ALDATMA HALİNDE ÇOCUKLARIN MANEVİ TAZMİNAT HAKKI BULUNMAKTA MIDIR?

Hukuk Genel Kurulundan çıkan karar çocuklar bakımından bu yönde manevi tazminat doğmayacağı yönündedir.

Aldatma Sebebi ile Çocukların Manevi Tazminat Hakkı Bulunmakta Mıdır?

Yargıtay’ın aldatma sebebi ile yıkılan aile birliğinin zararlarının giderilmesi ve taleplerinin karşılanması konusunda hayli çeşitli kararları bulunmaktadır. Boşanma konulu davalarda ise boşanmaya karar verdikten sonra tarafların birbirlerinden hangi oranda tazminat alabilecekleri ya da ödemek zorunda kalacağı hususudur. Boşanma sebebi ile çocukların maruz kaldıkları manevi zarar konusu da merak oluşturmuştur. Önemle belirtmek gerekir ki; manevi tazminat ile iştirak-yoksulluk nafakası birbirinden farklıdır. Mevcut konu ise çocukların aldatma sebebi ile manevi tazminat taleplerine ilişkindir. Bu konuda Yerel Mahkeme her ne kadar tazminat verilmesi gerektiği konusunda karar verdi ise de Hukuk Genel Kurulundan çıkan karar çocuklar bakımından bu yönde manevi tazminat doğmayacağı yönündedir.

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu’nun Esas: 2017/ 4-1334 Karar: 2017 / 545 Karar Tarihi: 22.03.2017 tarihli kararına göre;

…Davacı, eşi S. ile davalı arasında uzun süredir devam eden duygusal ve cinsel ilişki bulunması, eşinin evini terk ederek davalının yaşadığı Adana iline gidip onunla birlikte yaşamaya başlaması, bu gayrimeşru ilişkinin aile bütünlüğüne haksız bir saldırı niteliğinde olup aile düzeninin bozulması nedeniyle kendisi ve çocukları için manevi tazminat talep etmektedir. Davalının ise, davacının eşiyle evli olduğunu bilerek duygusal ve cinsel ilişkiye girdiği yönünde açık kabulü bulunduğu, savunma olarak da iki çocuk babası olan S.’ın iki çocuğunu da bırakacak kadar mutsuz olduğunu dile getirdiği görülmektedir. S.’nın annesi ve babası olan davacı tanıklarının beyanlarından, davacının eşinin Adana’da davalı ile birlikte yaşadığı, iki kez kendi isteği ile gelerek pişman olduğunu bir daha gitmeyeceğini söylemesine rağmen tekrar kaçıp gittiği, davacının bu olaydan dolayı çok üzüntü hissettiği, manen yıprandığı ve çevrenin psikolojik baskısına maruz kaldığı anlaşılmaktadır.

(…)

Ne var ki davacının kendi adına asaleten ve yaşı küçük çocuklarına velayeten açmış olduğu davada, mahkemece eşe karşı yapılan haksız fiilden dolayı verilecek olan tazminatın aile kurumunun ayrılmaz bir parçası olan çocukları kapsaması gerektiği, aksi düşüncenin aile kurumunun bütünlüğü ile bağdaşmayacağı, aile kurumunun dağılmasının eşlere vereceği zararın çocuklara da yansıyacağı, çocukların yaşları dikkate alındığında davalının eyleminin çocukların kişilik haklarına da haksız saldırı niteliğinde olduğu gerekçesiyle her iki çocuk lehine de manevi tazminata hükmedilmiş ise de; 818 sayılı Borçlar Kanununun 49. maddesinde düzenlenen sorumluluğu genişletmek olanaksız olduğu gibi, çocukları bu kapsamda değerlendirmek söz konusu değildir. Yansıma yoluyla da manevi tazminat istenilemeyeceğinden çocuklar yönünden Özel Daire bozma kararına uyularak davanın reddine karar vermek gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Hal böyle olunca direnme kararı bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulmalıdır.

Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 22.03.2017 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir