LİMİTED ŞİRKETLERDE MÜDÜRLERİN GÖREVDEN ALINMASI(AZLİ)

 

Limited şirketlerin yönetimi, müdür sıfatını taşıyan kişi veya kişiler tarafından sağlanmaktadır. Şirketin yönetim organı sıfatıyla şirket tüzel kişiliğini yönetme, şirket adına şirketi bağlayan işlemleri yapma, şirket işlerini yürütme ve şirketi temsil etme yetkisini müdürler elinde bulundurmaktadır. Bu nedenle, müdürlerin şirketin çıkarlarını gözetmesi, görevlerini gereken özeni göstererek ifa etmesi ve şirketi zarara uğratacak eylem ve işlemlerden kaçınması gerekmektedir. Müdürlerin birer yönetici olarak bu özeni göstermemesi, kasten veya ihmal suretiyle görevlerini aksatması ya da hiç yerine getirmemesi, şirketi zarara uğratması gibi durumlarda müdürlerin görevden alınması için haklı sebepler doğmuş olur. Bu türden olumsuzlukların ortaya çıkması halinde müdürlerin haklı sebeple görevden alınmaları mümkündür.

Haklı sebeplerin bulunması halinden bağımsız olarak, müdürler genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nda müdürlerin görevden alınması konusundaki yetkinin asıl sahibi olarak şirket genel kurulu gösterilmiştir.

Bu bültende, genel kurul kararıyla veya bir ortağın talebiyle müdürlerin görevden alınmaları konusunda yargı kararları ışığında açıklamalarda bulunulmuştur.

Müdürlerin Genel Kurul Kararıyla Görevden Alınması

Limited şirketlerde yönetim ve temsil yetkisine sahip olan müdürler, şirketin esas sözleşmesiyle belirlenebileceği gibi, genel kurul kararıyla da atanabilir. Nitekim Türk Ticaret Kanunu’nun 616/1-b maddesinde, müdürlerin atanmaları konusundaki yetkinin genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğu kabul edilmiştir. Aynı maddenin aynı bendinde, müdürlerin görevden alınmaları konusundaki yetkinin de genel kurula ait olduğu belirtilmiştir. Müdürlerin görevden alınmaları genel kurulun devredilemez yetkileri arasında kabul edildiğinden azil konusunda asıl yetki sahibinin genel kurul olduğu anlaşılmaktadır.

Genel kurulun kararıyla müdürlerin görevden alınmaları her zaman mümkündür. Limited şirkette müdürlerin yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlama konusundaki yetkili organ da genel kuruldur. Müdürler ister ortak sıfatını taşısın isterse şirkete ortak olmayan bir üçüncü kişi olsun fark etmeksizin genel kurul kararıyla görevden alınabilmektedir(TTK madde 630) bu hususun ticaret siciline de bildirimi gerekmektedir.

Müdürlerin Mahkeme Kararıyla Görevden Alınması

Genel kurul kararı dışında müdürlerin mahkeme kararıyla da görevden alınması mümkündür. Bu durum, mahkemede müdür ya da müdürlerin azli talepli bir dava açılması neticesinde mümkün olmaktadır. Kanun koyucu, genel kurulun müdürlerin görevden alınması konusunda karar almadığı durumlarda şirket ortaklarına dava açma hakkı tanımaktadır. Ancak şirket ortaklarının sebepsiz yere müdürlerin azli için dava açma hakkı bulunmamaktadır. Mutlaka müdürün görevden azli konusunda haklı sebepler ortaya çıkmış olmalıdır. Söz konusu haklı sebeplerin neler olduğu ise Türk Ticaret Kanunu’nun 630/3. maddesinde düzenlenmektedir. Madde metni şu şekildedir;

Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.”

Müdürün şirket ortağının talebiyle görevden alınması konusunda açılan davada mahkeme, ortada azil için haklı bir sebep olup olmadığını değerlendirerek bir sonuca varacaktır.

Müdürlerin bağlılık ve özen yükümlülüğünü düzenleyen 626. maddeye göre; “Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler.”

Belirtilmelidir ki, 630. maddede haklı sebep olarak sayılan haller sınırlı sayıda değildir. Müdürlerin kanundan kaynaklana diğer yükümlülüklerini yerine getirmemesi, şirketi veya ortakları zarara ya da hak kaybına uğratması, şirketin çıkarlarını gözetmemesi, şirket sözleşmesinde kendisine yüklenen yükümlülüklere aykırı davranması ve bu aykırılıkların ağır olarak nitelendirilebilmesi hallerinde haklı sebep şartının gerçekleştiği kabul edilir. Mahkeme özellikle şirket içerisindeki ilişkilerin sürdürülmesini olanaksız kılacak, güven ilişkisinin zedelenmesine sebep olabilecek olayları bu konuda dikkate almaktadır.

Müdürün Azli Davası

Limited şirket müdürlerinin azli için dava açma hakkı şirket ortaklarına sahiptir. Şirket ortağı olmak bu dava bakımından aktif dava ehliyetine sahip olmanın şartıdır. Şirketin ortağı dışında herhangi bir kişinin açtığı davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekmektedir. Davada karşı taraf olarak sadece azli istenen müdürün hasım(davalı) gösterilmesi gerekli ve yeterlidir. Ayrıca şirket tüzel kişiliğinin de davalı olarak gösterilmesine gerek bulunmamaktadır. Yargıtay bu konuda aşağıdaki gibi karar vermektedir;

“Davacının, davalı limited şirket müdürünün azlini talep edebilmesi için şirket ortağı sıfatına sahip olması zorunludur. Davacının şirket ortağı olmaması ve bu haliyle de aktif dava ehliyeti bulunmaması nedeniyle davanın reddi gerekir. Şirket tüzel kişiliğinin de bu davada  pasif husumet ehliyeti bulunmaz. Bu nedenle davanın davalı şirket yönünden de reddi gerekir.”[1]

Azil davası için görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi’dir.

Yapılacak yargılamada mahkeme, her bir somut olay özelinde müdürün azli için haklı sebeplerin oluşup oluşmadığını değerlendirecektir. Haklı sebeplerin varlığını ispat etmek için delil göstermesi gereken taraf davacı taraftır. Dava süresince şirket tüzel kişiliğini temsil etmek üzere kayyım atanması da talep edilebilecektir.  Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mahkemenin müdürün temsil yetkisini tedbiren kaldırarak bir kayyıma devretmesi mümkündür. Karar bir tür ihtiyati tedbir niteliğindedir. Aşağıda paylaşılan güncel Yargıtay kararı konuyla ilgili örnek teşkil etmektedir;

Davacı vekili, davalı şirketin diğer davalı … ile birlikte ortağı olduklarını, en son ortaklar kurulu kararıyla  “şirketi temsil ve ilzama” 10 yıl süreyle davalı … ‘in seçildiğini, ancak şirket müdürü davalı …’in, şirketi sevk ve idare ederken, şirketin ve ortaklarının hak ve çıkarlarını gözetmediğini ve şirkete ait vergi borçlarını, icra borçlarını dahi şirketin hesabına yatan paralara rağmen ödemediğini, şirket ile ilgili hak ve yükümlülüklerini gerek şirket sözleşmesine gerek ilgili mevzuata uygun ve dürüst bir şekilde yerine getirmediğini, …şirket hesabına yatan 470.000,00 Amerikan Dolarını önce diğer davalı eşi …’in hesabına, ardından da …’in hesabından diğer davalı kızı …’in hesabına aktarıldığını,, diğer taraftan davalı …’in usulsüz para aktarma işlemini yaparken, şirkete ait ödenmeyen vergi borçlarından ötürü, şirket ortağı olarak şahsına ait … plakalı aracın ise vergi dairesince şirketin borcundan ötürü haczedildiği ve yakalanarak otoparka çekildiğini,…belirterek öncelikle tedbir talebinin kabulü ile, davalı …’in şirketi temsil ve imza yetkisinin yargılama sürecinde tedbiren kaldırılarak şirkete kayyım atanmasına, …TTK 630/2. maddesi gereğince şirket müdürünün yetkilerinin kaldırılmasına, dava sonucunda yönetim kayyımı olarak davacının atanmasına ve … ve …’e aktarılan paraların yeniden şirkete iadesine, davalı …, …ve …’ten iade mümkün olmadığı takdirde alınan miktarın tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İlk derece mahkemesince, 6102 sayılı TTK’nun 630/2. maddesine istinaden açılan limited şirket müdürünün haklı sebeplerin varlığı sebebi ile azli istemine ilişkin davada husumetin azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca limited ortaklığın dava edilmesi zorunlu olmadığı, ….şirket müdürü olan davalı …’in şirket hesabına gelen paranın bir kısmını eşi … hesabına aktarması, bakiye kısmının ise kendisi üzerinde tutması karşısında, çekilen paranın aktarılma sebebini yasal ve inandırıcı deliller ile kanıtlayamayan yöneticinin şirket ana sözleşmesinden doğan yükümlülüğünü ağır bir şekilde ihlal ettiği, bağlılık ve özen yükümlülüğüne uymadığı, diğer ortakların zararına yol açtığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı ………Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, … Ticaret Müdürlüğü’nün….sicil numarasına kayıtlı …’ne …tarihli Ortaklar Kurulu Kararı ile müdür olarak atanan …’in görevinden TTK’nın 630. maddesi gereğince azline, Ortaklar Kurulu Kararı ile yeni müdür seçimi yapılana kadar kararın kesinleşmesinden itibaren şirket yönetimine kayyım olarak mali müşavir ……’nin atanmasına karar verilmiş, karar Yargıtay tarafından onanmıştır.”[2]

Bir başka Yargıtay kararında azli istenen müdürün genel kurulu toplantıya çağırma görevini uzun süreden beri yerine getirmemesi azil için haklı sebep kabul edilmiştir; “Kanun’un 630/3. maddesinde de müdürün özen yükümlülüğünü ağır bir şekilde ihlal etmesinin azli için haklı sebep sayılacağı düzenlenmiştir. Azlık pay sahiplerinin mahkemeye müracaatla genel kurulun toplantıya çağrılmasını talep edebilecek olmaları uzun yıllardır toplantı çağrısında bulunmayan davalı müdürün bu konudaki sorumluluğunu ve ağır kusurunu ortadan kaldırmaz. Aynı hususlar ortakların şirket yönetiminden bilgi alma haklarının sürekli ihlali halinde de söz konusudur. Şu halde, görevde bulunduğu 7 yıllık süreçte en temel vazifelerinden olan genel kurulun toplantıya çağrılması şeklindeki görevini yerine getirmeyen, bu husustaki özensizliği ve ihmali sürekli hale gelmiş davalı müdürün azline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.[3]

Yargıtay’ın bir başka kararında;”…davalı müdürün şirket kayıtlarını usulüne uygun tutmadığı, kayıtların düzenli olmadığı, şirketin herhangi bir mal ve hizmet almaksızın karşılıksız borçlandırıldığı, şirket paralarının davalı müdüre ait hesaptan işlem gördüğü, şirketin içinin boşaltıldığı, bu surette davalı müdürün müdürlük yetki ve görevini gereği gibi ve usulüne uygun yerine getirmediği, görevini ihmal edip kötüye kullandığı, kendi menfaatlerini şirket menfaatlerinin üzerinde tuttuğu, azil için haklı sebeplerin gerçekleştiği gerekçesiyle davalı şirketin …tarihli …nolu ortaklar kurulu kararlarının iptali davası yönünden davanın reddine, davalı …’ın şirket müdürlüğünden azli davası yönünden davalı şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı … yönünden davanın kabulü ile davalının ……Ltd. Şirketi müdürlüğünden azline karar verilmiştir.”[4]

Son olarak belirtelim ki, şirket ortağının müdürün azli için dava açabilmesi için öncelikle genel kurula başvurarak müdürün azli konusunda karar talep etmesi gerekli değildir. Ortağın doğrudan doğruya mahkemede dava açması mümkündür.

SONUÇ

Limited şirketlerde müdürlerin genel kurul kararıyla veya mahkeme kararıyla görevden alınması mümkündür. şirket ortaklarının müdürlerin görevi kötüye kullanması veya ihmali gibi haklı sebeplerle azil davası açmaları mümkündür. Müdürün azli için açılacak davada haklı sebebplerin avrlığının davacı tarafından ispat edilmesi oldukça önemlidir. Aynı şekilde azil davasında davalının da dava dilekçesinde gösterilen haklı sebebpleri çürütebilmesi gerekir. Tüm bunlar özel bilgi ve hakimiyet gerektiren konular olup, davanın açılması ve yürütümünde profesyonel hukuki destek alınması tavsiye edilmektedir.

Azil davası ile ilgili daha kapsamlı bilgi ve danışmanlık hizmetleri için ekibimize ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla.

Solmaz Hukuk ve Danışmanlık Ekibi.

REFERANSLAR

ALTAŞ, Soner, (2016), Türk Ticaret Kanununa Göre Limited Şirketler, Seçkin Yayıncılık, s.143-151.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8985 E., 2014/12926 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3681 E., 2019/5099 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1552 E., 2021/1980 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/457 E., 2020/4823 K.

Yargıtay  11. Hukuk Dairesi, 2018/365 E., 2019/3074 K.


[1] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8985 E., 2014/12926 K., Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3681 E., 2019/5099 K.

[2] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1552 E., 2021/1980 K.

[3] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/457 E., 2020/4823 K.

[4]Yargıtay  11. Hukuk Dairesi, 2018/365 E., 2019/3074 K.