Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu ve Alkol, Uyuşturucu Kullanımı


 
Trafik kazalarının hukuki ve cezai yönlerinin ayrı ayrı ve kapsamlı olarak incelenmesinde fayda vardır. Trafik kazaları çoğunlukla maddi ve manevi zararın ortaya çıktığı; doğru yargılama yapılmadığı durumlarda da toplum vicdanını sızlatan sonuçları doğurmaktadır. Trafik güvenliğini sağlamak adına hem trafik kanununda hem de ceza kanunda belirli hükümler konulmuştur. Türk Ceza Kanunu md.179 ile düzenlenen Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma suçu ve uygulamaları üzerinde durmakta fayda vardır.
Özellikle alkol ve uyuşturucu kullanarak trafik güvenliğini tehlikeye sokanlar hakkında hapis cezasının olduğunu vurgulamakta fayda bulunmaktadır. Elbette her olay kendi içinde değerlendirilir ancak mevcut mevzuat ışığında; trafik güvenliğini tehlikeye sokanlar hakkında TCK md.179 hükümleri uygulanacaktır. Yargıtay vermiş olduğu kararlarda; alkol ev uyuşturucu nedeniyle suç işlenmesinin ancak kast ile gerçekleşebileceği görüşündedir. Bu anlamda; alınan uyuşturucu ve uyarıcı maddenin oranı; sürücünün bu durumdan nasıl ve hangi ölçüde etkilendiği de elbette yargılamayı etkiler önemli unsurlardandır. Bu sebeple yargılama esnasında mevcut durum ve sonuç arasındaki nedensellik bağının dikkatli incelenmesi gereklidir.
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
 
Madde 179- (1) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
 
T.C. Yargıtay

  1. Ceza Dairesi
    Esas: 2012/22899
    Karar: 2013/16787
    Karar Tarihi: 19.06.2013
     
    TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA SUÇU – ALKOLLÜ OLARAK ARAÇ KULLANDIĞI TESPİT EDİLEN SANIĞIN GÜVENLİ SÜRÜŞ YETENEĞİNİ KAYBETTİĞİ – SANIĞIN MAHKUMİYETİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ – HÜKMÜN BOZULMASI
     
    Dava: Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet Savcıları tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
     
    Karar: 5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. ihtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla;
     
    Sonuç: İncelenen dosyada; olaydan yaklaşık 3 saat sonra 149 promil alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği halde, beraatine karar verilmesi isabetsiz olup, mahalli Cumhuriyet Savcılarının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 19.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir