DAVAYI DEĞİŞTİRME YASAĞI

DAVAYI VEYA SAVUNMAYI DEĞİŞTİRME VE GENİŞLETME YASAĞI

Bir konu hakkında dava açarken davada neyin talep edildiğinin açıkça ifade edilmesi ve o konuyla ilgili haklılığın ispatına yarayan her olay ve delilin mahkemeye sunulması önemlidir. Çünkü hukuk mahkemelerinde hakim taraflarca öne sürülmeyen, mahkemeye sunulmayan olaylar veya delilleri kendiliğinden araştıramaz ve  dikkate alamaz.  Bütün olay ve delilleri mahkemenin önüne tarafların getirmesi gerekir. hakim iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya olayları kendiliğinden dikkate alamaz ve hatta onları hatırlatabilecek davranışlarda bulunamaz.

Aynı şekilde, hakim davada tarafların talep ettiğinden daha fazlasına veya tarafların talebi dışında bir şeye karar veremez. Yani hakim, davacı ve davalının mahkemeye sunduğu deliller ve olaylara göre, tarafların talepleri doğrultusunda bir karar verir. Ancak taraflar bazen unutkanlık bazen yanılgılar bazen de ihmalkarlık gibi sebeplerle, bazı olayları veya delilleri mahkemeye sunamamış olabilirler. Ya da davada talep ettikleri şeyi veya daha önceki beyanlarını değiştirmek isteyebilirler. Fakat bu her zaman mümkün olmaz. Çünkü tarafların yeni deliller göstermesi, beyanlarını veya taleplerini değiştirmesi yargılamanın belli bir aşamasından sonra bazı yasaklara tabidir.

Bu bültende bir dava veya cevap dilekçesinde sunulan talep, delil ve olaylarda tarafların sonradan nasıl değişiklik yapabileceklerini Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda geçtiğimiz yıl yapılan değişiklikler ışığında ayrıntılarıyla inceledik.

Anahtar Kelimeler: Davanın Değiştirilmesi, Savunmanın Değiştirilmesi, İddia ve Savunmanın Değiştirilmesi ve Genişletilmesi, Islah.

  1. BİR DAVADA İDDİA VE SAVUNMALAR İLE DAYANDIĞI OLAYLARIN İLERİ SÜRÜLMESİ

Ceza davalarında taraflar davayla ilgili tüm iddia ve savunmalarını davanın her aşamasında ileri sürebilir, iddiasını ispat etmek için hüküm kesinleşene kadar her zaman delil gösterebilirler.  Hukuk yargılamasında ise davacı ve davalı, davanın belli bir aşamasına kadar taleplerini, bu taleplerin dayandığı olay ve delilleri mahkemeye sunabilir. Taraflar davanın ilerleyen aşamalarında yeni ve başka olay, delil ve talepler öne sürmek istediklerinde birtakım yasaklarla karşı karşıya kalırlar. Amaç yargılamanın düzenli ve çabuk ilerlemesi, davaların gereksiz yere uzayıp sürüncemede kalmamasıdır. Bu nedenle dava açarken ve dilekçelere cevap verilirken iyi düşünülmeli, tüm talep, olay ve delillerin dilekçelerde anlatıldığından emin olunmalıdır. 

Mahkemeler de ancak belli bir aşamaya kadar ileri sürülmüş talep ve delilleri dikkate alarak karar verebilir. Buna iddianın veya savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı adı verilmektedir.

  1. DEĞİŞTİRME VE GENİŞLETME YASAĞI NE ZAMAN BAŞLAR?

Hukuk yargılamasında iki farklı yargılama usulü vardır; basit yargılama usulü ve yazılı yargılama usulü. Hangi yargılama usulünün uygulanacağı mahkemelere ve davanın konusuna göre belirlenir. Bir hakkının ihlal edildiğini düşünen kişi, hakkını görevli ve yetkili mahkeme başkanlığına yazdığı bir dilekçeyle talep eder. Her iki yargılama usulünde de, dava dilekçesi denilen bu dilekçeyle yargılamanın ilk aşaması olan dilekçeler aşaması başlamış olur. Dava dilekçesi kendisine tebliğ edilen davalı taraf, bu dilekçeye cevaplarını vereceği bir cevap dilekçesiyle bildiririr. Basit yargılama usulünde dilekçeler aşaması verilen cevap dilekçesiyle sona erer. Ön inceleme ve tahkikat aşamalarına geçilir.

Yazılı yargılama usulünde ise davalının cevap dilekçesi de davacıya tebliğ edilir ve bu dilekçeye karşı beyanlarını davacı cevaba cevap dilekçesiyle mahkemeye iletir. Cevaba cevap dilekçesine de davalı ikinci cevap dilekçesiyle karşılık verir. İkinci cevap dilekçesinin verilmesiyle birlikte dilekçeler aşaması son bulur. Dilekçeler aşamasından sonra yargılama ön inceleme ve tahkikat aşamasıyla devam eder.

2.1.) Süresinde Cevap veya Cevaba Cevap Dilekçesi Verilmişse;

Yazılı yargılama usulünde, dilekçeler karşı tarafa tebliğ edildikten sonraki 2 haftalık süre içinde cevap dilekçesi verilmelidir. Yazılı yargılama usulünde ikinci cevap dilekçesinin verilmesiyle; basit yargılama usulünde de cevap dilekçesinin verilmesiyle birlikte iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı başlar. Yazılı yargılama usulünde davacı dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesiyle serbestçe tüm iddialarını ileri sürebilir. Davalı da cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle tüm savunmalarını ileri sürebilir. Basit yargılamada ise taraflar verecekleri tek dilekçede tüm taleplerini serbestçe ileri süreceklerdir.

2.2.) Süresinde Cevap veya Cevaba Cevap Dilekçesi Verilmemişse;

Dilekçe karşı tarafa tebliğ edildikten itibaren 2 haftalık süre içinde davalı cevap dilekçesi vermemişse, dava dilekçesindeki tüm hususları inkar etmiş sayılır. Bundan sonraki aşamada yeniden dilekçe vererek savunma yapamaz. Yargılama boyunca davayı inkar etmesi çerçevesinde savunma yapmak zorundadır. Davalı cevap dilekçesi vermezse, davacı da cevaba cevap dilekçesi veremeyecektir. Bu durumda dilekçe verme süresi olan 2 haftalık sürenin dolmasıyla birlikte dilekçeler aşaması tamamlanmış olur ve davayı (veya savunmayı)değiştirme ve genişletme yasağı bu sürenin dolmasıyla birlikte başlar.

Aynı şekilde davacı cevaba cevap dilekçesi sunmamışsa, davalı da ikinci cevap dilekçesi veremez. Dilekçeler aşaması 2 haftalık sürenin dolmasıyla tamamlanmış olur.

Basit yargılama usulünde de aynı şekilde 2 haftalık süre içinde cevap dilekçesinin verilmemesiyle birlikte dilekçeler aşaması tamamlanmış sayılır. 

Taraflar bir defaya mahsus dilekçe vermek için ek süre isteyebilirler. Mahkeme 2 haftayı geçmemek üzere ek süre verebilir.

