Kimler Mirasçı Olabilir? Saklı Paylı Mirasçılar Kimlerdir?

Mirasçı, ölen kişinin malvarlığı üzerinde hak sahibi olan kişidir. Mirasçı sıfatına sahip olan kişi, ölen kişinin tüm, hak ve borçlarına ölüm tarihinde kendiliğinden sahip olur. Kimlerin ölen kişinin mirasçısı olacağı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bu kişiler yasal mirasçı olarak adlandırılır ve büyük oranda ölen kişiyle soybağı/akrabalık ilişkisi olan kişilerdir. Kanunda düzenlenen kişilerden başka ölen kişinin sağlığında kendisine öldükten sonra mirasçısı olmasını istediği kişiler de mirasçı sıfatını alırlar. Mirasbırakan kişinin sağlığında kendi iradesiyle mirasçı olarak belirlediği bu kişiler ise atanmış mirasçı olarak isimlendirilirler. Mirasçılık türlerinden bir diğeri de saklı paylı mirasçılık olup, bu kişiler yasal mirasçılardan bir kısmını anlatmak için kullanılır. Kanunun miras paylarını özel olarak koruduğu kimseler olan saklın paylı mirasçıların diğer mirasçılara göre daha özellikli bir konumu vardır.

Bu bültende kimlerin mirasçı sıfatına sahip olabileceğini, yasal ve atanmış mirasçılar ile saklı paylı mirasçıların kimler olduğunu anlaşılır biçimde özetlemeye çalıştık.

1.    Mirasçılık Sıfatının Kazanılması

Türk hukukunda miras ölüm anında açılmaktadır. Mirasın açılması demek, ölenin miras bıraktığı malvarlığı ve borçların mirasçılara geçmesi demektir. Mirasbırakan öldüğü anda yasal olarak tüm malvarlığı mirasçılarına geçer ve ölüm tarihinden itibaren mirasçılar mirasçılık sıfatını kazanmış olurlar. İster yasal isterse atanmış mirasçı olsun, mirasbırakan kişi öldüğü tarihte tüm mirasçılar ölenin terekesi (yani tüm, mal ve hakları) üzerinde bir tür “birlikte mülkiyet”  hakkı kazanırlar. Bu aşamada henüz mirasçılardan her biri mirasın tamamına yine birlikte sahiptir. Henüz mirasçıların miras payları belli edilip, kendi payına düşen miras payını üzerine almadıklarından hiç kimse tek başına miras kalan mallarla ilgili işlem yapamaz.

Mirasçılık sıfatı, kişiye mirastan herhangi bir mal bırakılmasıyla kazanılmış olmaz. Örneğin, ölen kişi sağlığında evini bir arkadaşına bırakmışsa veya ailesinden biri olmakla beraber yasal olarak mirasa hak kazanamayacak uzaklıkta birine bir malını bırakmayı vasiyet etmişse, o kişi mirasçı sıfatı kazanmış olmaz. Bu kişinin durumu için hukukta “vasiyet alacaklısı” tabiri kullanılır. Çünkü kendisine mal veya para vasiyet edilen kişi, mirasbırakanın tüm malvarlığı üzerinde toptan bir hak kazanmaz. Bu kişi ölenin borçlarından da sorumlu olmaz. Hatta bu kişi kendisine bırakılan mal üzerinde de doğrudan hak sahibi olamaz. Vasiyet alacaklısının kendisine bırakılan malı alabilmesi için ölenin mirasçılarından bu malın kendisine verilmesini istemesi gerekir. Vasiyet alacaklısı ile mirasçı arasındaki bu farka dikkat edilmelidir.

2.    Yasal (Kanuni) Mirasçılar Kimlerdir?

Türk Medeni Kanunu’nun miras hükümlerine göre iki tür mirasçı bulunmaktadır. Bunlardan ilki yasal mirasçılıktır. Yasal mirasçılar bizzat Kanun tarafından mirasçı olduğu belirlenmiş kişilerdir. Bu kişiler ölenin yakın akrabalarıdır. İstisnai olarak Devlet de yasal mirasçılar arasındadır. Kimlerin yasal mirasçı olduğu Türk Medeni Kanunu’nun 495-501. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre ölen bir kişinin yasal mirasçıları şunlardır;

  • ölenin çocukları ve torunları, (varsa onların çocukları, torunları)
  • ölenin anne ve babası, kardeşleri, kardeşlerinin çocukları, torunları,
  • ölenin büyük annesi, büyük babası, amcaları, dayıları, teyzeleri, halaları ve bunların çocukları,
  • ölenin eşi,
  • ölenin evlat edindiği kişi, evlatlığın çocukları,
  • Devlet

Belirtilmelidir ki yukarıda sayılan herkes Kanunda ölen kişinin yasal mirasçısı olarak belirlenmiş olmasına karşın bunların tamamı aynı anda mirasa hak kazanacak diye bir kurla yoktur. Çünkü bu mirasçılar arasında bir öncelik-sonralık ilişkisi vardır. Buna zümre sistemi adı verilmektedir. Zümre sistemine göre yasal mirasçılar kendi aralarında gruplara ayrılmaktadır. Birinci dereceden mirasçılar, ikinci dereceden mirasçılar ve üçüncü dereceden mirasçılar olmak üzere. Birinci dereceden ya da birinci zümre mirasçı olarak sınıflandırılan kişilerden biri ölen kişinin öldüğü tarihte hayatta ise ikinci ve üçüncü dereceden mirasçılar mirasa hak kazanamazlar. aynı şekilde üçüncü zümreden bir kişinin mirasa hak kazanabilmesi için mirasbırakanın birinci ve ikinci zümreden hiçbir yakınının hayatta olmaması gerekmektedir. Kanunda zümre mirasçısı olarak tanımlanmayan bir yasal mirasçı vardır ki o da mirasbırakanın eşidir. Eş, her üç zümreden kişiyle birlikte mirasa hak kazanabilmektedir. Aşağıda zümrelere göre mirasçılar ve sahip oldukları yasal miras payları kısaca açıklanmaktadır.

2.1.        Birinci Derece (Zümre) Mirasçılar: Ölenin Çocukları Ve Torunları

Ölen kişiye ilk sırada mirasçı olacak kişiler varsa çocuklarıdır. Şayet çocuğu ölmüşse onun miras hakkını varsa onun çocuğu yani torunu devralır. Ancak çocuk hayattaysa toruna miras hakkı kalmaz. Çocuk ve torunlara altsoy mirasçı adı verilir. Ölen kişinin çocuklarıyla birlikte eşi de ona mirasçı olur. çocuklarla birlikte mirasçı olan eşin miras payı toplam mirasın dörtte biri kadardır.

2.2.        İkinci Derece (Zümre) Mirasçılar: Ölenin annesi, babası ve kardeşleri ve yeğenleri

Bu kişiler ölenin çocukları veya torunlarından hiçbiri hayatta değilse mirasa hak kazanabilirler. Ölenin sadece eşi hayattaysa bu kişiler ölenin eşiyle birlikte mirasa hak kazanırlar. Eşin miras payı bu durumda toplam mirasın yarısı kadar olur. Kalan yarısı anne ve babaya, bunlardan ikisi de hayatta değilse diğer çocuklarına yani ölen kişinin kardeşlerine kalır. Belirtilmelidir ki ölen kişinin anne ve babası hayattaysa ölenin kardeşleri ve kardeşlerin çocukları mirasa hak kazanamazlar. Anne veya babadan sadece biri hayatta olup diğer ölmüşse onun miras payını ölenin kardeşleri paylaşır.

Örneğin, ölen kişi vasiyetname ve miras sözleşmesi düzenlemediği ihtimalde, mirasbırakan kişinin öldüğü tarihte onun anne ve babası hayatta, eşi hayatta ve 2 çocuğu hayatta ise anne ve babanın mirastan pay alması mümkün değildir. Bu durumda miras sadece ölenin eşi ve çocuklarına kalır. Ölenin çocukları olmasaydı bu takdirde mirası, anne-baba ve eş yarı yarıya paylaşırlardı.

2.3.        Üçüncü Derece (Zümre) Mirasçılar: Ölenin annenannesi, babaannesi, dedeleri, amcaları, teyzeleri, dayıları, halaları ve kuzenleri

Bu kişiler ölenin çocukları, torunları, anne ve babası, kardeşleri gibi en yakınlarından hiçbiri hayatta değilse mirasa hak kazanırlar. ölenin sadece eşi hayattaysa bu kişilerin ölenin eşiyle birlikte mirasa hak kazanmaları ise mümkündür. eşin miras payı bu durumda toplam miras payının dörtte üçü kadarı olur. Yine belirtilmelidir ki burada ölenin anneanne, dede, babaanne gibi yakınları hayattaysa bunların çocukları olan amca, dayı, hala ve teyzeler ile onların çocukları mirasa hak kazanamazlar. Dede ve nineler hayatta değilse amca, dayı, hala ve teyzenin mirasçılığı söz konusu olur. Şayet bunlar ölmüşse o zaman da bu kişilerin çocukları yani ölen kişinin kuzenleri mirasa hak kazanırlar.

3.    Kız ve erkek çocukların miras hakkı eşit midir?

Türk miras hukukunda miras payları belirlenirken cinsiyet ayrımı yapılmamıştır. Kız ve erkek çocuklar elbette mirastan eşit şekilde pay almaktadırlar. Bunun aksine yapılan paylaştırmalarla ilgili dava hakkı mevcuttur. Aynı şekilde ölenin anne ve babası eşit miras hakkına sahiptir. Büyükanne ve büyükbabalar da kendilerine kalan mirası eşit paylaşır.

4.    Evlatlığın Miras Hakkı Var Mıdır?

Evlat edinilen kişi ölenin kendisiyle kan bağı olan çocuklarıyla eşit oranda miras hakkına sahiptir. Şayet evlat edinilen kişi, mirasbırakandan önce vefat etmişse ve evlatlık kişinin çocuğu hayattaysa bu çocuk da mirasa hak kazanır. Evlatlık hem kendisini evlat edinen ailenin hem de öz ailesinin mirasçısı olur. Her iki ailede de mirasçı sıfatı söz konusudur. Ancak evlat edinen ve onun akrabaları, evlatlığın ölümü halinde ona mirasçı olamazlar.

5.    Evlilik Dışı Çocuk Mirastan Pay Alabilir mi?

Evlilik dışı doğan çocuğun babasına mirasçı olabilmesi için baba ile çocuk arasında babasıyla soybağı ilişkisinin kurulması gerekir. Soybağı ilişkisinden kasıt, bilinen tabirle çocuğun babasının nüfusuna alınmasıdır. Bu ise ancak babalık davası sonucunda mahkemece verilecek hüküm ile veya babanın çocuğu tanımasıyla mümkün olur. Aynı şekilde çocuk evlilik dışı doğduğu halde anne ve babası sonradan evlenirlerse bu durumda da çocuk evlilik içi çocuk gibi mirasçı olacaktır. Babası tarafından tanınan veya babalık davasını kazanan çocuk, tıpkı ölenin evlilik içinde doğan çocukları gibi mirasa hak kazanır. Miras payı da bu çocuklarla aynı oranda olacaktır.

6.    Doğmamış Çocuğun Miras Hakkı Var Mıdır?

Mirasbırakanın öldüğü tarihte anne karnında olan ve henüz doğmamış çocuğun miras hakkı vardır. Ceninin mirasa hak kazanabilmesinin şartları mirasbırakanın öldüğü tarih itibarıyla ana rahmine düşmüş olması ve daha sonra sağ doğmasıdır. Ölü doğan çocuk mirasa hak kazanamaz.       Mirasçılar arasında cenin de bulunmaktaysa bu sebeple mirasın paylaşımı için çocuğun doğması beklenir.

7.    Miras Ne Zaman Devlete Kalır?

Mirasın devlete kalabilmesi için ölen kimsenin hiç mirasçısının olmaması gerekmektedir.

8.    Atanmış Mirasçılar Kimlerdir?

Mirasbırakanın sağlığında kendisine mirasçı olarak atadığı kimseler onun atanmış mirasçılarıdır. Türk hukukuna göre kişinin arasında kan bağı olmasa bile herhangi bir kişiyi mirasçısı olarak ataması mümkündür. Bu durumda atanmış mirasçılar da tıpkı ölenin yasal mirasçıları gibi ölüm anında mirasa hak kazanırlar. Mirasbırakanın tüm mal ve haklarına sahip oldukları gibi borçlarından da sorumlu olurlar. Mirasbırakan mirasının belli bir oranına sahip olması için bir kişiyi mirasçısı olarak atayabilir. bu durum bir kişiye belli bir malın bırakılmasından farklılık gösterir. Kendisine sadece belli bir mal ya da para bırakılan kişi atanmış mirasçı sıfatını kazanmaz. Bu kişi sadece vasiyet alacaklısı olur. Mirasbırakan sağlığında yapacağı bir miras sözleşmesiyle veya vasiyetname ile kendisine mirasçı atayabilir.

9.    Saklı Paylı Mirasçılar Kimlerdir ve Saklı Pay Oranları Ne Kadardır?

saklı paylı mirasçılar yasal mirasçıların bir bölümünü oluşturur. saklı payı korunan mirasçılar Kanun tarafından miras payları özellikle güvenceye alınmış olan mirasçılardır. bu sayede saklı paylı mirasçıların miras payları bir tür dokunulmazlık elde etmektedir. Kanunda saklı paylı mirasçı olarak işaret edilen mirasçılar ölenin çocukları ve torunları, ölenin anne ve babası ile sağ kalan eşidir. 10 Mayıs 2007 öncesi dönemde ölen kişinin kardeşleri de saklı paylı mirasçı olarak kabul edilmekteyken bu tarihte gerçekleştirilen değişiklikle kardeşler saklı paylı mirasçı olmaktan çıkarılmıştır. saklın pay miras oranları şu şekilde belirlenmiştir;

  • Ölenin altsoyu yani çocukları ve torunları için yasal miras paylarının yarısı saklı paydır.
  • Ölenin anne ve babasından her biri için yasal miras paylarının dörtte biri onların saklı payıdır.
  • Ölenin eşinin saklı payı ise hangi mirasçılarla birlikte mirasçı olduğuna göre değişkenlik göstermektedir. Şayet sağ kalan eş, ölenin çocukları veya anne ve babasından biriyle birlikte mirasçı ise bu hallerde yasal miras payının tamamı eşin saklı payıdır. Bunlar dışında başka kişilerle birlikte mirasçı olan eşin saklı payı yasal miras payının tamamıdır.

Saklı paylı mirasçıların ayrıcalığı şudur; mirasbırakan ölümünde önce yapacağı işlemlerle bu kişilerin miras haklarını ellerinden alamaz. Daha açık anlatımla kanunkoyucu saklı paylı mirasçıların miras paylarına mirasbırakanın dokunamamasını amaçlamıştır. Buna rağmen mirasbırakanın eylem ve işlemleri nedeniyle saklı paylı mirasçılar şayet Kanunda belirlenen saklı paylarından daha az miras elde edebilmişlerse, saklı paylarının kendilerine verilmesini dava yoluyla isteyebilirler. Tenkis davası denilen saklı payı korumaya yönelik davayı sadece saklı paylı mirasçılar açabilir. Saklı pay, yasal miras payından farklıdır. Bir kişi saklı paylı mirasçı değilse ve yasal miras payından daha az miras alabilmişse yine de tenkis davası açamaz. Mirasçının saklı payından daha az miras almasından kasıt, saklı paylı mirasçısını alması gerekenden daha az miras payı alması için mirasbırakan kişinin sağlığında veya ölümünden sonra geçerli olmak üzere yaptığı vasiyetname ve miras sözleşmeleriyle bağışlamalarda bulunması halidir. Bu şekilde mirasçısını mağdur eden mirasbırakanın bu türden işlemleri saklı payları ihlal ettiği oranda geçersiz kılınarak saklı paylı mirasçının mira payı ödenmektedir. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için “Mirasta Tenkis Davaları” konulu yazımızı ziyaret edebilirsiniz.

Sonuç

Miras hukukunda en sık merak edilen konulardan biri de kimlerin ölen kişinin mirasçısı olarak mirasa hak kazanabileceği hususudur. Mirasçılığın tespiti ve miras paylarının hesabı her somut olaya göre değişiklik gösteren çetrefilli konulardır. Malvarlığının durumu, ölenin ardında kalan yakınlarının ve ilişkilerin her somut olayda değişkenlik göstermesi, işin içine miras sözleşmeleri, vasiyetnameler ve muvazaalı işlemlerin girmesi durumunda konu daha da karmaşıklaşmakta ve uzman yardımı almak neredeyse zorunlu hale gelmektedir.

Biz bu bültende genel olarak kimlerin hangi durumlarda mirasçı sıfatının kazanabileceği, farazi olarak miras paylarının ve saklı payların nasıl olabileceği konusunda açıklamalarda bulunduk. Miras hukuku konusunda detaylı soru ve sorunlarınız için ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

Saygılarımızla.

SOLMAZ HUKUK VE DANIŞMANLIK EKİBİ.

Referanslar

 

Eraslan ÖZKAYA, Açıklamalı-İçtihatlı İnançlı İşlem Ve Muvazaa Davaları, Seçkin Yayıncılık, S. 1037-1039, 1076.

Erhan GÜNAY, Soru ve Cevaplarla Miras El Kitabı, Seçkin Yayıncılık, s.433, 59-89.

 

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.