İcra Takibinde Borçlu Tarafın Dava Rehberi

İcra takibinde borçlu olduğu iddiasıyla kendisinden ödeme talep edilen taraf takip borçlusu olarak adlandırılır. Borçlu olmadığını düşünen ve ödeme yapmak istemeyen takip borçlusu, alacaklının kendisinden talep ettiği parayı ödememek için çeşitli yollara başvurabilmektedir. Bu yolardan biri icra hukuku kapsamında icra dairesine yapılacak itirazlar ve icra mahkemesine yapılan şikayet başvurularıdır. Borçlu icra prosedüründe takip konusu borçla ilgili aslında sorumlu olmadığını ve ödeme yapmasının gerekmediğini dava açarak da ispatlayabilmektedir.

Bu rehberde, haksız yere icra takibine maruz kalmış olan kişinin borçlu olmadığını kanıtlamak veya yapmış olduğu ödemenin iadesini sağlamak için açabileceği davalar ve bu davalarla ilgili merak edilenlere ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

1.      Kendisine Ödeme Emri Tebliğ Edilen Kişi Borçlu Olmadığını Kanıtlamak İçin Hangi Davayı Açmalıdır?

Borçlunun borçlu olmadığını ispatlamak için açacağı dava, bir tür tespit davası olan menfi tespit davasıdır. Menfi tespit davasında mahkemeden, bir hakkın ya da hukuki ilişkinin yokluğunun tespiti istenir. Mahkeme, davada borçluyu haklı bulursa, borçlunun alacaklıya borcu olmadığını tespit eder. Elinde borçlu olmadığını ispat eden mahkeme kararı bulunan borçlu, alacaklıya ödeme yapmak zorunda kalmaz. Aynı borçla ilgili olarak alacaklı tarafın artık yeniden dava açması veya icra takibiyle alacağını talep etmesi de mümkün değildir. Borçlu, menfi tespit davasını kazanarak alacaklıya bir borcu olmadığını kesin olarak ispat etmiş sayılır ve ödeme yapmaktan kurtulur.

(İcra ve İflas Kanunu m. 72).

2.      Menfi Tespit Davası Ne Zaman Açılmalıdır?

Menfi tespit davası, kendisine karşı icra takibi başlatılan kişi tarafından bu takibin başlamasının akabinde açılabileceği gibi, henüz takip başlamadan da açılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, borçlu tarafın bu davayı açmakta hukuki yararının olması şartının aranmasıdır. İcra takibinden sonra açılan davalarda kural olarak borçlunun bu davayı açmakta hukuki yararının olduğu kabul edilmektedir. Zira borçlu burada cebri icrada mallarının haczedilmesi ve satılması tehdidiyle karşı karşıyadır. Henüz icra takibi başlatılmamışken ve fakat borçluya borcunu ödemesi yönünde bir ihtarname, protesto gibi evrakın gönderilmiş olması halinde de borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı var kabul edildiğinden dava açması mümkündür.

(İcra ve İflas Kanunu m. 72).

3.      Menfi Tespit Davasında Borçlunun Alacaklıdan Tazminat İstemesi Mümkün Müdür?

Menfi tespit davasında borçlu alacaklıdan kendisine tazminat ödemesini isteyebilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, borçlunun talebi üzerine mahkeme, dava sebebiyle davacı borçlunun uğradığı zararların tazminine karar verebilir. Tazminatın miktarı, dava konusu borç miktarının %20’sinden az olamaz.

(İcra ve İflas Kanunu m.72/5).

4.      Henüz Menfi Tespit Davası Devam Ederken Borçlu İcra Takibi Nedeniyle Alacaklıya Ödeme Yapmak Zorunda Kalırsa Menfi Tespit Davasında Nasıl Bir Karar Verilir?

Henüz menfi tespit davası bir kararla sonuçlandırılmadan önce icra takibi ilerler ve takip borçlusu icra tehdidi nedeniyle ödeme yapmak durumunda kalırsa, borçlu olunmadığının tespiti açılan menfi tespit davasına devam edilir. Fakat artık menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmesi ve bu yönde hüküm kurulması gerekmektedir. Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşmesi, yani bu davada ödenen paranın iadesine karar verilmesi için takip borçlusunun talepte bulunmasına gerek yoktur. Mahkeme kendiliğinden alacaklıya yapılan ödemeyi dikkate alarak davaya istirdat davası olarak devam etmeli ve dava sonucunda borcun bulunmadığının tespitine değil, ödenen paranın iadesine karar vermelidir.

(İcra ve İflas Kanunu Madde 72/6).

5.      Borçtan Kurtulma Davası Nedir Ve Hangi Amaçla Açılır?

Borçtan kurtulma davası bir çeşit menfi tespit davasıdır. Borçtan kurtulma davası, icra takibinin sadece imza itirazı aşamasına özgüdür. Alacağı bir adi senede dayanan alacaklının başlattığı icra takibine, takip borçlusu tarafın imza itirazı yapması durumunda alacaklı taraf bu itirazın kaldırılması ve takibe devam edilebilmesi için icra mahkemesinde itirazın geçici kaldırılması yoluna başvuracaktır. İtirazın geçici kaldırılması prosedüründe elindeki belgelerle alacağını ispat etmiş olan ve borçlunun itirazının geçici kaldırılmasını sağlayan alacaklıya karşı borçlu 7 gün içinde borçtan kurtulma davası açabilmektedir. Bu dava sayesinde borçlu, hakkında başlatılan icra takibini durdurabilir, ayrıca malları üzerine konulan geçici haczin kesin hacze dönüşmesini ve alacaklının satış istemesini önlemiş olur. Şayet borçlu bu davayı açmazsa geçici kaldırma kararıyla birlikte malları üzerine konulan geçici haciz kesin hacze dönüşür. Bunun anlamı, alacaklının üzerinde kesin haciz bulunan malların satışını isteyebilir hale gelmiş olmasıdır. Mallar üzerindeki geçici haczin kalkması ve borçlu olunmadığının ispatı için mutlaka borçtan kurtulma davası açılması gerekmektedir.

(İcra ve İflas Kanunu m.72).

6.      Borçtan Kurtulma Davası Ne Zaman Açılır?

Borçtan kurtulma davası, itirazın geçici kaldırılması kararının tefhim veya tebliğinden itibaren 7 gün içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin geçirilmesi halinde artık borçtan kurtulma davası açılması mümkün olmaz. Borçlu bu süreden sonra ancak menfi tespit davası açabilir. Ancak açılan menfi tespit davası borçtan kurtulma davası gibi, mallar üzerindeki geçici haczin kesin hacze dönüşmesini engellemez.

(İcra ve İflas Kanunu m.69).

7.      İcra Takibi Sürecinde Alacaklıya Borçlu Olmadığı Halde Ödeme Yapmak Zorunda Kalan Kişi Paranın İadesi İçin Hangi Davayı Açmalıdır?

Aslında alacaklıya borçlu olmadığı halde, icra tehdidi nedeniyle takip konusu borcu ödemek zorunda kalan takip borçlusu, ödemiş olduğu parayı geri almak için istirdat davası açmalıdır. Takip borçlusu, icra takibine itirazda bulunmamış veya yapmış olduğu itiraz alacaklının talebi üzerine icra mahkemesince kaldırılmışsa, borçlu olmadığı parayı ödemek durumunda kalan kişi istirdat davası açabilmektedir. İstirdat davası açılabilmesi için, ödeme emrinin kesinleşmiş olması gerekir. Ödeme emri henüz kesinleşmeden ödenen borç icra tehdidi altında ödenmiş sayılmayacağından borçlu istirdat davası açamaz. Bu durumda açılabilecek dava Borçlar Kanunu uyarınca sebepsiz zenginleşme davası olacaktır.

(İcra ve İflas Kanunu m.72, Türk Borçlar Kanunu m. 78-82).

8.      İstirdat Davası Ne Zaman Açılmalıdır?

İstirdat davasının alacaklıya cebri icra tehdidi altında ödeme yapılmasından itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerekir. Ödemenin yapıldığı tarihten kasıt alacaklı hesabına paranın aktarıldığı tarih değil, paranın icra dairesi hesabına yatırıldığı tarihtir. 1 yıllık hak düşürücü süreyi kaçıran takip borçlusu, 2 yıllık zamanaşımı süresi geçmeden sebepsiz zenginleşme davası açmalıdır.

(İcra ve İflas Kanunu m.72, Türk Borçlar Kanunu m. 78-82).

9.      Menfi Tespit, İstirdat ve Borçtan Kurtulma Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir?

Borçlunun açacağı menfi tespit, istirdat ve borçtan kurtulma davalarında görevli mahkeme davanın konusuna göre belirlenmektedir. Dava konusu özel görevli mahkemelerin görev alanına girmiyorsa, bu davalar asliye hukuk mahkemesinde görülecektir. Fakat asıl davanın konusu örneğin iş hukukunu, tüketici hukukunu veya ticaret hukukunu ilgilendirmekteyse istirdat davası için de bu mahkemeler görevli olacaktır.

Bu davalar için yetkili mahkeme, takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi veya alacaklının yerleşim yeri mahkemesidir. Takip borçlusu bunlardan tercih ettiği bir yerde bulunan görevli mahkemede dava açabilir.

(Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.6, İcra ve İflas Kanunu m.72/son, m.69)

10.  Alacaklı İtirazın İptali Davası Açmışsa Borçlu Menfi Tespit, İstirdat veya Borçtan Kurtulma Davası Açabilir Mi?

Alacaklı alacağının tahsili için itirazın iptali davası açarsa, borçlunun yeniden bu davaları açmasına gerek yoktur. Borçlu alacaklı tarafından açılmış olan itirazın iptali davasında kendisini savunmalıdır. Borçlunun bu durumda yeni bir dava açmasında hukuki yararının bulunmadığından davanın reddi gerektiği Yargıtay ve doktrin tarafından kabul edilmektedir.

(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 2018/1702 E., 2020/1048 K.)

Konuyla ilgili daha ayrıntılı soru ve sorunlarınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Saygılarımızla.

Solmaz Hukuk ve Danışmanlık Ekibi.

 

 

 

 

 

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir