Vasiyetnamenin İptal Ettirilmesi Mümkün Müdür?

Vasiyetnameler kişilerin öldükten sonra yerine getirilmesini istedikleri arzularını içeren, miras hukukuna özgü metinlerdir. Vasiyetnamelerin geçerli olması ve istenilen sonuçları doğurabilmesi için kanunda aranan şartlara uygun şekilde düzenlenmesi gerekir. Bir vasiyetname kanunda aranan şartlara uygun şekilde düzenlenmemişse veya mirasbırakanın gerçek arzularını yansıtmıyorsa örneğin aldatılma, korkutulma sonucu düzenlenmişse dahi kendiliğinden geçersiz hale gelmemektedir. Çünkü yasalarımız mirasbırakan kişinin mirasçılarının bu vasiyetnameyi ölenin hatırasına saygıdan geçerli kabul etmek ve uygulatmak isteyebileceklerini göz önünde bulundurarak düzenlenmiştir. Bu nedenle şayet bir vasiyetnamenin geçersiz sayılmasını gerektiren sebepler mevcutsa, mirasçıların ya da vasiyet sebebiyle alacaklı olan kişilerin mahkemeye başvurarak bu vasiyetnamenin iptal edilmesini talep etmeleri gerekir. Eğer hiç kimse vasiyetnamenin geçersiz olduğunu ileri sürüp iptalini talep etmezse, vasiyetname geçersiz olsa bile geçerliymiş gibi işleme alınacaktır.

Mirasçılar dışında vasiyetnameyi yapan kişi de düzenlemiş olduğu vasiyetnameyi sonradan iptal ettirmek isteyebilir. Bu yazımızda hem vasiyetnameyi düzenleyen kişinin hem de mirasçıların bir vasiyetnamenin iptalini nasıl sağlayabileceklerini, vasiyetnamenin iptali için hangi sürede ve hangi mahkemeye başvurulması gerektiği hakkında açıklamalarda bulunduk.

1.    Vasiyetnameyi Kimler İptal Ettirebilir?

Vasiyetnameyi düzenleyen kişi her zaman düzenlenen vasiyetnameden dönebilir. Vasiyetnamede vasiyetten dönülemeyeceğine dair ibare bulunsa dahi vasiyeti düzenleyen vasiyetnameden dönebilir. Daha önce düzenlemiş olduğu vasiyetnameden dönmek isteyen kişi bunu eski vasiyetnamesiyle ters düşen hükümler içeren yeni bir vasiyetname düzenleyerek yapabilir. Bu şekilde vasiyetçinin vasiyetnamenin bir kısmından veya tamamından dönmesi mümkündür. Vasiyetçinin yeni vasiyetnamesindeki düzenlemelerin, eski vasiyetnamesini geçersiz kılmak amacıyla yapıldığı anlaşılmaktaysa bu durumda eski vasiyetnamedeki düzenlemeler geçerliliğini kaybedecektir. Örneğin mirasbırakan kişi eski vasiyetnamesinde arabasını eşine bıraktığını belirtmişken, yeni vasiyetinde aynı arabayı kızına bıraktığını düzenlemişse sonraki tarihli olan vasiyetname geçerli olur ve arabasını kızına bırakmak istediği kabul edilir.

Yeni vasiyetname düzenlemek dışında mirasbırakan kişi yok etmek suretiyle de vasiyetnameden dönebilmektedir. Yok etme okunmayacak hale getirme, yakma, karalama vs şeklinde olabilir. Bu yöntem özellikle el yazılı vasiyetnameler için geçerli olup, resmi şekilde noterde düzenlenmiş vasiyetnamelerin bu şekilde tamamen yok edilmesi mümkün olmayacaktır.

Vasiyetnameyi düzenleyen kişi hayattayken vasiyetnamenin iptalini sadece vasiyetçi kendisi isteyebilir. Vasiyetnameyi düzenleyen kişi öldükten sonra ise mirasçıları ve vasiyet alacaklıları vasiyetnamenin iptalini talep edebilirler. Görüldüğü üzere bir vasiyetnamenin iptal edilmesi için mahkemeye başvuru yapabilecek kişiler, ölenin mirasçısı ya da vasiyet alacaklısı olan kişilerden ibarettir. Bu kişiler haricinde örneğin mirasbırakan kişinin alacaklıları vasiyetnamenin iptalini talep edemeyecektir.

2.    Vasiyetnamenin İptali Hangi Şartlarda Mümkündür?

Bir vasiyetnamenin iptal edilebilmesi ancak kanunda aranan şartların varlığı halinde mümkündür. Türk Medeni Kanunu’nun 557. maddesinde vasiyetnamenin hangi sebeplerle iptal ettirilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Belirtilmelidir ki bu sebepler sınırlı sayıdadır. Sayılan sebepler haricinde başka bir sebebe dayanarak bir vasiyetnamenin iptal ettirilmesi mümkün olmaz. kanunun 557. maddesinde sayılan bu sebepler şunlardır;

  1. Vasiyetname mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa,
  2. Vasiyetname yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa,
  3. Vasiyetnamenin içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise,
  4. Vasiyetname kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa

Mahkemeden vasiyetnamenin iptali talep edilirken bu sebeplerden birine dayanılması gereklidir. Hâkim, davada öne sürülen iptal sebebiyle bağlı olur ve sadece bu iptal sebebinin somut olayda mevcut olup olmadığını inceler. Davacının ileri sürmediği bir sebeple vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi mümkün değildir.[1] Örneğin, vasiyetnamenin iptalini talep eden kişi vasiyetin korkutulma, tehdit sonucu yapıldığını ileri sürerek iptal talebinde bulunmuşsa, mahkeme bu vasiyetnamenin şekil kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline hükmedemeyecektir.

Yukarıda sayılan dört sebep dışında, örneğin vasiyetnamedeki malın gerçekte vasiyet eden kişiye ait olmaması bu nedenle de vasiyetnamenin uygulanamayacak olması veya vasiyette bahsi geçen malın yangında yanarak yok olması nedeniyle vasiyetin yerine getirilemeyecek olması, vasiyetnamenin iptalini sağlayabilecek gerekçeler değildir. Vasiyet uygulanabilir hükümleriyle geçerli kalmaya devam edecektir.

Aşağıda vasiyetnamenin iptali sebepleri ayrı ayrı incelenmiştir;

2.1.        Vasiyetnamenin Tasarruf Ehliyeti Yokluğu Sebebiyle İptali

Vasiyetname düzenleyebilmek için ayırt etme gücüne sahip olmak ve 15 yaşını doldurmuş olmak gereklidir. Bu şartları taşımayan kişilerin düzenledikleri vasiyetnameler geçersiz kabul edilir. Ancak bu geçersizliğin de mahkemece tespiti gereklidir. Bir kişinin vasiyetname yapabilmesi için vasiyetnameyi yaptığı sırada ayırt etme gücüne sahip olması gerekli ve yeterlidir. Ayırt etme gücüne sahip olmaktan anlaşılması gereken kişinin yaptığı işlemin anlam ve sonuçlarını kavrayabilmesi, buna göre hareket edebilmesi demektir. Şayet akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk, bunama gibi sebeplerle bir kişinin ayırt etme gücü zaafa uğramışsa, kişinin bu haldeyken düzenlediği vasiyetnamenin ehliyetsizlik sebebiyle iptali talep edilebilecektir. Bir kişinin belli bir anda ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı hususu teknik ve özel bir inceleme gerektirmektedir. Hâkim bu konuda bir karar vermeden önce tarafların delillerini iyi değerlendirmeli, varsa tanıkları dinlemeli, vasiyet yapan kişinin vasiyeti düzenlediği tarihteki sağlık durumunu ispatlayan hastane kayıtları, raporlar, reçeteler gibi delilleri sağlık kuruluşlarından ve Adli Tıp Kurumundan talep etmelidir. Ancak bu sayede ayırt etme gücünün varlığı ya da yokluğu doğru şekilde tespit edilebilecektir.

2.2.        Vasiyetnamenin Yanılma, Aldatma, Korkutma veya Zorlama Sonucu Yapılmış Olması Nedeniyle İptali

Her hukuksal işlemin geçerli olması için işlemi yapan kişi ya da kişilerin o işlemi yapmaya yönelik sağlıklı ve özgür iradelerinin bulunması ve bu iradelerini sonuç doğuracak şekilde geçerli olarak açıklamaları gereklidir. Hukuki işlemin geçerli şekilde sonuç doğurabilmesi için beyanın asıl iradeye uygun olması gerekmektedir. Şayet kişinin yaptığı işlemle iradesi birbirine uymazsa ya da iradesi beyanına aykırıysa bu takdirde işlem geçersiz olacağından iptali talep edilebilecektir. Kişini iradesi bir konudaki yanılgısından, yanlış düşünce veya bilgisinden kaynaklanmış olabilir. Bunlara hata (yanılma) sonucu yapılan işlemler denilir. Burada eğer kişinin yanılgıya düşmeseydi, gerçek durumu bilseydi vasiyetname yapmayacaktıysa bu takdirde vasiyetnamenin esaslı yanlma sebebiyle iptali talep edilebilecektir.

Bir diğer husus vasiyetnamenin vasiyet yapan kişinin aldatılarak, hile ile vasiyetname yapmasının sağlanmış olmasıdır. Burada vasiyeti yapan kişi kandırılmaktadır. Kendisinde yanlış bir kanaat uyandırılmış, gerçek durum kendisinden gizlenmiş veya farklı gösterilmiştir. Böylesi durumlarda da vasiyetnamenin iptali talep edilebilmektedir. Aşağıdaki Yargıtay kararı hata ve hile sebebiyle vasiyetnamenin iptal edilmesine ilişkindir;

“Davacı, mirasbırakanı …’nin Beyoğlu 37. Noterliği’nin 14.06.2007 tarihli vasiyetnamesi ile tüm malvarlığını o dönem eşi olan ancak daha sonra boşandığı davalı … ve kızı Lal ile kardeşi Ekrem’e bıraktığını, vasiyetname tarihinde mirasbırakanın hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığı gibi iradesinin hata ve hile ile de sakatlandığını, vasiyetnamenin geçersiz olduğunu, ayrıca yapılan tasarruf ile tamamen mirastan çıkarıldığını, hiç bir pay alamadığını, saklı payının da ihlal edildiğini ileri sürerek, vasiyetnamenin iptalini istemiştir.

TMK.’nun 181. maddesine göre; “Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.” Somut olayda, iptale konu vasiyetname boşanmadan önce yapılmış olup, ölüme bağlı tasarruf olma niteliği ise tartışmasızdır. Bu nedenle; mahkemece, anılan yasal düzenleme kapsamında olup olmadığı hususu incelenmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bundan ayrı olarak ta, davacı tarafından dava dilekçesinde vasiyetname ile saklı pay sahibi oğul …’ın mirasın tamamından mahrum edildiği ileri sürülmektedir. Vasiyetname yasa gereğince mutlak tenkise tabidir (TMK.519.md.). Bu durumda tenkis isteminin bulunduğunun kabulü gerekir. O halde talep, tenkis hükümlerine göre incelenerek, tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı ile, (iadeye) denkleştirmeye (TMK. md.669) ve tenkise tabi (TMK. md.514, 565) olarak yaptığı kazandırmalar belirlenmeli (dosya içerisinde bulunan İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1653 sayılı tereke tespiti dosyası bulunduğu da gözetilerek) TMK 507/4 ve diğer maddeleri uyarınca davacının mahfuz hissesi belirlenmeli ve sonucuna uygun bir karar verilmelidir.”[2]

Sık sık karşılaşılan bir diğer iptal sebebi vasiyetnameyi yapan kişinin korkutulması, tehdit edilmesi halidir. Burada vasiyetnameyi yapan kişi canıyla yahut malıyla ya da sevdiği kişilerle ilgili tehditlere maruz kalmakta ve bu korkunun etkisiyle de vasiyetname düzenlemektedir. Örneğin, bakıma muhtaç, hasta veya yaşlı kişinin eşi tarafından kendisine bakılmayacağı, terk edileceği gibi tehditlerle kendi lehine vasiyette bulunması sağlanmışsa ortada korkutma sonucu yapılmış bir vasiyetname vardır.

Bir kişiye uygulanan manevi zorlamalar sonucu yaptırılan vasiyetnamelerin iptali talep edilebilirken, fiziksel zorlamayla yaptırılan vasiyetnamelerin ise iptali değil yokluğunun tespiti talep edilmelidir. Örneğin bir kişinin eli tutularak zorla yazdırılan veya imzalatılan vasiyetnameler yok hükmündedir. Aşağıda korkutma ile yapılan vasiyetnamelerin iptaliyle ilgili örnek Yargıtay kararına yer verilmiştir;

“Vasiyetnamenin iptali sebeplerinden biri olan korkutma (ikrah), kişinin irade serbestîsini ihlal suretiyle onu gerçek istemine uymayan bir beyanda bulunmak zorunluluğunda bırakan, hukukun caiz görmediği davranışlardır. İkrah, maddi ve manevi olmak üzere iki türlüdür. Bir kimseye o akdi yapmasını temin için maddi tazyik yapılmışsa, örneğin eli tutularak zorla sözleşmenin altı imzalatılmışsa bu hâlde maddi ikrah hâli varsayılır. Öte yandan bir kimsede korku yaratarak ona istenilen işlemi yaptırmayı amaçlayan tehdide de manevi ikrah denilir.

Bir ölüme bağlı tasarrufun meydana gelmesine tesir edecek her türlü ikrah, bir iptal sebebi teşkil eder. Ancak, her iki türünde de ikrahın ciddi olması, ikrahın ağır bir tehlike teşkil etmesi, tehdidin yaratacağı tehlikenin derhal gerçekleşecek nitelikte olması, tehdidin bizzat akdin tarafına veya yakınlarına yapılması ve yapılan tehdidin haksız ve hukuka aykırı olması, tehdidin şahsa, namusa, cana, mala veya hürriyete yönelmiş bulunması ve nihayet tehdit ile yapılan işlem arasında illiyet bağı bulunması koşulu aranır.

Öte yandan; TMK’nın 504 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre; “ Mirasbırakanın yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisi altında yaptığı ölüme bağlı tasarruf geçersizdir. Ancak, mirasbırakan yanıldığını veya aldatıldığını öğrendiği ya da korkutma veya zorlamanın etkisinden kurtulduğu günden başlayarak bir yıl içinde tasarruftan dönmediği takdirde tasarruf geçerli sayılır.”
Somut olayda; davaya konu vasiyetnamenin davalı …’nun baskısı ve tehdidi sonucunda düzenlendiğini iddia edilmiş olup, mahkemece; davalı …’nun mirasbırakandan sürekli para istediği, mirasbırakanın da kendisini eşinden ayıracakları korkusuyla davalı kızına sürekli para vermek zorunda kaldığı, vasiyetnamenin korkutma ve baskı altında düzenlendiği gerekçesiyle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Dosyada dinlenilen tanık beyanları dikkate alındığında; mirasbırakanın, davalı eşi … ile birlikte yaşadığı, çocuklarının kendisiyle ilgilenmediği, başkalarının yardımıyla ihtiyaçlarını karşıladığı sabit olup, gerek vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte iradesini bozacak nitelikte bir ikrahın etkisi altında bulunduğu, gerekse düzenlemeden sonra da bu etkinin sürdüğü kanıtlanabilmiş değildir.
Kaldı ki; mirasbırakanın ölünceye kadar çocuklarından ayrı yaşamış olmasına rağmen, 24/03/2011 tarihli davaya konu vasiyetnamesinden öldüğü 06/02/2013 tarihine kadar dönmediği de görülmektedir.

Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, davalı … yönünden vasiyetnamenin iptaline ilişkin vakıaların varlığının davacılarca ispat edilemediği gözetilerek, bu davalı yönünden davacıların tenkis isteminin incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.[3]

2.3.        Vasiyetnamenin İçeriği, Bağlandığı Koşullar veya Yüklemelerin Hukuka veya Ahlâka Aykırılığı Sebebiyle İptal

Bir hukuksal işlemin geçerli olması için bu işlemin hukuka, ahlaka ve kişilik haklarına aykırılık etmemesi gerekir. Burada ahlak ile kastedilen objektif ve makul bir insanın değer yargıları olarak algılanmalıdır. Bir örnekle açıklamak gerekirse vasiyetname düzenleyen kişinin vasiyetnamede oğlu için öngördüğü mal vasiyetlerinin geçerli olmasını belli bir kişiyle evlenmesi şartına bağlaması halinde bu şart kişilik haklarına aykırılık teşkil edecektir. Aynı şekilde kızının eşinden boşanması halinde ona mal bırakacağını belirten vasiyet de geçersiz olacağından iptali talep edilebilir.

2.4.        Vasiyetnamenin Şekil Kurallarına Aykırılık Nedeniyle Geçersizliği

Vasiyetnamelerin geçerliliği kanunda aranan sıkı şekil kurallarına uyulmasına bağlanmıştır. Bir vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için mutlaka kanunda öngörülen vasiyetname çeşitlerinden birine uygun şekilde düzenlenmiş olması gerekir. Vasiyetname el yazılı, resmi ve sözlü vasiyetname olmak üzere üç farklı şekilde düzenlenebilmektedir. Hangi türden vasiyetname düzenlenmişse ona ilişkin şekil kurallarına bakarak vasiyetnamenin geçerli şekilde düzenlenip düzenlenmediği tespit edilir. Örneğin el yazılı vasiyetnamenin bütünüyle vasiyet yapanın el yazısıyla yazılmış olması gereklidir. Bilgisayar ya da daktilo gibi bir araçla yazılması halinde el yazılı vasiyetname şekle aykırı olduğundan geçersiz olur. El yazılı vasiyetnamenin geçerliliğiyle ilgili bir kararında Yargıtay şöyle hüküm kurmuştur;

TMK’nun 538/2 maddesi “El yazılı vasiyetname, saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hakimine veya yetkili memura bırakılabilir.” hükmünü ihtiva etmektedir. Bu hüküm, emredici bir hüküm değildir. Diğer bir deyişle, el yazılı vasiyetname tevdi olunmamışsa, bu husus vasiyetnameyi hükümsüz kılmaz, bu sebeple vasiyetnamenin iptali yoluna gidilemez. Şu halde, el yazılı vasiyetname resmi mercie bırakılmamış olsa bile, yine geçerlidir. TMK’nun 595.maddesi hükmüne göre, bir kişinin ölümü halinde bir vasiyetnamesi ortaya çıkarsa bunu bulan kişi sulh hakimine vermekle yükümlüdür. Bu madde hükmünden de tevdi edilmemiş vasiyetnamenin geçerli olduğu sonucu çıkmaktadır.
Mahkemece, TMK’nun 538/2.maddesi yanılgılı değerlendirilerek dava konusu vasiyetnamenin el yazısıyla yazılmış bir vasiyetname olduğunun kabulünün mümkün olmadığına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
[4]

Resmi vasiyetnamelerin nasıl düzenlenmesi gerektiği TMK madde 532 ve devamı maddelerinde açıklanmıştır. Buna göre işlemin resmi memurun huzurunda ve kanunda aranan özellikleri taşıyan tanıkların katılımıyla yapılması gerekmektedir. Resmi vasiyetname düzenlenmesine katılımı yasak olan kişiler kanunda sayılmış olup bu kişilerin bir vasiyetnamenin düzenlenmesine katılımı halinde vasiyetnamenin iptali talep edilebilir. Aşağıda konuyla ilgili Yargıtay kararına yer verilmiştir;

“TMK’nun 536.maddesinde vasiyetnamenin düzenlenmesine katılma yasağına ilişkin düzenleme yer almaktadır. Bu maddeye göre; “Fiil ehliyeti bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar, okur yazar olmayanlar, mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri, resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamazlar. Resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memura ve tanıklara, bunların üstsoy ve altsoy kan hısımlarına, kardeşlerine ve bu kişilerin eşlerine o vasiyetname ile kazandırmada bulunulamaz.”

Yine anılan kanunun 558.maddesinde; “İptal davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir. Dava, ölüme bağlı tasarrufun tamamının veya bir kısmının iptaline ilişkin olabilir. İptal davası, ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlığa dayandığı takdirde tasarrufun tamamı değil, yalnız bu kazandırmalar iptal edilir.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

Mahkemece; vasiyetname tanığı olan …’in, vasiyetname düzenlendiği tarihte miras bırakanın alt soyu olan torununun eşi olduğu, aslen vasiyetname tanığı olamayacağı, buna rağmen tanıklık yaptığı, tanıklığı sonucu kayınpederi ve kayınvalidesi olan … ve …’a ölüme bağlı tasarrufta bulunulduğu, şekli anlamda bozukluk söz konusu olduğundan hısıma yapılan vasiyet kısmının iptali gerektiği; diğer davalılar anlamında vasiyetnamenin iptalini gerektirir durum bulunmadığı gerekçesiyle, hısıma yapılan tasarruf kısmı yönünden vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir.

Dosya kapsamında bulunan nüfus kayıtlarının incelenmesinde; davalı …’ın vasiyetname tanığı olan …’in kayınpederi olduğu ancak, davalı …’ın vasiyetname tanığı olan …’in kayınvalidesi olmadığı, dolayısıyla vasiyetname tanığının vasiyetname düzenlenmesine katılması sebebiyle davalı … yönünden hısıma yapılan kazandırma bulunmadığı anlaşılmaktadır.

O halde mahkemece; vasiyetname tanığının vasiyetname düzenlenmesine katılması sebebiyle davalı … yönünden hısıma yapılan kazandırma bulunmadığı gerekçesiyle, davalı … yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.[5]

Resmi vasiyetnamelerin iptaline sebebiyet veren bir diğer husus işlemde birlik ilkesine riayet edilmemesidir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre vasiyetçinin vasiyetnameyi okumasının akabinde araya fasıla girmeksizin diğer aşamaların tamamlanması gerekmektedir.

3.    Vasiyetnamenin İptali Ne Zaman İstenmelidir?

Vasiyetnamenin iptali kanunda öngörülen hak düşürücü süre içerisinde istenmelidir. Bu sürenin kaçırılması halinde iptal talep etme hakkı düşecektir. Türk Medeni Kanunu’nun 559. maddesine göre iptal davası açma hakkı, hak sahibi davacının vasiyetnameyi, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak 1 yıl ve herhalde vasiyetnamenin açılması tarihinin üzerinden iyiniyetli davalılara karşı 10 yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı 20 yıl geçmekle düşer. Görüldüğü üzere 1 yıllık hak düşürücü süre için öğrenme tarihi, diğer süreler içinse vasiyetin açıldığı tarih sürenin başlangıç tarihi olarak kabul edilmektedir. Sürelerin hesabi her mirasçıya ya da vasiyet alacaklısına göre değişiklik gösterebileceği gibi her somut olaya göre de farklılık gösterecektir. Özellikle davanın yöneltileceği kişilerin iyiniyetli olup olmadığı konusu yargılama gerektirmektedir. “Öğretide bir kimsenin ölüme bağlı tasarrufta bulunanın ehliyetsiz olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği halde ölüme bağlı tasarruftan yararlandığı takdirde kötü niyetli sayılması gerektiği görüşü benimsenmektedir.”[6]

Vasiyetnamenin iptalinin talep edilebilmesi için vasiyetnamenin yetkili sulh hukuk mahkemesinde açılmış ve vasiyetnamenin taraflara tebliğ edilmiş olması gereklidir. Dava açmadan önce bu aşamanın tamamlanmaması halinde bu aşamanın tamamlanması için hakim süre vermektedir. Bir diğer anlatımla vasiyetnamenin iptali talep edildiğinde henüz vasiyetnamenin açılması davası devam etmekteyse iptal davası hakkında hemen karar verilemeyecek ve bu davanın sonucu beklenecektir.

4.    Vasiyetnamenin İptali Hangi Mahkemeden İstenmelidir?

Vasiyetnamenin iptali Asliye Hukuk Mahkemelerinden talep edilmelidir. Yetkili mahkeme ise HMK 11/1 ve TMK 576 gereği mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Bu konuda mahkemenin yetkisi kesin olduğundan başka yer mahkemesinde açılması halinde dava usulden redle sonuçlanacaktır. Bu sebeple davanın görevli ve yetkili mahkemede açılması önem arz etmektedir.

Sonuç

Vasiyetnamelerin vasiyetnameyi düzenleyen tarafından veya onun ölümünden sonra mirasçıları ya da vasiyet alacaklıları tarafından iptal ettirilmesi mümkündür. İptal davasının başarıyla sonuçlandırılması için davanın doğru mahkemede ve gerekli süre içinde açılması ve mutlaka Kanun’da belirtilen iptal sebeplerinin varlığının ispat edilmesi gereklidir.

Vasiyetnamelerin iptaliyle ilgili hukuksal soru ve sorunlarınız için ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

Saygılarımızla.

Solmaz Hukuk ve Danışmanlık Ekibi.

Referanslar

Aydın TEKDOĞAN, (2021), Vasiyetnamenin  Tenfizi ve İptali, Seçkin Yayıncılık, Ankara, s.287-523.

Erhan GÜNAY, (2017), Soru ve Cevaplarla Miras El Kitabı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 111-132.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2015/9476 E., 2016/9176 K.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2017/2104 E., 2020/4586 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2020/12405 E., 2021/3344 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2018/4826 E., 2019/3940 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2019/3204 E., 2019/5938 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2019/5596 E., 2020/1681 K.

[1] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2015/9476 E., 2016/9176 K.

[2] Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2017/2104 E., 2020/4586 K.

[3] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2020/12405 E., 2021/3344 K.

[4] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2018/4826 E., 2019/3940 K.

[5] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2019/3204 E., 2019/5938 K.

[6] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2019/5596 E., 2020/1681 K.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir