Menfi Tespit Davası ve Özellikleri

Menfi tespit davası, “borçlu olunmadığını” ispat etmek için açılan bir tür tespit davasıdır. Bu davada, var olduğu iddia edilen hakkın ya da hukuki ilişkinin aslında mevcut olmadığının tespiti mahkemeden talep edilmektedir. Borçlu olduğu iddia edilen kişi, aslında borcunun bulunmadığına ilişkin farklı sebepler ileri sürebilir. Örneğin; böyle bir borcun hiç var olmadığını, borcun ödenmiş olduğunu, borcun dayanağı olan senedin sahte ya da bedelsiz olduğunu öne sürerek aslında borcunun bulunmadığını iddia ve ispat edebilir. Bu sayede alacaklının kendisine yönelttiği borç ödeme tehdidinden kurtulur.

Bu bültende, genel olarak menfi tespit davasının özellikleri, şartları, kim tarafından ve hangi mahkemelerde açılması gerektiğiyle ilgili olarak açıklamalarda bulunulmuştur.

1.    Menfi Tespit Davasını Kimler Açabilir?

Menfi tespit davasını borçlu olduğu iddia edilen, kendisine bir borç ödeme tehdidi yöneltilmiş kimse açar. Bu davayı kazanması halinde borçlu olduğu iddia edilen kişi, kendisinden talep edilen borçtan sorumlu tutulamayacağını kesin hükümle ispat etmiş olur.

Menfi tespit davasını kendisine karşı icra takibi başlatılan borçlu taraf açabileceği gibi, henüz bir icra takibine maruz kalmamış ancak alacaklı tarafından protesto, ihtar çekilmesi gibi bir işlemle kendisinden borcunu ödemesi istenmiş kişi de açabilir.

Menfi tespit davasını açabilecek kişinin, bu davayı açmakta hukuki yararının bulunması bir dava şartıdır. Hukuki yararı olmadığı halde menfi tespit davası açmış olan kişinin davası usulden reddolunacaktır. Hukuki yarar şartıyla ilgili aşağıda detaylı açıklamalar yapılacaktır.

2.    Menfi Tespit Davaları Hangi Sebeplerle Açılabilir?

Borçlu olmadığını ispat etmek isteyen menfi tespit davasının davacısı, bu konuda çeşitli sebepler ileri sürebilir. Örneğin; borcu bir senede bağlanmış olan davacı, bu senedin sahte olduğunu, senet üzerinde tahrifat yapıldığını, senedin aslında hatır senedi olduğunu, senedin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğunu, senedin tehdit(korkutma) yoluyla düzenlenmiş olduğunu öne sürebilir. Borçlu hangi nedene dayanarak borçlu olmadığını mahkemeye bildirmelidir.

3.    Menfi Tespit Davası Ne Zaman Açılabilir?

Menfi tespit davası, borçlu olduğu iddia edilen kişiye yönelik olarak icra takibi başlatılması halinde veya henüz bir icra takibi başlatılmadan önceki aşamada açılabilir. Her iki durumda da borçlunun bu davayı açmakta hukuki yararının bulunması şartı aranır. İcra takibinin kesinleşmesinin ardından açılan menfi tespit davalarında borçlunun hukuki yararının bulunduğu kural olarak kabul edilmektedir. İcra takibinden önce açılacak menfi tespit davalarında ise borçlunun bu davayı açmakta hukuki yararı olduğunun ortaya konması gereklidir. Burada hukuki yarardan kasıt, güncel ve korunmaya değer bir hukuksal yarardır.

“Takipten önce açılan menfi tespit davasında borçlunun hukuki durumu tehlikede ise veya taraflar arasındaki hukuki ilişki belirsizlik içeriyorsa ve açılacak dava sonucunda verilecek kararla belirsizlik ortadan kalkacaksa hukuki yararın mevcut olduğu kabul edilmelidir.”[1]

Alacaklı tarafın borçluya karşı aynı borçla ilgili olarak açmış olduğu ve halen görülmekte olan bir itirazın iptali davası varsa artık borçlu aynı borcun yokluğunun tespiti için bir menfi tespit davası açamaz. Zira burada borçlunun bu davayı açmakta bir hukuki yararı yoktur. Borçlu, alacaklıya karşı ödemek zorunda olmadığı bir borçtan sorumlu tutulduğuna dair tüm savunmalarını itirazın iptali davası içinde öne sürmelidir. Aynı şekilde tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir itirazın iptali davası daha önce açılmış ve kesin hükümle sonuçlanmışsa, aynı borçla ilgili olarak borçlunun aynı alacaklıya bir de menfi tespit davası açması mümkün değildir. Bu iki durumda borçlunun açmış olduğu dava, derdestlik ve kesin hüküm etkisi nedeniyle usulden reddedilir.

4.    Menfi Tespit Davası Nerede Açılmalıdır?

Menfi tespit davasında görevli ve yetkili mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun görev ve yetkiye ilişkin genel hükümlerine bakılarak tespit edilir. Menfi tespit davaları için kural olarak görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi (HMK m. 2)dir. Bu hususta dava konusu alacağın miktarı önem arz etmemektedir.

Asliye hukuk mahkemeleri genel görevli mahkemeler olup, dava konusu özel görevli bir mahkemenin görev alanı dahilinde bulunuyor olabilir. Örneğin; ticari dava niteliğinde olan menfi tespit davaları asliye ticaret mahkemelerinde görülecektir (TTK m. 4). Yine, kira ilişkisinden kaynaklanan borçlar için açılan menfi tespit davalarında ise sulh hukuk mahkemeleri görevli olur (HMK m.4/a).

Yetkili mahkeme ise, davanın icra takibinden önce mi yoksa sonra mı açıldığı dikkate alınarak belirlenmelidir. Buna göre, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında yetkili mahkeme davalı alacaklının yerleşim yerindeki görevli mahkeme veya icra takibinin yapıldığı yerdeki görevli mahkeme olacaktır. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davalarında ise yetkili mahkeme, davalı alacaklının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerinde bulunan görevli mahkemedir (HMK m.6).

5.    Menfi Tespit Davası Zamanaşımı

Menfi tespit davaları için belli bir hak düşürücü süre ya da zamanaşımı öngörülmemiştir. Ancak davada borçlu olunmadığına dair yapılan savunmanın hukuki sebebine ve dava konusuna göre zamanaşımı söz konusu olabilir. Bu nedenle her dava özelinde bu konu farklı değerlendirilmelidir.

6.    Menfi Tespit Davasının Etkisi

“HMK’nın 106. maddesinde düzenlenen tespit davasının özel bir şekli olan menfi tespit davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat davası olarak nitelendirilemez. Bu dava sonucunda, borçlunun borçlu olmadığının anlaşılması halinde borçlu olunmayan kısım belirtilmek suretiyle olumsuz tespit hükmü kurulmaktadır.”[2]

Menfi tespit davası genel mahkemelerde genel hükümlere göre görülen bir dava olması nedeniyle bu davada verilen karar maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder. Bunun anlamı aynı konuda ve aynı taraflar arasında aynı borçla alakalı yeni bir dava açılmasının mümkün olmamasıdır.

Menfi tespit davasının etkisi, davanın ne zaman açıldığına göre de değişiklik gösterir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davaları, daha sonra aynı borçla ilgili borçluya karşı bir icra takibi başlatılmasını önleyemez. Borçluya karşı dava konusu borçla ilgili ilamsız icra takibi yapılması mümkündür. Ancak borçlu şayet mahkemeden talepte bulunursa, yatıracağı teminat karşılığında hakkındaki icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep edebilir.

İcra takibi başlatıldıktan sonra borçlunun menfi tespit davası açması halinde, hakkında başlatılan icra takibi bu davanın açılmasıyla durmaz, devam eder. Burada borçlu teminat karşılığında hakkındaki icra takibinin durdurulmasını da sağlayamaz. Sadece icra takibinin son aşaması olan, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesine engel olunabilir. Dolayısıyla menfi tespit davası devam etmekteyken aynı zamanda borçlu hakkında bir yandan icra takibine devam edilip borçlunun malları haczedilebilir ve satılabilir. Borçlu burada teminat karşılığında satış sonucu elde edilen paranın icra dairesince alacaklı ya da alacaklılara ödenmesine engel olabilmektedir. Bundan başka, icra takibinin son aşamasından önce, mahkemeden icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı almış olan borçlu, mallarının haczine ve satışına da engel olmak isterse, takip giderleri ve faiziyle birlikte alacağın tamamını karşılayacak tutarda nakit parayı icra dairesine ödemek zorunda kalacaktır.

7.    Menfi Tespit Davasında Harçlar

Menfi tespit davalarında harç nispidir; yani dava konusu borca göre belirlenmektedir. Harç miktarı borcun binde 68,31’i hesaplanarak elde edilen tutardır. Dava açılırken bu miktarın yatırılması gerekmektedir.

Bir Yargıtay kararında üçüncü haciz ihbarnamesine karşı açılan menfi tespit davasının maktu harca tabi olduğu konusu aşağıdaki gibi belirtilmiştir;

“Dava, İİK’nın 89/3 maddesi uyarınca gönderilen üçüncü haciz ihbarnamesine karşı açılmış menfi tespit davası olup, maktu harca tabidir.”[3]

Sonuç

Borçlu olmadığını tespit ettirmek isteyen borçlu görevli ve yetkili mahkemede bir menfi tespit davası açmalıdır. Menfi tespit davası icra takibinden önceki aşamada veya icra takibi başlatıldıktan sonra açılabilir. Menfi tespit davasında teminat karşılığında başlatılmış olan icra takibinin durdurulması sağlanabilir veya icrada satıştan elde edilen paranın alacaklıya ödenmesine engel olunabilir.

Menfi tespit davalarıyla ilgili daha fazla bilgi için sitemizdeki ilgili diğer içerikleri ziyaret edebilir veya ekibimizle iletişim kurabilirsiniz.

Saygılarımızla.

Solmaz Hukuk ve Danışmanlık Ekibi.

Referanslar

KURU, Baki, (2016), İcra ve İflâs Hukuku, Legal Yayıncılık, s. 144-153.

PEKCANITEZ, Hakan/ATALAY, Oğuz/SUNGURTEKİN ÖZKAN, Meral/ÖZEKES, Muhammet, (2015), İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Yetkin Yayıncılık, s. 173-179.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2021/1131 E., 2021/2924 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2891 E., 2021/4366 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3103 E., 2021/4193 K.

[1] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2021/1131 E., 2021/2924 K.

[2] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2891 E., 2021/4366 K.

[3] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3103 E., 2021/4193 K.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir