeki noter senetleri ilam niteliğinde belge sayıldığından bu belgeye sahip olan alacaklı ilamlı icra yoluna gidecektir. İlamlı icrada ise ödeme emri değil borçluya icra emri gönderilir ve bu icra emrine itiraz mümkün olmadığından itirazın kaldırılması prosedürü de olmaz. Bu sebeple, düzenleme şeklindeki noter senetleri İİK m. 68’de sayılan ve itirazın kaldırılmasına yarayan belgelerden değildir.

Tedbir nafakası kararları, icra tutanakları, borç ödemeden aciz belgesi ve kesin rehin açığı belgeleri İİK m. 68 anlamında itirazın kaldırılmasına yarayan belgelere örnek verilebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de âdi senedin taşıması gereken vasıflardır. İİK m. 68 anlamında bir âdi senetten bahsedilebilmesi için senedin kayıtsız şartsız bir para borcunun ödenmesi gerektiği ikrarını içermesi ve senette borçlunun imzasının bulunması şarttır. Aksi takdirde ortada İİK m. 68 anlamında bir senet yoktur ve itirazın kaldırılması bu senede dayanarak talep edilemez. Örneğin borçlu imzası taşımayan faturalar, ya da sadece sözleşme niteliğindeki belgeler yazılı delil olsalar da senet niteliğine sahip değillerdir. Ancak yazılı şekilde yapılmış bir satış sözleşmesinde malın alıcıya teslim edildiği ve alıcının da malın satış bedelini belli bir tarihte ödeyeceği yazılmışsa, bu satış sözleşmesi de İİK m. 68 anlamında borç ikrarı niteliğindedir. Yine kira alacağı için yapılan bir takipte, kiracının kiralananı teslim aldığının ve karşılığı kira alacağının yazıldığı bir kira sözleşmesi de İİK m. 68 anlamında belge niteliğinde kabul edilir ve itirazın kaldırılmasına kullanılabilir.

“İİK’nun 68/1. maddesi gereğince; talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenit ise, alacaklı itirazın kaldırılmasını isteyebilir.
Öte yandan; İİK’nun 63. maddesi uyarınca, nasıl ki itiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez ise, alacaklının da takip konusu yapmadığı ve takip dosyasına sunmadığı bir belgeyi itirazın kaldırılması aşamasında ileri süremeyeceğinin kabulü gerekir.
Somut olayda, UYAP’ta taralı olan icra takip dosyasının incelenmesinde; ilamsız takibin dayanağının “06.12.2018 tarihli asıl alacak 310.000,00 TL” olarak gösterildiği, alacaklı tarafından, takip açılırken takip dosyasına herhangi bir belge sunulmadığı, dolayısıyla İİK’nun 68/1. maddesinde düzenlenen belgelerden birine dayanılmadığı, borçlunun icra dairesine süresi içerisinde sunduğu itiraz dilekçesinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, alacaklı yanca ilk kez 04.11.2019 tarihli dava dilekçesinin delil kısmında “borçlu tarafından imzalanan borç içerir belge” olarak belgeye dayanıldığı ve 26.12.2019 tarihli dilekçe ile de mahkemeye senet sureti sunulduğu anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi’nce takipte bir belgeye dayanılmadığı hususu yerinde olarak tespit edilmişse de; alacaklı yanca ilk kez itirazın kaldırılması aşamasında sunulan senedin takip konusu alacakla aynı ve kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren belge niteliğinde olduğuna yönelik gerekçesinin, yoruma dayalı olması ve alacaklının takipte sunmadığı bir belgeye itirazın kaldırılması aşamasında dayanamayacağı kuralı gereğince kabulü mümkün değildir.”[2]


İtirazın Kaldırılması Süreci Neticesinde Mahkemenin Verebileceği Kararlar ve Sonuçlar

İcra mahkemesinde yapılacak duruşmalı yargılamada, taraflar sadece İİK madde 68’de yer alan belgelerle karşılıklı iddialarını ispat edebilirler. bu yargılamada tanık dinletme veya yemin deliline başvurma imkânı bulunmamaktadır. Sadece belgeler üzerinden ve geçici kaldırma söz konusuysa yapılacak bilirkişi incelemesinden delil olarak faydalanılmaktadır. Mahkemenin yapacağı yargılama sonucunda itirazın kaldırılması talebini kabul veya reddetmesi mümkündür.

Şayet icra mahkemesi alacaklıyı haklı görür ve itirazın kesin kaldırılmasına karar verirse, borçlunun yapmış olduğu itiraz bertaraf edilmiş olur ve alacaklı ilamsız icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Ayrıca mahkeme esasa dair bir sebepten itirazın kesin kaldırılmasına karar vermişse, borçlunun haksız olarak itiraz etmiş olduğu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine de karar verir(İİK m.68/son). İtirazın kesin kaldırılması kararı üzerine alacaklı borçlu mallarının haczini isteyebileceği gibi, borçlu da kararın haksız olduğunu düşünüyorsa genel mahkemelerde ilgisine göre menfî tespit davası veya istirdat davası açarak borçlu olmadığını ispat etmeye çalışacaktır.

İcra mahkemesi borçlunun  lehine itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verirse, alacaklı icra takibine devam edemez. Ayrıca mahkeme esasa ilişkin bir sebeple red kararı vermişse alacaklıyı, itiraza uğrayan alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere tazminat ödemeye de mahkum eder. Bu durumda alacaklı hem alacaklı olduğunu ispat etmek hem de dava süresince bu tazminatı ödemekten kurtulmak için bir alacak davası veya itirazın iptali davası açabilir.

İtirazın kesin kaldırılması talebinin reddi veya kabulü yönündeki kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Yani taraflar arasındaki borç ilişkisi başka davalara konu edilebilir. Şayet parasal sınırlara takılmıyorsa kabul veya red kararlarına karşı kanun yoluna başvurmak da mümkündür.

İtirazın geçici kaldırılması talebinin alacaklı lehine kabulü halinde, alacaklı borçlu mallarının geçici olarak haczedilmesini isteyebilir. Geçici haciz kesin hacze dönüşmeden bu malların satışı talep edilemez. Borçlu geçici kaldırma kararının kendisine tebliğinden itibaren 3 gün içinde mal beyanında bulunmak zorundadır. Geçici kaldırma kararıyla borçlu takip konusu alacağın yüzde 10’u oranında para cezasına, alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere de tazminata mahkum edilir. Borçlunun geçici kaldırma kararına karşı kararın tefhim veya tebliğinden itibaren 7 gün içinde borçtan kurtulma davası adı verilen bir dava açması mümkündür. Bu dava icra mahkemesinde değil genel mahkemelerde açılmaktadır. 7 gün ile sınırlı olmaksızın borçlunun borçlu olmadığını ispat etmek için menfî tespit davası açması da mümkündür. Ancak borçlu malları üzerindeki haczin kesin hacze dönüşmesini, geçici kaldırma kararının da kesin kaldırmaya dönüşmesini engellemek ve takibi durdurmak için borçlunun 7 gün içinde borçtan kurtulma davasını açması gerekir. Menfî tespit davası ile bu sonuçlar elde edilemeyecektir.

İtirazın geçici kaldırılması talebinin borçlu lehine reddine karar verilirse, alacaklı takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Alacaklı alacak hakkını ve imzanın borçluya ait olduğunu ispat etmek için genel mahkemelerde alacak davası açabilir.

“İİK’nun 269 c/ II maddesi gereğince; senet veya makbuzun alacaklı tarafından inkarı halinde 68’nci madde hükmü kıyasen uygulanır. Aynı Kanun’un 68/5. maddesine göre ise; borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar.


Alacaklının, borçlu tarafından sunulan ek protokolü, 13.9.2017 tarihli 
itirazın kaldırılması dilekçesi ile istinaf ve temyiz dilekçelerinde yani tüm aşamalarda inkar ettiği, altındaki imzayı da kabul etmediği ve gerekirse imza incelemesi yapılmasını talep ettiği görülmesine rağmen, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi’nce alacaklı tarafından söz konusu protokoldeki imzaya karşı çıkılmadığı gerekçesiyle ek protokol hükme esas alınmak suretiyle sonuca gidilmesi doğru bulunmamıştır.
Her ne kadar dar yetkili icra mahkemesinin icra takibine dayanak yapılan belgedeki inkar edilen imzayı inceleme yetkisi yok ise de; borçlu tarafından sunulan 25.09.2014 tarihli sözleşme altındaki imzanın alacaklıya ait olması durumunda, sözleşme tarihleri gözetildiğinde önceki sözleşmenin uyuşmazlık konusu kira bedeli yönünden değiştirildiğinin, taraflar arasındaki akdi ilişkinin kira bedeli yönünden son sözleşmeye göre devam ettiğinin kabulü gerekeceğinden, mahkemece, borçlunun dayandığı ek protokoldeki imza alacaklı tarafından inkar edildiğinden İİK’nun 269 c / II maddesi hükmü gereği aynı Kanun’un 68. maddesine göre anılan ek protokolün aslının temini ile, protokoldeki imzanın alacaklıya ait olup olmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile istemin reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.”[3]

SONUÇ

Borçlunun itirazıyla duran icra takibine devam edebilmenin en kısa ve kolay yolu olan itirazın kaldırılması prosedürü icra mahkemelerinde yapılan teknik bir hukuksal incelemedir. Alacaklı ve borçlunun sadece kanunda sayılanlarla sınırlı belgelerle yapacakları ispat faaliyeti neticesinde icra takibine devam edilip edilemeyeceği belirlenir.  Şayet doğru şekilde başvuru ve takip yapılırsa, itirazın kaldırılması prosedüründen başarılı sonuç almak mümkündür.

Konuyla ilgili daha fazla bilgi için sitemizin blog kısmında yer alan diğer makaleleri inceleyebilir, detaylı bilgi ve danışmanlık için Solmaz Hukuk ve Danışmanlık Ekibiyle iletişime geçebilirsiniz.

Saygılarımızla.

REFERANSLAR

KURU, Baki, (2016), İcra ve İflâs Hukuku, Legal Yayıncılık, s.120-135.

PEKCANITEZ, Hakan/ATALAY, Oğuz/SUNGURTEKİN ÖZKAN, Meral/ÖZEKES, Muhammet, (2015), İcra ve İflâs Hukuku, Yetkin Yayıncılık, s.158-169.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2021/2658 E., 2021/7162 K.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2021/2178 E., 2021/6545 K.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2021/5319 E., 2021/6542 K.

İcra ve İflâs Kanunu.

[1] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2021/2178 E., 2021/6545 K.

[2] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2021/2658 E., 2021/7162 K.

[3] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2021/5319 E., 2021/6542 K.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir