Ödeme Emrine İtiraz Süresi Kaçırılmışsa Yapılabilecek İtiraz (Gecikmiş İtiraz)

İcra hukukunda genel ilamsız takiplerde ödeme emrine itiraz süresi, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün olarak belirlenmiştir. Bu süre kesin ve hak düşürücü nitelikte olup, 7 gün geçirildikten sonra yapılan itirazlar dikkate alınmayacaktır. Ancak bazı şartların varlığı halinde 7 günlük sürenin dolmasından sonra yapılan itirazlar da kabul görmektedir.

Bu bültende, ödeme emrine itiraz süresinin dolmasından sonra yapılacak itirazların hangi hâl ve şartlarda geçerli kabul edileceği üzerinde durduk.

1.    Gecikmiş İtiraz Nedir?

Ödeme emrine itiraz için Kanun’da öngörülmüş olan 7 veya 5 günlük(kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takiplerde itiraz süresi 5 gündür) sürelerin kaçırılmış olması halinde yapılabilecek itiraza gecikmiş itiraz adı verilir. Gecikmiş itiraz normal itiraz süresi geçtikten sonra yapılan bir itiraz olup, doğrudan doğruya ödeme emrine itiraz ile aynı sonuçları doğurmaz. Örneğin; süresinde yapılan itiraz icra takibini durdururken, gecikmiş itiraz doğrudan böyle bir etki yaratamaz; icra takibi gecikmiş itiraza rağmen devam eder. Aynı şekilde normal itiraz icra dairesine bildirilirken, gecikmiş itirazın icra mahkemesine yapılması gerekmektedir. Süresinde yapılan itirazdan farklılık arz eden bu itirazın icra mahkemesince geçerli kabul edilebilmesi de belli şartlara bağlanmıştır. Yani, süresi geçtiği halde yapılan her itiraz gecikmiş itiraz değildir.

2.    Gecikmiş İtirazın Geçerlilik Şartları

Gecikmiş itirazın yapılabilmesi için belli şartların mevcut olması gerekmektedir.

  • Ödeme emrini tebliğ alan kişinin bu ödeme emrine kendi kusuru olmaksızın bir mazeret(engel) sebebiyle süresinde itiraz edememiş olması gerekir. Daha açık anlatımla, ödeme emrine borçlunun bir ihmali ya da kusuru olmaksızın, tamamen kendi iradesi dışında gerçekleşen zorlayıcı sebepler nedeniyle ödeme emrine itiraz edememiş olması aranmaktadır. Bu sebepler örneğin; borçlunun ödeme emrinin tebliği sürecinde ağır bir hastalık geçirmiş olması nedeniyle itiraz edememesi, tebliğ sırasında uzun bir seyahate çıkmış olması nedeniyle tebliğden süresinde haberdar olamaması veya borçlunun bulunduğu yerde bir doğal afet yaşanması nedeniyle itiraz edememiş olması gibi irade dışı sebepler olabilir. Borçlunun mazeretinin geçerliliğine dair kararı icra mahkemesi verecektir.
  • Gecikmiş itirazın süresinde yapılması gerekmektedir. Gecikmiş itiraz, engelin ortadan kalkmasından itibaren 3 gün içinde yapılmalıdır(İİK m.65/II). Ancak her hâlukarda haczedilen mallar satılana kadar gecikmiş itiraz yapılabilir. Satış gerçekleştikten sonraki aşamada gecikmiş itiraz yapılamaz.

3.    Gecikmiş İtiraz Nasıl Yapılır?

Gecikmiş itiraz bir dilekçe ile veya sözlü olarak icra mahkemesine yapılır. Borçlunun yapacağı itirazda iki hususu belirtmesi gerekmektedir;

  • Ödeme emrine süresinde itiraz edememesine sebep olan mazereti ve buna ilişkin deliller(her türlü delil gösterilebilir; hekim raporu, resmî kayıtlar, pasaport bilgileri vs)
  • Ödeme emrine itiraz edildiği beyanı

Borçlunun gecikmiş itirazı yaparken mutlaka ödeme emrine yasal süresi içinde itiraz edememesinin haklı gerekçesini delilleriyle birlikte mahkemeye sunması gerekmektedir. İcra mahkemesi bu dilekçe ve ekleri üzerinde yapacağı duruşmalı incelemeyle borçlunun kusuru olmaksızın süreyi kaçırıp kaçırmadığına dair bir kanaate varacaktır. Gecikmiş itiraz yapılırken yapılacak duruşmaya ilişkin giderlerin de borçlu tarafından ödenmesi gerekmektedir.

4.    Gecikmiş İtirazın Sonuçları

Gecikmiş itiraz üzerine icra mahkemesi yapacağı inceleme sonucunda borçlunun ileri sürdüğü mazeretin kabulüne veya reddine karar verecektir. Şayet mahkeme mazeretin kabulüne karar verirse, gecikmiş itirazla birlikte tıpkı süresinde yapılan itirazda olduğu gibi icra takibi durur. Duran icra takibine devam edebilmek için alacaklının harekete geçmesi gerekir. Alacaklı itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yollarından birine başvurması mümkündür. Burada dikkat edilmesi gerek husus, şayet gecikmiş itirazdan önce borçlu mallarına haciz konulmuşsa, bu haczin kalkmaması için alacaklının gecikmiş itirazın kabulünden itibaren 7 gün içinde itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna başvurması gerekliliğidir. Ancak bu 7 günlük süre sadece hacizlerin kalkmaması için harekete geçilmesi gereken süredir. Yoksa alacaklı 6 aylık sürede itirazın kaldırılması yoluna başvurma ile 1 yıllık sürede itirazın iptali davası açma hakkına halen sahip bulunmaktadır.

Mahkemenin mazereti kabul etmemesi halinde gecikmiş itiraz kabul edilmemiş olur ve borçlu için istenen sonucu doğurmaz. İcra takibine devam edilir.

5.    Gecikmiş İtiraz ile Usulsüz Tebliğ Farkı

Uygulamada gecikmiş itiraz ile usulsüz tebliğ üzerine yapılacak işlemler birbiriyle karıştırılabilmektedir. Gecikmiş itirazda ortada borçlu tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş bir ödeme emri bulunmaktadır. Ancak borçlu kendisinden kaynaklanmayan bir sebeple bu tebligattan zamanında haberdar olamamış ve neticede süresinde itiraz yapamamıştır. Burada usulüne uygun olarak yapılan tebliğle birlikte ödeme emrine itiraz süresi de işlemeye başlamış ancak borçlu tarafından bu süre kaçırılmıştır.

Usulsüz şekilde tebliğ edilen ödeme emrine karşı ise itiraz süresi henüz başlamış olmaz. Bu nedenle ortada usulsüz tebliğ varsa borçlunun burada gecikmiş itiraz yoluna başvurmasına gerek yoktur. Zira, usulsüz tebliğde ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih, borçlunun ödeme emrinden haberdar olduğunu bildirdiği tarih olarak kabul edilir. Dolayısıyla borçlunun ödeme emrine itiraz süresi de kendisinin bu tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Usulsüz tebliğ durumunda gecikmiş itiraz değil, normal itiraz ya da şikayet yapılması gerekli ve yeterlidir. Şikayet, tebligatın usulsüzlüğünün tespitiyle, tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesine ilişkin yapılabilmektedir. Şikayet ile usulsüz tebligatın iptalini ve takibin durdurulması talep edilebilmektedir.

Usulsüz tebligata ilişkin şikayet, borçlunun tebligatın usulsüzlüğünden haberdar olduğu tarihten itibaren 7 günlük süre içerisinde icra mahkemesine yapılmalıdır. Fakat burada dikkat edilmesi gereken husus, usulsüz tebligata dayanılarak yapılan işlemler kamu düzenine ilişkin ise 7 günle sınırlı bir şikayet süresi olmaz; bu durum süresiz şikayet sebebidir.

Özetle, gecikmiş itirazda itiraz süresi geçmişken, usulsüz tebliğ durumunda itiraz süresi henüz geçmediğinden şikayet yoluna veya normal itiraz usulüne başvurulması mümkündür. Aşağıda konuyla ilgili bir Yargıtay kararını örnek teşkil etmesi bakımından paylaşıyoruz;

“Alacaklı tarafından genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibinde; borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, ödeme emrinin tebliğ edildiği 11.10.2019 tarihte yurt dışında olduğunu, 19.11.2019 tarihinde E-Devletten takibi öğrendiğini ancak 21.11.2019 tarihinde yurda döndüğünü ileri sürerek tebligatın usulsüz olduğundan bahisle tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep ettiği, mahkemece; tebligatın usul ve yasaya uygun olduğundan bahisle şikayetin reddine karar verildiği, ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesin’ce borçlunun başvurusunun gecikmiş itiraz olarak değerlendirilmesi ancak öğrendiği tarihten itibaren 3 gün içerisinde itirazda bulunmadığından gecikmiş itirazın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile gecikmiş itirazın süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği görülmüştür.
İİK’nun 65. maddesinde (Değişik: 18/2/1965 – 538/35 md.); “Borçlu kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar itiraz edebilir.
Ancak borçlu, maniin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte itiraz ve sebeplerini ve müstenidatını bildirmeye… mecburdur” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan hükmün uygulanabilmesi için, borçluya, tebligatın usulüne uygun olarak yapılmış olması, ancak muhatabın kendisinden kaynaklanmayan bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememiş olması gerekir. Bir başka anlatımla gecikmiş itirazın ön koşulu usulüne uygun bir tebligatın varlığıdır.
Somut olayda, muhatabın bilinen adresi olan …. Mahallesi 60023 Sokak No:32/1 …. adresine çıkartılan tebligatın komşu E.K. ‘ın beyanına göre taşındığından bahisle bila tebliğ iade edildiği, ikinci olarak borçlunun AKS’deki adresi olan … Mahallesi 60023 Sokak No:32/1 adresine tebligat çıkartıldığı, muhatabın yurt dışında olduğundan bahisle bu tebligatın da bila tebliğ iade edildiği ve adres kayıt sistemindeki adresine gerekli şerh verilerek T.K.’nun 21/2’ye göre usulüne uygun olarak tebliğ edildiği anlaşılmıştır.

İİK’nun 65/2. maddesine göre ise; “Ancak borçlu, maniin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte itiraz ve sebeplerini ve müstenidatını bildirmeye ve mütaakıp fıkra için yapılacak duruşmaya taallük eden harç ve masrafları ödemeye mecburdur.”
Bu durumda, borçlunun gecikmiş itirazlarını, maninin kalktığı ve yurtdışından döndüğü 21.11.2019 tarihinden itibaren 25.11.2019 tarihinde üç gün içerisinde icra mahkemesine bildirdiğinden Bölge Adliye Mahkemesince, gecikmiş itirazın esasının incelenmesi gerekirken süreden red kararı verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.”[1]

SONUÇ

İcra hukukunda taraflar için Kanun’da öngörülen süreler kesin ve hak düşürücü niteliktedir. Bu sürelerde gerekli işlemin yapılmaması halinde, ilgili kişi bu hakkını kullanamaz hale gelir. Gecikmiş itiraz bu durumun istisnalarından biri olarak görülebilir. Ödeme emrine yasal süresi içinde itiraz edemeyen borçluya gecikmiş itiraz adı verilen bir imkanla süresi geçtiği halde itiraz hakkı tanınmaktadır. Ancak her durumda süresinden sonra gecikmiş itiraz yapılması mümkün olmayıp, bu konuda Kanun’da aranan şartların yerine getirilmesi gerekmektedir.

Konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi ve danışmanlık için Solmaz Hukuk ve Danışmanlık ekibiyle iletişime geçebilirsiniz.

Saygılarımızla.

REFERANSLAR

KURU, Baki, (2016), İcra ve İflâs Hukuku, Legal Yayıncılık, s.109-113.

PEKCANITEZ, Hakan/ATALAY, Oğuz/SUNGURTEKİN ÖZKAN, Meral/ÖZEKES, Muhammet, (2015), İcra ve İflâs Hukuku, Yetkin Yayıncılık, s.146.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2020/2879 E., 2020/10770 K.

 

İcra ve İflâs Kanunu.

 

 

 

 

[1] Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2020/2879 E., 2020/10770 K.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir