TİCARİ SATIŞLARDA AYIPLI İFA NEDENİYLE SORUMLULUĞUN ŞARTLARI VE SAHİP OLUNAN HAKLARIN KULLANILMASI

Tacirlerin ticari faaliyetleri gereği sıkça karşılaştıkları durumlardan biri, mal ve hizmet satışlarında ayıplı şekilde ifada bulunulmasıdır. Bir diğer anlatımla, sözleşmede teslimi kararlaştırılan malın veya sunulması gereken hizmetin, gereği gibi ve sözleşmede belirtilen özelliklerde olmaması ticari satış sözleşmelerinde yaygın ve önemsenmesi gereken bir problemdir.

Bu bültende, satıcının(ya da hizmet sağlayıcının) alıcıya ayıplı mal teslim etmesi ya da ayıplı hizmet sunması halinde, bundan doğan sorumluluğunun tespiti, satıcının alıcıya karşı borçları ve alıcının da satıcı karşısında sahip olduğu hakları ve bu hakları kullanabilmesinin şartları üzerinde durulmuştur.

 

1.    TİCARİ SATIŞLARDA AYIPLI İFA KONUSUNDA UYGULANMASI GEREKEN KANUN HÜKÜMLERİ

Ticari satışlarda ayıplı mal teslim edilmesi nedeniyle sahip olunan hak ve borçlarda TTK(Türk Ticaret Kanunu m.23) hükümleri ve bu hükümlerde atıfta bulunulan TBK(Türk Borçlar Kanunu m.209-236) hükümleri geçerlidir. TKHK(Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun)’un ayıba ilişkin hükümleri ticari satışlarda uygulanmaz.

2.    “AYIPLI MAL” KAVRAMI

Satıcı tarafından alıcıya vaat edilmiş özelliklerin satılan malda bulunmaması ya da malın kullanım amacı bakımından lüzumlu olan vasıfları taşımaması halinde malın ayıplı olduğu kabul edilir. Satılan malda vaat edilen özelliklerden kasıt, satıcının basit bir şekilde mallarını övmesi olarak anlaşılmamalıdır. Satıcının alıcıya söz vermesinin belirli bir ciddiyet taşıması aranmaktadır. Lüzumlu vasıflar ise bir malın olağan kullanım ve yararlanma amacı bakımından taşıması gereken özelliklerdir.

Ayıp türleri, maddi ayıp, hukuki ayıp ve ekonomik ayıp şeklinde kategorize edilmektedir.

Maddi ayıp: Bir malın kendi türünden diğer örneklerle kıyaslandığında, değerini ve kullanışlılığını azaltan kötü özellikleridir. Örneğin; bir malın kırık veya bozuk olması maddi ayıptır.

Hukuki ayıp: Malın kamu hukukunun koyduğu standart ve kurallara uygun olmamasıdır. Örneğin, aşkasının telif veya patent hakkını ihlal eden mal hukuki ayıplıdır.[1]

Ekonomik ayıp: Satılan malın değerini düşüren eksikliklerdir. Örneğin; bir beyaz eşyanın vaat edildiğinden daha fazla enerji tüketmesi ekonomik ayıptır.

Burada bir parantez açalım: sözleşmede teslimi kararlaştırılan maldan başka bir malın teslim edilmesi ayıplı ifa değil, yanlış ifa(aliud)dır. Yine, malın kararlaştırıldığından daha az miktarda teslim edilmesi de eksik ifa olup, ayıplı ifa olarak nitelendirilmez. Ancak miktardaki eksiklik aynı zamanda malın özelliğini de etkileyecek türden bir eksiklikse, bu da ayıplı ifa olarak kabul edilebilir. 

Dolayısıyla istisnai durumlar dışında, eksik ifa veya yanlış ifa söz konusu olduğunda ayıptan doğan haklar kullanılamaz. Ancak eksik veya yanlış ifa da bir çeşit sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi hali olduğundan elbette satıcının borca aykırılık sebeplerine dayanılarak sorumlu tutulması mümkündür.

3.    AYIPTAN SATICININ SORUMLU TUTULMASININ ŞARTLARI

Satıcının ayıptan sorumlu tutulabilmesi için belli şartların varlığı aranır;

  • Satılanda önemli bir ayıp bulunmalıdır: Alıcı bakımından malın elverişliliğini kaldıran veya önemli ölçüde azaltan derecede bir ayıptan satıcı sorumludur.
  • Hasarın alıcıya geçmesinden önce veya en geç hasar geçtiği anda satılan mal ayıplı olmalıdır: Yarar ve hasar alıcıya geçtikten sonra, yani mal teslim edildikten sonra oluşan ayıplardan kural olarak satıcı sorumlu değildir.
  • Sorumsuzluk anlaşması yapılmamış olmalıdır: Taraflar arasında satıcının ayıptan sorumlu tutulamayacağına ilişkin bir sözleşme yapılmışsa, satıcı ayıplı maldan sorumlu tutulamaz. Fakat satıcının hilesi veya ağır kusuru söz konusuysa, sorumsuzluk anlaşması geçerliliğini yitirir ve ayıptan sorumlu tutulur.
  • Alıcı ayıbın varlığını bilmemeli ve bunu kabul etmemiş olmalıdır: Alıcı malın ayıplı olduğundan haberdarsa satıcıyı ayıptan sorumlu tutamaz.  Aynı şekilde, alıcı malı yeterince incelemeyle fark edebilecektiyse, satıcı bu ayıbın var olmadığı konusunda ayrıca güvence vermedikçe bu ayıptan sorumlu tutulamaz.
  • Alıcı gözden geçirme ve ayıp ihbarında bulunma külfetini süresinde yerine getirmiş olmalıdır: Alıcının satıcıya karşı ayıptan kaynaklanan haklarını ileri sürebilmesi için üzerine düşen külfetleri yerine getirmiş olmalıdır. Malı inceleyip nihayetinde malda bulunan ayıpları satıcıya kanunda belirtilen süreler içinde ihbar etmeyen alıcı, satıcıdan ayıp nedeniyle talepte bulunamaz.
  • Satıcının maldaki ayıplardan haberdar olmasa bile satılandaki ayıplardan sorumludur. Bir başka deyişle, satıcının ayıplı mal teslim etmekte bir kusuru olmasa dahi alıcının ayıptan doğan haklarını kullanmasına engel olamaz. Sadece bu durumda alıcıi genel hükümlere göre tazminat talep edemez.

4.    AÇIK AYIP-ADİ AYIP-GİZLİ AYIP AYRIMI VE İHBAR SÜRELERİ

Ayıbın fark edilebilirlik düzeyi ve ortaya çıkış zamanına göre kanunkoyucu ayrı düzenlemeler getirmiştir. Buna göre;

Açık ayıp: Satılan malın teslimi esnasında incelemeye bile gerek duyulmadan fark edilebilen ayıplardır.

Adi ayıp: Açıkça fark edilemese de malın incelenmesiyle ortaya çıkan ayıplardır.

Gizli ayıp: İlk bakışta fark edilemeyecek, basit bir muayeneyle de anlaşılamayacak ancak daha sonra anlaşılabilecek ayıplar gizli ayıp olarak nitelendirilir. “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.”[2]

TTK madde 23’e göre;

  • Malın ayıplı olduğu teslim esnasında açıkça belliyse, alıcı 2 gün içinde malda bulunan ayıpları ihbar etmelidir.
  • Maldaki ayıp, açıkça belli bir ayıp değilse alıcı 8 gün içinde malı incelemek veya gerekiyorsa inceletmek, incelemenin sonucunda tespit edilen bir ayıp varsa bunu satıcıya bildirmek zorundadır.[3]
  • Satılan malda gizli ayıp varsa, alıcı bunu fark ettiğinde derhal satıcıya bildirmelidir.

Gizli ayıplar da, ayıp ortaya çıktığında veya iş sahibi tarafından öğrenildiğinde yükleniciye bildirilmesi gerekir. Bu yönden eserin hiçbir itiraz ileri sürmeden teslim alınması iş sahibini bu yöndeki hakkını kullanmaktan yoksun bırakmayacağı gibi yükleniciyi de sorumluluktan kurtarmayacaktır.

Borçlar Kanunu’nda açık-gizli ayıp ayrımına gidilmiş olması, yüklenicinin sorumluluktan kurtulması farklılığındandır. Gerçekten, yüklenici açık ayıplı eserdeki sorumluluğundan iş sahibinin işlerin mutat cereyanına göre imkân bulur bulmaz muayene ve varsa ayıpları ihbar etmediği zaman kurtulduğu hâlde, gizli ayıplı işlerde yüklenicinin sorumluluğu zamanaşımı süresince devam eder.”[4]

Satıcıya yapılacak ihbarın hangi şekilde yapılması gerektiği konusunda tartışmalar bulunmaktadır. Yargıtay’ın 19. Hukuk Dairesi, TTK madde 18/3’te öngörülen tacirler arası yapılacak bazı işlemlerin noter kanalıyla, güvenli elektronik imzayla, telgrafla veya taahhütlü mektupla yapılması hükmü gereği, ayıp ihbarının da bu şekillerde yapılmadıkça geçerli sonuçlar doğurmayacağına hükmetmektedir. Buna karşın 15. Hukuk Dairesi, TTK 18/3’ün madde metninde özel şekillerde yapılması gereken işlemlerin açıkça sayılmasına karşın, ayıp ihbarının tacirler arasında da olsa, TTK madde 18/3’e göre yapılmasının zorunlu olmadığı yönünde karar vermektedir.[5] Doktrinde üçüncü bir görüş olarak, sadece ayıptan doğan haklardan biri olan sözleşmeden dönme hakkı da kullanılacaksa, ayıp ihbarının TTK madde 18/3’teki gibi özel şekil kurallarına uygun olması gerektiğini, sözleşmeden dönme hakkı da kullanılmayacaksa herhangi bir yolla satıcıya bildirimde bulunabileği ileri sürülmektedir. Çünkü, tacirler için TTK madde 18/3’te sözleşmeden dönme beyanının noter kanalıyla, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli e-imzalı belgelerle yapılması açıkça belirtilmiştir.

5.    ALICININ AYIPTAN SORUMLULUK HÜKÜMLERİNE GÖRE SATICIYA KARŞI KULLANABİLECEĞİ HAKLAR

  • SÖZLEŞMEDEN DÖNME: kendisine ayıplı mal teslim edilen alıcı sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Bu hakkını mutlaka da dava yoluyla kullanmasına gerek olmayıp, tek taraflı bir beyanla satıcıya bildirebilir. Yapılacak bildirimin noter kanalıyla, taahhütlü mektupla, güvenli elektronik imza kullanılarak veya telgrafla yapılması zorunludur. Sözleşmeden dönülmesi halinde sözleşme geçmişe etkili olarak oratadan kalkacağı için, daha önceden ifa edilmiş karşılıklı edimlerin taraflarca iade edilmesi gerekir. İade edilmeyen edimler için sebepsiz zenginleşme davası açılabilir. “Birden çok mal veya birden çok parçadan oluşan bir mal, birlikte satılmış olup da bunlardan bazıları ayıplı çıkarsa, dönme hakkı bunlardan ancak ayıplı çıkanlar için kullanılabilir. Ancak, alıcıya veya satıcıya önemli bir zarar vermeksizin ayıplı parçanın diğerinden ayrılmasına imkân yoksa, dönme hakkının satılanın tamamını kapsaması zorunludur.[6]
  • SATIŞ BEDELİNDEN İNDİRİM TALEBİ: Alıcı isterse, ayıplı malı alıkoyup iade etmez ve satış bedelinden ayıp oranında indirim yapmasını satıcıdan  isteyebilir.
  • SATILAN MALIN AYIPSIZ BENZERİYLE DEĞİŞTİRİLMESİNİ İSTEME HAKKI: Alıcı imkan varsa satılan malın malın ayıpsız benzeriyle değiştirilmesini isteyebilir.
  • SATILANIN ÜCRETSİZ ONARILMASINI İSTEME HAKKI: satıcı için aşırı bir masraf gerektirmemek şartıyla alıcı ayıplı malın satıcı tarafından onarılmasını talep edebilir.[7]
  • Ayrıca alıcının genel hükümler dairesinde tazminat talebinde bulunması da mümkündür: Alıcı yukarıda belirtilen haklardan hangisini tercih ederse etsin buna ek olarak ayıplı mal teslimi nedeniyle uğradığı zararların tazmin edilmesini de isteyebilir.

Alıcı bu haklardan birini tercih etmekte özgürse de, kanundan doğan bazı kısıtlamalar söz konusudur. Örneğin; satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.[8] Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Tarafların aralarında yapacakları sözleşmelerle alıcının tercih edebileceği bu haklara sınırlamalar getirmesi mümkündür.

Ayrıca, satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini derhal vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasına engel olabilir

6.  AYIPTAN DOĞAN TALEPLERDE ZAMANAŞIMI

Taraflar aralarında sözleşmeyle daha uzun bir süre için satıcının sorumlu tutulmasını kararlaştırmamışlarsa, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılan malın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Ancak belirtmek gerekir ki, satıcı, satılan malı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.[9]

SONUÇ

Bir satış sözleşmesinin temel unsuru, satılan malın alıcıya teslimi ve mülkiyetinin geçirilmesidir. Satıcının bu borcunu gereği gibi ifa ettiğinden söz edebilmemiz için, malın cinsi gereği taşıması gerekli özelliklerle satıcı tarafından alıcıya vaat edilen özellikleri taşıyor olması gerekir. Aksi takdirde satıcının ayıplı mal teslim ettiği kabul edilir ve satıcı bundan sorumlu tutulur. Alıcı bu durumda kanun gereği satıcı karşısında birtakım haklara sahip olur. Alıcının bu hakları kullanabilmesi içinse, alıcının da üzerine düşen muayene ve ayıp ihbarı külfetlerini 2 veya 8 günlük süreler içinde ya da gizli ayıbı öğrenir öğrenmez yerine getirmesi şarttır.

Ticari faaliyetlerde mal ve hizmet satışları konusunda oldukça sık rastlanan türden bir uyuşmazlık olan ayıptan sorumluluk konusu, her somut olaya göre farklı değerlendirme yapılmasını gerektirmektedir.

Bu konuda ileri süreceğiniz talepler başından sonuna kadar davanızın kaderini belirleyecek türdendir.  İşbu nedenle  ayıplı ifanın fark edildiği andan başlayarak uzman bir hukukçudan hukuki destek hizmeti almanız olası risk ve  kayıplardan sizi  kurtarır.

Ayıplı ifa konusuyla ilgili her türlü hukuki soru ve sorunlarınız için Ticaret Hukuku alanında pratik ve akademik düzeyde uzman avukatlarımızdan hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti talebinde bulunarak sorularınıza tatmin edici yanıtlar, sorunlarınıza etkin çözümler bulabilirsiniz.

Saygılarımızla.

Solmaz Hukuk ve Danışmanlık Ekibi

REFERANSLAR

ZEVKLİLER, Aydın/GÖKYAYLA, Emre K., Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Turhan Kitabevi, 2014, s.120-122.

TBK m.223.

TTK m.23/c.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/252 E., 2020/224 K., T.26.02.2020.

ATASOY, Ömer Adil/ÖZDİL, Hanife, “Ticari Satım Sözleşmelerinde Satıcının Ayıba Karşı Tekeffül Borcu Bağlamında Ayıp İhbarında Şekil ve İspat Sorunu”, İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl:3 Sayı 1 – Haziran 2017 ,(1-19).

TBK m.230.

ARAL, Fahrettin/AYRANCI, Hasan, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Yetkin Yayıncılık, 2012, s.128-144.

TBK m.227.

TBK m.231.


[1] ZEVKLİLER, Aydın/GÖKYAYLA, Emre K., Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Turhan Kitabevi, 2014, s.120-122.

[2] TBK m.223.

[3] TTK m.23/c.

[4] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/252 E., 2020/224 K., T.26.02.2020.

[5] ATASOY, Ömer Adil/ÖZDİL, Hanife, “Ticari Satım Sözleşmelerinde Satıcının Ayıba Karşı Tekeffül Borcu Bağlamında Ayıp İhbarında Şekil ve İspat Sorunu”, İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl:3 Sayı 1 – Haziran 2017 ,(1-19).

[6] TBK m.230.

[7] ARAL, Fahrettin/AYRANCI, Hasan, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Yetkin Yayıncılık, 2012, s.128-144.

[8] TBK m.227.

[9] TBK m.231.