  1. HANGİ TALEP VE DEĞİŞİKLİKLER YASAK KAPSAMINDA DEĞİLDİR?
  • Davada taleplerin azaltılması, kapsamının  daraltılması mümkündür. 
  • Davada dayanılan hukuki sebeplerin değiştirilmesi davanın değiştirilmesi ve genişletilmesi sayılmaz.
  • Dava veya cevap dilekçesindeki basit yazı ve hesap yanlışlıklarının düzeltilmesi, hüküm verilinceye kadar mümkündür.
  • Asıl olaya zımnen dahil olan olaylar da ileri sürülebilir. Bunlar ayrı bir davaya konu edilemeyecek kadar asıl olaya bağımlı nitelikte olaylardır.
  • Dava dosyasından anlaşılabilen itirazlar dava süresince ileri sürülebilir. Dava dosyasında mevcut olan olayların içeriğinin açıklanması mümkündür.
  • Dilekçenin verilmesinden sonra doğan olaylar da ileri sürülebilir, bunlar yasak kapsamında değildir
  • Kötüniyet iddiası, bir hakkın doğumuna engel olan bir itiraz sebebidir, bu nedenle her zaman ileri sürülebilir. Hakim bu türden itirazları davanın her aşamasında dikkate almakla yükümlüdür.
  • Bir hakkın kötüye kullanılması(dürüstlük kuralına aykırılık) da her zaman ileri sürülebilir bir iddiadır.Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.2.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.”
  • Bir borcun ödendiğine veya başka bir biçimde sona erdiğine dair iddialar her zaman ileri sürülebilir. “Kural olarak, yargılama aşamasında dayanılıp sunulmayan deliller, temyiz veya karar düzeltme aşamasında sunulamazlar; sunulmuş olsalar bile, bu aşamalardaki incelemeler sırasında dikkate alınamazlar. Bu kuralın tek istisnası, dayanılıp sunulan delillin, o davaya konu borcu söndüren bir nitelik taşıması; örneğin, davaya konu borcun ödenmiş olduğunu gösteren makbuz, ibraname gibi bir belge olmasıdırTemyiz aşamasında sunulan ve borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından söz edilemeyeceğinin kabulü de zorunludur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24.02.2016 Tarih, 2014/22-735 esas, 2016/166 karar) Somut olayda, davalı tarafça süresinden sonra dosyaya bir kısım çizelgeler ve ödeme belgeleri ibraz edilmiş olduğu görülmüştür. Ödeme belgeleri dışındaki belgelerin mahkemece dikkate alınmaması yerinde olmuştur. Ancak ödemeye ilişkin İbraz edilen belgeler itiraz mahiyetinde olup, ödeme belgelerinin hakkı ortadan kaldıran özelliği nedeni ile yargılanmanın her safhasında, temyiz aşamasında dahi olsa nazara alınması gerekir.”
  • Davanın hukuksal niteliği ve somut olayın özelliği gereği davalı, temyiz aşamasında dava konusu borcu söndüren nitelikte bir belge vermişse, bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla, yargılama aşaması henüz tamamlanmamış ise böyle durumda, borcu itfa eden belge değerlendirmeye alınmalıdır. Gerçekten de, yargılamada davayı inkâr eden davalının savunması, borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez. Belirtilen nedenlerle, temyiz aşamasında sunulan ve borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından söz edilemeyeceğinin kabulü de zorunludur.
  • Resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalarda bu yasak geçerli değildir. Örneğin soybağına ilişkin davalar, evlenmenin mutlak butlan sebebiyle iptali davası re’sen araştırma ilkesinin uygulandığı davalardır. “Resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu prime esas kazancın tespiti davalarında, iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağı uygulanmaz.
  • Mevcut vakıaların delili olan hususların, delillerin gösterilmesi sınırları çerçevesinde gösterilmesi de yeni vakıa ileri sürülmesi değildir. Ancak, delil ileri sürülürken yeni bir vakıa da ileri sürülüyorsa bu yasak kapsamında kabul edilecektir.”
  • Belirsiz alacak davalarında bir defaya mahsus davacı talebini arttırabilir. Davayı değiştirme veya genişletme yasağına takılmadan dava değerini arttırması mümkündür. HMK’nın “Belirsiz Alacak ve Tespit Davası” başlıklı 107.maddesine göre davacı, davayı açtığı tarihte alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirleyemeyecekse asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu, örneğin bir bilirkişi raporu sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. Mahkeme bu durumda kendisine 2 haftalık kesin süre verecktir. Bu sürede davacı talebini arttırmazsa eski talebi üzerinden dava görülecek ve karara bağlanacaktır. Kısmi dava açarak tamamı belli olan alacağının sadece bir kısmını dava ve talep etmiş olan davacı, dava sırasında  alacağının geri kalan kısmını da talebine eklemek isterse bunu ancak ıslah ya da karşı tarafın açık rızası ile yapabilir; belirsiz alacak davasında olduğu gibi dava değerini serbestçe arttıramaz.
  1. HANGİ TALEP VE DEĞİŞİKLİKLER YASAK KAPSAMINDADIR?
  • Davanın konusunun yani davadaki talebin değiştirilmesi veya genişletilmesi,
  • Dava sebebinin değiştirilmesi veya genişletilmesi,
  • Davadaki talep sonucuna yeni talepler eklenmesi,
  • Davada dayanılan olay ve olguların değiştirilmesi veya yeni ve başka olaylara dayanılması,

İddia ve savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağı nedeniyle dilekçeler aşamasından sonra yapılamaz.  Bu değişikliklerin yapılabilmesi  karşı tarafın açıkça buna izin vermesine bağlıdır. Aksi takdirde bu türden talepler dilekçeler aşamasından sonra mahkemeye verilen yeni dilekçelerle ileri sürülse, duruşmada dile getirilse dahi mahkeme tarafından dikkate alınmaz. Adeta hiç dile getirilmemiş talepler gibi hüküm verilirken yok sayılırlar. Örneğin;

  • Dava konusu alacağın miktarının arttırılması,
  • Dava açılırken faiz istenmemişken sonradan istenmesi,
  • Kira bedelinin tespitinin talep edildiği davada sonradan kiracının tahliyesinin istenmesi,
  • Dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığı iddiasının sonradan ileri sürülmesi,
  • Haksız fiile dayanılan bir davada sözleşmeden kaynaklanan borca aykırılık sebebine dayanılması,
  • Mirasta denkleştirme talebinin tenkis talebine dönüştürülmesi,
  • Bir boşanma davasında maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmamışken sonradan bu taleplerin de eklenmesi,
  • Dava konusu malın tesliminden vazgeçilerek malın bedelinin ödenmesinin istenmesi,
  • Maddi tazminata ek olarak manevi tazminat istenmesi,
  • Tapu iptali ve tescil davasının mirasçılık belgesinin iptali davasına dönüştürülmesi,
  • Tenkis davasını muvazaa sebebiyletapu iptali ve tescil davasına dönüştürmesi,
  • İşçi alacağı davasında işçinin sonradan yeni alacak kalemleri talep etmesi,
  • Senetteki alacak miktarına karşı çıkan kişinin sonradan senetteki imzanın da kendisine ait olmadığı iddiasını ileri sürmesi gibi talepler yasak kapsamındadır.

İlk derece mahkemesince toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre, davacının dava dilekçesinde …söz konusu çekteki imzaya itiraz etmediği, bu durumda davacının çekteki cironun sahte olduğunu yeni öğrendiğinin düşünülemeyeceği, davacının bilirkişi raporundan sonra ileri sürdüğü bu hususun iddianın genişletilmesi yasağına aykırı olduğu, davalının borcunu iki adet çekle ödediği, davacıya herhangi bir borcunun kalmadığı gerekçeleri ile davanın reddine, davalı lehine kötüniyet tazminatı takdirine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, dosyaya bilirkişi raporu sunulduktan sonra, …çekin üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığı şeklindeki iddianın..iddianın genişletilmesi yasağına tabi olduğu, davacı vekilinin …bu iddia ile ilgili ıslah dilekçesi de sunmadığı, davalının bu konuda açık muvafakatı bulunmadığından mahkemece bu konu ile ilgili ara kararından vazgeçilmesi ve davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçeleri ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk derece mahkemesi, davacının defterleri incelemediği gibi dosya içinde davalı tarafından ibraz edilmiş bir çek teslim belgesi olmadığı halde, ciro imzasının davacıya ait olup olmadığı yolundaki araştırmasını da davalının itirazı ile yarım bırakmıştır. Dava dosyasına sunulan dava malzemesi sıhhatinin araştırılması iddia ve savunmanın genişletilmesi olarak değerlendirilemez. Bu itibarla ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile kurulan hükme karşı istinaf talebinin Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülmeyerek istinaf talebinin esastan reddedilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir. 

  1. DİLEKÇEYE YAZILMAMIŞ OLAN İDDİA, SAVUNMA VE TALEPLER NASIL İLERİ SÜRÜLEBİLİR?

Bir önceki başlık altında dilekçeler aşamasından sonra tarafların artık ileri süremeyeceği, ileri sürse bile mahkemece dikkate alınmayacağı belirtilen talep ve olayların ileri sürülebilmesi mümkün müdür? Bu soruya verilecek cevap “belli şartlar altında evet” olmalıdır.

Taraflardan biri diğerinin açıkça rıza göstermesi halinde dilekçesinde belirtmediği bu iddia ve taleplerini sonradan ileri sürebilir. Karşı taraf bu iddia ve savunmaların ileri sürülmesine itiraz ettiği takdirde, mahkeme bunları dikkate alamaz.

Karşı taraf bu talep veya olayların ileri sürülmesine karşı çıkmazsa, gidilebilecek iki yol vardır;

  • Davayı ıslah etmek,
  • Yeni bir dava açılıp davaların birleştirilmesini talep etmek. Bu ancak taleplerin yeni bir davaya konu olabilecek nitelikte olması halinde mümkündür.
  1. DAVANIN ISLAH EDİLMESİ

Taraflardan birinin davada yaptığı usul işlemlerinin düzeltilmesi veya değiştirilmesi davanın ıslah edilmesi ile mümkündür. Davacı unuttuğu veya hata sonucu dilekçesinde belirtmediği hususları mahkemeye sunabilmek için ıslah yolunu kullanır. Ya da dilekçesinde yaptığı bir işlemi düzeltmek ya da değiştimek içinde davasını ıslah edebilir. Kısacası, delil ileri sürmek, davaya dahil olmayan olay veya talepleri davaya dahil etmek amacıyla ıslah yapılır. Örneğin ileri sürmeyi unuttuğu zamanaşımı defini ıslah yoluyla ileri sürebilir, dilekçesinde alacağının 100.000 tl olarak göstermişken bunu 200.000 tl’ye ıslah yoluyla çıkarabilir.

Islahın geçerli olması için buna karşı tarafın rıza göstermesi veya mahkemenin onay vermesi gerekmez. Mahkemede sözlü olarak veya dilekçeyle yapılabilir. Sözlü beyanın mahkemece tutanağa geçirilmesi ve ıslah eden tarafa imzalattırılması gerekir.

Taraflardan her biri davada sadece bir kereye mahsus olmak şartıyla davasını serbestçe ıslah edebilir.

Islah eden tarafın, ıslah nedeniyle geçersiz hale gelen işlemlerin giderleri ve karşı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararları karşılamak için mahkemenin takdir edeceği bir miktar teminatı 1 hafta içinde mahkeme veznesine yatırmalıdır. Teminat bu sürede yatırılmazsa ıslah yapılmamış sayılır ve artık bu taraf bir daha ıslah talebinde bulunamaz.

Dava tamamen veya kısmen ıslah edilebilir. Tamamen ıslah davanın dava dilekçesinden itibaren tamamen yenilenmesidir. Dava dileçesinden itibaren o güne kadar yapılmış tüm işlemler iptal edilir. Adeta davaya yeni baştan başlanır. Ancak ikrar, tanık ifadeleri, bilirkişi rapor ve beyanları, keşif ve isticvap tutanakları, yerine getirilmiş olan veya henüz yerine getirilmemiş olmakla beraber, karşı tarafın yerine getirebileceğini ıslahtan önce bildirmiş olması koşuluyla, yemin teklifi, reddi veya iadesi ıslah ile geçersiz kılınamaz.

1 hafta içinde yeni bir dilekçe verilerek dava tamamen ıslah edilebilir. Örneğin davacı, davasını tamamen ıslah ederek el atmanın önlenmesi davasını haksız işgal tazminatına çevirebilir.

Davanın kısmen ıslahında ise, davadaki talep arttırılmakta veya kapsamı genişletilmektedir. Islah talebinde hangi hususun düzeltilmek ya da değiştirilmek istendiği belirtilmelidir.

Islahın davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi kötüniyetli hareket edildiğine mahkeme kanaat getirirse, ıslahı dikkate almaz. Mahkeme, ayrıca para cezası ödenmesine de karar verebilir.

  1. ISLAH NE ZAMANA KADAR YAPILABİLİR?

Islah tahkikat aşaması sona erene kadar yapılabilir. “Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.” Belirtilmelidir ki bu aşamada ıslah yapılabilmesi için daha önce ıslah hakkının kullanılmamış olması gerekir.

04/02/1948 tarih ve 1944/10-1948/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı kabul edilmişti. Ancak, kanunda yapılan değişiklikle bozmadan sonra da ıslah yapılabilir. Bölge adliye mahkemesinden dönen kararla ilgili mahkemede yeniden tahkikat yapılıyorsa burada da ıslah yapılabilir. Ancak mahkeme bozmaya uyma kararı vermişse, bozma kararı lehine olan taraf için bir kazanılmış hak doğar. Yani mahkeme artık incelemesini bozma kararı çerçevesinde ve onunla sınırlı olarak yapabilir. Verilen kararın da bozma kararındaki esaslara uygun olması şarttır. Usuli kazanılmış hak denilen bu durum, “..davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).”

SONUÇ

Davanın kazanılması, usul kurallarını iyi bilmekle mümkündür. Çünkü hukukta her zaman usul esastan önce gelir. Dilekçeniz eksik veya hatalı  hazırlanmışsa, mahkemeye gerekli olay ve deliller zamanında bildirilmemişse haklı olmanız bir anlam ifade etmez. Çünkü hakim sadece usulune uygun şekilde önüne getirilmiş olay ve delillere göre karar verecektir. Dava sırasında taleplerinizde değişiklik yapılması veya taleplerinizin arttırılması veya yeni olay ve delillerin ileri sürülmesi de belli kurallar bağlıdır. Bu kurallara aykırı şekilde ileri sürülen talep ve olaylar mahkemece dikkate alınmaz. Kazanma şansının oldukça yüksek olduğu davalar bu türden usul hataları nedeniyle yok yere kaybedilebilmektedir. Bu türden mağduriyetler yaşanmaması için dava açılmasında ve taküp edilmesinde profesyonel hukuki yardım almak önem arz eder. 

Saygılarımızla.

REFERANSLAR

 HMK m.25/1.

2PEKCANITEZ, Hakan, ATALAY, Oğuz, ÖZEKES, Muhammet, 2013, Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayıncılık, Ankara, s.300.

3 KURU, Baki, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Legal Yayıncılık, İstanbul, s.266.

4 KURU, a.g.e., s.275.

5 HMK m.136/1.

6 HMK m.177.

7 KURU, a.g.e., s.273.

8 KURU, a.g.e., s.282; HMK m.136.

9 HMK m.317/2; KURU, a.g.e., s.863.

10 HMK m.136/2, m.127.

11 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, a.g.e., s.300.

12 KURU, a.g.e., s.282; HMK m.183.

13 KURU, a.g.e., s.282.

14KURU, a.g.e., s.271.

15Yargıtay 14. HD.,E.2020/3792, K.2020/7639, T: 24.11.2020.

16Yargıtay 22. HD., E.2017/35100, K.2020/8782, T: 06.07.2020. 

17Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24.02.2016 Tarih, 2014/22-735 Esas,2016/166 Karar; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/32903 E., 2020/12345 K., T: 09.10.2020.

18Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2016/376, K.2020/306 sayılı karar.

19 Yargıtay 14. HD., E.2017/6098, K.2018/2609, T: 03.04.2018.

20 Yargıtay 10. HD., E.2020/7249 E, K.2020/6918, T:24.11.2020.

21 Yargıtay 4. HD., E.2018/2375, K.2020/2565, T: 07.07.2020.

22Yargıtay 11. HD., E.2020/2566 , K.2020/5528, T: 30.11.2020.

23 PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, a.g.e., s.303.

24EROĞLU, Orhan, “Islah ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Tasalğı Kapsamında Islahın Değerlendirilmesi”, TBB Dergisi, yıl:2018(138), s.168.

25 Yargıtay HGK, 29.06.2011 gün ve E.2011/1-364, K.453; Yargıtay 3. HD., E.2020/4264, K.2020/7528, T: 09/12/2020.

26 KURU, a.g.e., s.595.

27 KURU, a.g.e., s.606.

28HMK m.177/2.

29 KURU, a.g.e., s.741-742.

30 Yargıtay 3. HD., E.2020/3077,  K.2020/5741, T: 19/10/2020.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir