Para Alacaklarının Tahsili Nasıl Sağlanır?

 

Kanun gereği veya sözleşmelerden doğan borçlar, borçlu tarafından kendiliğinden bir başka deyişle borçlunun kendi rızasıyla alacaklı tarafa ödenmektedir. Olması gereken bu olmakla birlikte borçlular her zaman borçlarını kendi istek ve iradeleriyle zamanında ödemeyebilirler. Böylesi durumlarda alacaklıların alacaklarını elde etmek amacıyla harekete geçmeleri gerekecektir. Fakat burada kast edilen alacaklının borçluya karşı doğrudan bir girişimde bulunması değildir. Zira hukukumuzda borçlunun borcunu ödememesi halinde alacaklıların tek başlarına borçluya karşı zor kullanma yetkisi bulunmamaktadır. Buna kendiliğinden hak alma yasağı (ihkak-ı hak yasağı) adı verilmektedir. Alacaklının alacağına kavuşması ve borçlunun borcunu ödemeye zorlanması ancak Devlet vasıtasıyla ve onun kullanma yetkisine sahip olduğu yargılama ve cebri icra kuvvetiyle mümkündür.

Alacaklının borcunu ödemeyen borçluya karşı tercih edebileceği iki yol bulunmaktadır.

  • Bunlardan birincisi alacaklının borçluya karşı alacak davası açması ve bu davadan elde edeceği lehine hükmü icra takibine konu etmesidir.
  • İkinci yol ise dava açma yoluna gitmeksizin doğrudan icra dairelerinden alacak hakkıyla ilgili icra takibi başlatmaktır.

Her iki durumda da alacak hakkına kavuşabilmek için son aşama icra aşaması olmaktadır. Alacak hakkıyla ilgili ister elinde bir mahkeme kararı bulunsun isterse bulunmasın, borcunu kendi rızasıyla ödemeyen borçluya karşı alacaklı icra takibi başlatmak durumundadır.

1.    Alacak Davası Açmak

Borçlunun borçlu olduğu parayı alacaklıya kendi istek ve iradesiyle ödememesi halinde alacaklının bu alacağı tahsil etmek için yargı yoluna başvurması mümkündür. Açılacak alacak davasında borcun doğduğu, borcun borçlusunun davalı taraf olduğu,  borcun geçerli bir borç olduğu ispat edilmeye çalışılır. Söz konusu borcun kaynağına göre alacak davasında yapılacak ispat faaliyeti değişmektedir. Örneğin borcun kaynağı bir haksız fiil ya da sözleşme olabilir. Sebepsiz zenginleşme ve vekaletsiz iş görme de borçlar hukukuna göre borç kaynakları arasındadır. Dava konusu edilen alacak hakkının kaynağı her ne ise buna göre ispat yükü ve ispat araçları değişiklik gösterecektir. Yine alacağın miktarı ve türüne göre de senetle ispat zorunluluğu söz konusu olabilmektedir. Kısacası, alacak davasında alacak hakkının varlığı ispat edilerek lehe hüküm elde edilmeye çalışılacaktır.

Bir borç kural olarak doğduğu andan itibaren muacceldir; bir başka deyişle doğduğu andan itibaren ödenebilir ve ödenmesi istenebilir bir borçtur. Bu türden borçların dava açılarak istenmesi mümkündür. Ancak talep ve dava hakkı bulunmayan eksik borçların ise alacak davasına konu edilmesi halinde başarı elde edilmesi mümkün olmaz. Örneğin zamanaşımına uğramış borçlar, kumar ve bahisten doğan borçlar, hukuk düzeninin izin vermediği piyango ve diğer şans oyunlarından doğan borçlar gibi eksik borçların tahsili için dava açılması ve takip yoluna gidilmesi sonuç vermeyecektir.

Alacak davasının olumlu sonuç vermesi durumunda lehe olan hükmü borçlunun kendi rızasıyla ödememesi halinde alacaklının elindeki mahkeme kararını icra takibine konu etmesi gerekmektedir. Mahkeme kararına dayanarak başlatılan icra takibine ilamlı icra takibi adı verilmektedir. İlamlı icra takibine borçlunun karşı koyarak borcunu ödememesi, borcuna itiraz etmesi kural olarak mümkün değildir. Elinde mahkeme kararı bulunan alacaklının ilamlı icra takibinde borçluya oranla avantajlı olduğu söylenebilir. Ancak borçlunun ilamlı icra takibine karşı icranın geri bırakılması veya ertelenmesi için talepte bulunmasının yine de mümkün olduğunu hatırlatmakta yarar vardır.

İlamlı icra takibi neticesinde borçlunun mallarına el konulup satılarak alacaklının alacak hakkına kavuşması sağlanır.

2.    İcra Takibi Başlatmak

Borçlunun dava açmasına ve hatta bazen elinde bir belge bulunmasına dahi gerek olmaksızın alacaklının doğrudan icra dairesine başvurarak alacağını elde etmesi de mümkündür. Alacağın kaynağına ve eldeki belgelere göre başlatılacak icra takibinin türü değişmektedir. Temelde ilamlı ve ilamsız takip olmak üzere iki tür takip yolu bulunmaktadır. İlamlı takip yollarına başvuru için ilam veya ilam niteliğinde belgeye bağlı bir borç söz konusu olmalıdır. Bunlar bulunmuyorsa ilamsız takip yoluna başvurulmalıdır.

Sadece para ve teminat alacaklarının tahsili için ilamsız icra yoluna başvurulabilmektedir. Bunun dışındaki alacaklar için mutlaka mahkemeye başvurulup bu konuda bir mahkeme kararı alınması gerekir. Ancak para alacaklarının tahsili için alacaklının mutlaka bir dava açması gerekmemektedir. Örneğin alacak hakkını ispat edecek hiçbir belge bulunmayan bir alacaklı dava açmaksızın doğrudan genel haciz yoluyla takip yoluna başvurabilir. Alacak hakkı bir çek veya bono gibi kambiyo senedine bağlıysa kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yoluna başvurulabilmektedir. İpotekle veya sair rehin hakkıyla güvence altına alınmış bir alacağın ise rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılarak elde edilmesi mümkündür.

Elinde bir mahkeme kararı veya Kanun’da sayılan ilam niteliğinde belgelerden biri bulunan alacaklı ise alacağın tahsili için ilamlı icra yoluna başvurulması mümkündür. Aşağıda özetle icra takibi türlerine yer verilmiştir;

İLAMSIZ İCRA TAKİBİ

 

İLAMLI İCRA TAKİBİ
Genel Haciz Yoluyla Takip İlama Dayanan Alacaklarının  Takibi
Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla Takip İlam Niteliğinde Belgeye Dayanan Alacakların Takibi
Rehnin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamsız Takip Rehnin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamlı Takip
Kiralanan Taşınmazların İlamsız İcra Yoluyla Tahliyesi

 

SONUÇ

Borçlunun borçlu olduğu parayı kendi rızasıyla ödememesi halinde alacaklı dava açarak ya da icra takibi başlatarak alacağını elde edebilir. Burada önemli olan alacaklının  alacağının  kaynağı, dayandığı belgeler ve ispat araçlarının varlığının iyi değerlendirilerek en kolay ve başarılı sonuç elde edilebilecek yolun tercih edilmesidir. İcra takibi veya dava yolunun tercih edilmesi ve başarıyla yürütülmesi ancak profesyonel hukuki destek almak sayesinde mümkün olabilmektedir. Bu konular oldukça teferruatlı ve uzmanlık isteyen konular olup, sürelerin kısalığı ve kesinliği nedeniyle zamanında harekete geçilmemesi veya yanlış hamlelerde bulunulması ne yazık ki hak kayıplarına neden olabilmektedir.

Konuyla ilgili daha fazla bilgi için Solmaz Hukuk ve Danışmanlık ekibiyle iletişime geçebilirsiniz.

Saygılarımızla.

 

REFERANSLAR

EREN, Fikret, (2011), Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayıncılık.

KURU, Baki, (2016),  İcra ve İflas Hukuku, Legal Yayınevi.

İcra ve İflâs Kanunu.

Türk Borçlar Kanunu.

 

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir