Tenkis Davası Nedir? Kimler Tenkis Davası Açabilir?

Tenkis davaları miras hukukuna özgü davalardır. Kanunen sahip olduğu saklı miras payına kavuşamayan mirasçılar tarafından miras hakkını elde etmek için tenkis davası açılması gerekmektedir. Tenkis davası mirasçılar tarafından açılan bir dava olmakla birlikte her mirasçının tenkis davası açması mümkün değildir. Sadece yasal olarak saklı paya sahip olan mirasçılar tenkis davası açabilirler. Çünkü bu dava kanunda saklı paylı olduğu belirtilen mirasçıların saklı pay oranlarını korumak için ve sadece bu amaçla açılmaktadır. Dava sonunda sadece davayı açan kişi, kanunen sahip olduğu saklı miras payını elde eder.

Bu bültende tenkis davasının kimler tarafından, hangi amaçla, hangi sürede ve nerede açılması gerektiği hakkında genel bilgilerden bahsedilmiş, dava sonucunda nasıl bir karar elde edilebileceği üzerinde durulmuştur.

1.     Tenkis Davası Hangi Durumlarda Açılabilir?

Tenkis davası miras paylaşımındaki adaletsizliklerin giderilmesi için açılmaktadır. Tenkis davasında, mirasbırakan kişinin kanunen saklı paylı olan mirasçılarının miras payını elde edememesi için yaptığı işlemler geçersiz kılınmaya çalışılmaktadır. Örneğin, mirasbırakan kişi ölmeden önce çocuklarının mirasından mahrum kalması, bunun yerine yeni evlendiği ikinci eşinin mirasının tamamını alması için vasiyette bulunmuş veya ölmeden önce mallarını eşine bağışlamış olabilir. Aynı şekilde mirasbırakan sağlığında çocuklarından mal kaçırmak amacıyla doğrudan ikinci eşinin üzerine mallar almış olabilir. Bu durumda mirasbırakanın çocukları onun ölümünden sonra saklı paylarını almak için tenkis davası açabilmektedirler. Bu dava neticesinde mirasbırakanın yapmış olduğu bağışlamalardan davayı açan mirasçıların saklı paylarını ihlal eden kısmı kadarı geçersiz kılınmakta ve mirasçılara ödenmektedir.

“Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul, miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilebilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümünün bilinmesiyle mümkündür. Tereke, miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır.”[1]

2.     Kimler Tenkis Davası Açabilir?

Tenkis davasını sadece saklı paylı mirasçılar açabilir. Kanunda saklı paylı olarak belirtilen mirasçılar ölenin altsoyu yani çocukları ve torunları, ölenin anne ve babası ile sağ kalan eşidir. Bu kişiler dışında saklı paylı mirasçı bulunmadığından diğer mirasçıların tenkis davası açma hakkı da bulunmamaktadır.

“Tenkis (indirim) davası, mirasbırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (bağış) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır.”[2]

Tenkis davası açabilmek için mirasçı sıfatına sahip olmak, yani mirasa hak kazanmak gereklidir. Bu nedenle sadece kanunda sayılan saklı paylı mirasçılardan biri olmak tenkis davası açmak için yeterli değildir. Örneğin mirasbırakanın çocukları ve eşi hayatta iken mirasbırakanın anne ve babası mirasbırakanın mirasından hak sahibi olamayacağı için anne ve babanın tenkis davası açması burada mümkün değildir. Mirası reddeden, mirastan feragat eden ya da mirasbırakan tarafından mirasçılıktan çıkarılan kişiler tenkis davası açamazlar.

 

3.     Tenkis Davası Kimlere Karşı Açılabilir?

Tenkis davası, davacı mirasçının saklı payını zedeleyen bağışlama kime yapılmışsa, bu bağıştan yararlanan kişi her kimse ona karşı açılmalıdır. Bu kişi, mirasbırakanın mirasçılarından biri olabileceği gibi, mirasçısı olmayan başka bir kişi de olabilir. Hatta bu kişi, mirasbırakanın bir diğer saklı paylı mirasçısı da olabilir. Bunun dışında şayet mirasbırakanın kendisine bağışta bulunduğu kişi bu malı bir başkasına devrederse ve bu kişi de devrin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığını bilen ya da bilmesi gereken bir kişiyse bu kişiye karşı da tenkis davası açılabilmektedir. Uygulamada tenkis davasından kaçırmak için yapılan bağışların göstermelik olarak başkalarına devredildiğine şahit olunmaktadır. Böylesi durumlardan saklı paylı mirasçıları korumak için Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararalarıyla üçüncü kişiye karşı da tenkis davası açılabileceği kabul edilmiştir.

4.     Tenkis Davasıyla Mirasbırakanın Yaptığı Hangi İşlemler Tenkis Davasıyla Geçersiz Kılınabilir?

Mirasbırakanın kendi ölümünden sonra geçerli olması için düzenlediği vasiyetname, miras sözleşmesi gibi işlemlerle mirasçılarının saklı paylarını ihlal eden bağışlamalar yapması halinde bu işlemler tenkis davasıyla geçersiz hale getirilebilir. Mirasbırakan miras sözleşmesiyle bir başkasını mirasçı olarak atamışsa, vasiyetname ile ya da miras sözleşmesiyle mirasçılarından birine veya mirasçısı olmayan bir kişiye mal bağışlamışsa bu işlemler mirasbırakanın mirası üzerinde hak sahibi olan mirasçının saklı payına dokunduğu oranda geçersiz olur. Zira mirasbırakanın çok yakınları olan bazı mirasçılar kanun tarafından korunduğu için mirasbırakan kişi onların korunan bu saklı paylarını azaltamaz veya tümüyle ortadan kaldıramaz. Azaltır ya da ortadan kaldırırsa mirasçı açacağı tenkis davasıyla hakkı olan mirası geri alabilir.

Tenkis davasıyla mirasbırakanın ölümünden sonra geçerli olmak üzere mirasçılık haklarını düzenlediği miras sözleşmesi veya vasiyetname gibi işlemlerde yaptığı saklı pay ihlalleri geçersiz kılınabilmektedir. Bunlara hukukta “ölüme bağlı tasarruflar” adı verilmektedir. Kural olarak tenkis davasının konusunu ölüme bağlı tasarruflar olan miras sözleşmesi ve vasiyetnameler oluşturur. Ancak mirasbırakanın sadece ölümünden sonrası için geçerli olmak üzere sağlığında yaptığı bu işlemlerin yanı sıra yine sağlığında fakat sağlığındayken geçerli olmak üzere yaptığı işlemler de tenkis davasına konu edilebilir. Zira bazen mirasbırakan kişi ölmeden önce bazı mirasçılarından mal kaçırmak için bu meseleyi ölümünden sonraya bırakmak istemeyip sağlığında birtakım bağışlamalar yapabilmektedir. Tenkis davasına konu edilmesi için yapılan işlemin mutlaka da tam anlamıyla bağışlama olmasına gerek yoktur. Örneğin mirasbırakan kişi, sağlığında bir evini yok pahasına bir başkasına satmış gibi gösterirse bu de bir kısmi bağışlama sayılacak ve tenkis davasıyla geçersiz kılınabilecektir. Mirasbırakanın sağlığında yaptığı bu tür karşılıksız devirlerden hangilerinin tenkis davasına konu edilebileceği Türk Medeni Kanunu’nun 565. maddesinde tek tek sayılmıştır. Bunlar;

  1. Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi,
  2. Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar,
  3. Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar,
  4. Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar.

Belirtilmelidir ki tenkis davasının asıl konusu mirasçının ölümünden sonrası için yapmış olduğu işlemlerdir. Sağlığında yaptığı devirlerin bu davaya konu edilebilmesi için TMK madde 565’te sayılan durumlardan birinin söz konusu olması gereklidir.

5.     Tenkis Davası Nerede Açılmalıdır?

Tenkis davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir.

Tenkis davaları mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde açılmalıdır. Bu kural bir kesin yetki kuralı olup, davanın başka bir yer mahkemesinde açılması mümkün değildir. Dava mirasbırakanın son yerleşim yerinde bulunan mahkemeden başka bir mahkemede açılırsa, karşı taraf mahkemenin yetkisine itiraz etmese bile hâkim davayı usulden reddeder.

6.     Muris Muvazaası Nedeniyle İptal ve Tenkis Davalarının Birlikte Açılması

Muris muvazaası denilen, genellikle yapılan bağışlamaları gizlemek amacıyla tapuda göstermelik satış yapılması işlemleriyle ilgili açılacak muvazaa davasıyla birlikte tenkis davası açılacaksa tenkis davasının da muris muvazaası için dava açılan mahkemede açılması gereklidir. Uygulamada da Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı[3] gereği tenkis davası muvazaa davasıyla birlikte açılmakta, öncelikle muvazaa konusunun karara bağlanması, mahkeme muvazaa olmadığı kanaatindeyse tenkis davasının görülmesine yönelik talepte bulunulmaktadır. Muvazaa davaları genellikle taşınmazla ilgili olduğundan bu davalar taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk mahkemelerinde açılmaktadır. Bu durumda tenkis davasının da taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılması gerekmektedir.

“Daha çoğu içeren muris muvazaasına dayalı iptal davası açma imkânı bulunan bir mirasçının bunu yapmayıp, daha azı içeren tenkis davası açması hâlinde bu davranışı, murisin muvazaalı tasarrufunu geçerli saydığı anlamını taşımayacaktır. Bu nedenle açtığı tenkis davasından feragat eden davacının bu kez 22.05.1987 tarih ve 1986/4 E., 1987/5. K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca muris muvazaasına dayalı olarak tapu iptali ve tescil davası açmasına yasal bir engel bulunmamaktadır.”[4]

7.     Tenkis Davası Ne Zaman Açılmalıdır?

Tenkis davalarının mirasbırakan kişinin ölümünden itibaren belli bir süre içinde açılması gerekmektedir. Aksi takdirde mirasçının dava açma hakkı düşer. Öncelikle belirtilmelidir ki tenkis davasının açılabilmesi için mirasbırakan kişinin ölmesi gerekir. Mirasbırakan henüz sağ iken ona karşı tenkis davası açılamaz. Saklı payı ihlal edilen mirasçı tenkis davasını, saklı payının ihlal edildiğini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açmalıdır. Bu 1 yıllık süreyi kaçıran mirasçı, mirasın açılması tarihinden yani mirasbırakanın ölüm tarihinden itibaren 10 yıl içinde tenkis davasını açmalıdır. 10 yıllık süre vasiyetname ile bırakılan mallara karşı tenkis davası açılacaksa, vasiyetnamenin açıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar.

8.     Tenkis Davasında Nasıl Yargılama Yapılır?

“Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke mirasbırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı kıymetleri ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Kanun uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Kanun uygulanacaksa üç aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. (TMK m.565) Miras bırakanın TMK’nin 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedelenen kastının varlığından söz edilemez.”[5]

Yukarıda verilen Yargıtay kararında yer alan esasları daha açık biçimde özetlemek gerekirse, tenkis davasında mahkeme, saklı payı ihlal edilen mirasçının miras hakkını belirlemek için öncelikle mirasbırakanın tüm malvarlığını tespit eder ve bunun değerini belirler. Tenkis davasında mahkemenin çözmesi gereken temel konular;

  • Mirasbırakanın mirasının tüm hak ve borçlarıyla birlikte hesaplanacak toplam değerini belirleme,
  • Mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırma amacıyla, onların saklı paylarını alamaması için kasıtla hareket edip etmediğini tespit etmektir.
  • Daha sonra davacı mirasçının bu mirastan ne kadar hak sahibi olduğu hesaplanmalıdır. Saklı payın değeri, mirasbırakanın tüm malvarlığı üzerinden hesaplanmaktadır.
  • Hesap edilen saklı payın, mirasçıya mirasbırakanın hangi mal ve işlemleri üzerinden ödeneceği ise tenkiste sıra kuralına göre belirlenir. Zira mirasbırakan davacı mirasçının saklı payını zedeleyen birden fazla bağışta bulunmuş, işlem yapmış olabilir. Tenkiste sıra kuralı gereği, davacının saklı payı öncelikle mirasbırakanın vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle yaptığı bağışlamalar ve işlemlerden karşılanmaya çalışılır. Bu anlamda mirasbırakanın ölümünden sonrası için geçerli olmak üzere başkalarına yaptığı tüm bağışlama ve kazandırmalardan orantılı olarak saklı pay tutarı tamamlanmaya çalışılır. Mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruflarından karşılanamayan saklı paylar ise kanunda sayılan sağlararası kazandırmalardan karşılanmaya çalışılır. Daha açık anlatımla, mirasbırakanın ölümüne en yakın tarihlerde yapmış olduğu bağışlamalardan başlanmak üzere en eski tarihlisine doğru sırayla gidilerek davacının ihlal edilen miras payı tamamlanmaya çalışılır. Değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesine olanak bulunmayan belirli bir mal vasiyeti tenkise davasına konu olursa, lehine vasiyette bulunulan kişi, dilerse tenkisi gereken kısmın değerini saklı paylı mirasçıya ödeyerek malın kendisine verilmesini, dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir. Aşağıda konuyla ilgili yakın tarihli bir Yargıtay kararına yer verilmiştir;

“Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit Tenkis Oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK m.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.

Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmayacağından davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. Öte yandan, sabit tenkis oranı doğru olarak belirlenmeden kullandırılan tercih hakkı da hukuksal bir sonuç doğurmayacaktır.

TMK’nun 564. maddesinde vasiyet alacaklısı tercih hakkını iki şekilde kullanabilir; ya dilerse tenkisi gereken kısmın değerini ödeyerek malın verilmesini ya da dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir.

O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki rayice göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.

Ancak değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesine olanak bulunmayan belirli bir mal vasiyeti tenkise tabi olursa, vasiyet alacaklısı dilerse tasarruf edilebilir kısmın değerini karşılayan parayı isteyebilir. Başka bir anlatımla davalı taşınmazı verme tercihinde bulunmuşsa davacıların saklı payı dışında kalan miktarın bedelinin davalıya nakten ödenmesi, taşınmazın tamamının davacı adına tescile karar verilmesi gerekir.

Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olayda,

Davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden, mahkemece kabul tarzı itibariyle, hükmün doğru kurulduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.

Davalının tercih hakkını para olarak kullanmak istediğini belirtmiş olmasına karşın mahkemece, vasiyete konu Bursa ili, Yıldırım ilçesi Mimarsinan mahallesinde bulunan 6… ada 3 parsel sayılı taşınmazda mirasbırakan … adına kayıtlı olan 100/176 payın iptali ile 50/352 oranındaki payının davalı adına tesciline karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 564. maddesi hükmü uyarınca, davacıların saklı payı dışında kalan miktarın bedelinin davalıya nakden ödenmesine ve taşınmazda vasiyete konu muris hissesinin tamamının tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile hem ayın vermeyi tercih eden davalı hem de davacılar adına paylı tapu oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru değildir.”[6]

Tenkis davasının konusunu imara tabi bir taşınmaz oluşturmakta ise, imar hukukuna göre bu malın paylaştırılmasının mümkün olup olmadığı mahkemece araştırılmaktadır. Eğer taşınmaz mal değerinde önemli bir düşüş olmadan bölünebiliyorsa, bağımsız bölümler halinde paylaştırılarak mirasçılar adına tapuda tescil edilebilir.

Mirasbırakanın davacının saklı payını ihlal etme kastıyla hareket edip etmediği konusu özellikle ölünceye kadar bakma sözleşmesi yoluyla yapılan kazandırmalarda karşımıza çıkmaktadır. Yargıtay kararlarında mirasbırakanın bir kişiye kendisine ölünceye kadar bakması karşılığında yaptığı kazandırmaların kural olarak karşılığı olduğu kabul edilmektedir. Bu türden işlemlerin tenkis davasına konu edilmesi için mirasbırakanın bu sözleşmeyi davacı mirasçılarının saklı paylarını alamaması için yaptığını açıkça ispat etmek gerekmektedir.

“Davacı, mirasbırakan babası …’ın fındık bahçesi niteliğindeki 1172 parsel sayılı taşınmazını ölünceye kadar bakım koşuluyla davalı torununa temlik ettiğini, işlemin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tescilini, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini istemiştir.

Davalı, 5 yaşından itibaren dedesinin yanında kaldığını ve ölünceye kadar ona baktığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Somut olayda, dinlenen tanık beyanlarından mirasbırakanın davacı oğlu ve dava dışı oğlu Bekir (davalının babası ve aynı zamanda davacı tanığı olan) ile arasının iyi olmadığı, çekişmeli taşınmaz dışında dört adet taşınmazının daha bulunduğu ancak terekesinin büyük bölümünü çekişmeli taşınmazın oluşturduğu ve terekeye oranının makul karşılanabilecek sınırı aştığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan olgular, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, taşınmazın diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak davalıya devredildiği sonuç ve kanaatine varılmaktadır.”[7]

9.     Tenkis Davası Sonucunda Nasıl Hüküm Verilir?

Tenkis davasının kabulü halinde davacı mirasçı, mirasbırakanın bıraktığı mallardan kendi saklı payını karşılayan kadarını elde edebilir. Tenkis davasının sonucundan sadece davayı açan saklı paylı mirasçı yararlanabilir. Bu yönüyle tenkis davası muvazaa nedeniyle açılan iptal davalarından farklılık göstermektedir. Daha açık anlatımla muris muvazaası nedeniyle mirasçılardan biri iptal davası açar ve kazanırsa, bu davayla mirasbırakanın başkasına yapmış olduğu bağışlama tümüyle geçersiz hale gelir ve bağışlanan mal sanki hiç bağışlanmamış gibi mirasbırakanın malvarlığına geri döndürülür. Malvarlığına geri döndürülen bu mal mirasçılara miras oranları nispetinde paylaştırılır. Bu davanın sonucundan kendi adına dava açmayan diğer mirasçılar da yararlanmış olurlar. Ancak tenkis davasında, mirasbırakanın yaptığı bağışlama tümüyle geçersiz olmaz, sadece davayı açan kişinin saklı payını etkileyen kısmı kadarı geçersiz olur. Bu nedenle kendi adına dava açmayan diğer mirasçılar tenkis davasının kazanılmasından bir hak elde edemezler.

Sonuç

Miras hakkıyla ilgili adaletsizliklerin giderilmesi için açılan davalardan biri olan tenkis davası, mirasbırakanın en yakınları olarak mirasa hak kazanan kimseler tarafından açılmaktadır. Kanunda saklı paylı mirasçı olarak korunan ölen kişinin çocukları, torunları, eşi, anne ve babası mirasbırakanın saklı paylı mirasçılarıdır. Tenkis davasıyla bu mirasçılar kanunen sahip oldukları miras paylarını geri alabilmektedir. Tenkis davalarında ispat konusu önem arz etmektedir. Davaya konu işlemin karşılıksız olarak yapıldığı, mirasçıların saklı paylarını zedelemek kastıyla hareket edildiğinin ispat edilmesi davanın kazanılması için kilit önem taşımaktadır. Davanın doğru kişilere karşı, doğru şekilde ve yasal süre içinde açılması gerektiğinden konuyla ilgili harekete geçmeden önce uzman bir hukukçunun yardımının alınması faydalı olmaktadır.

Miras hukukundan kaynaklanan soru ve sorunlarınızla ilgili ayrıntılı bilgi ve danışmanlık için ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

Saygılarımızla.

Solmaz Hukuk ve Danışmanlık Ekibi.

Referanslar

Eraslan ÖZKAYA, (2020), Açıklamalı-İçtihatlı İnançlı İşlem ve Muvazaa Davaları, Seçkin Yayıncılık, Ankara.

Erhan GÜNAY, (2017), Soru ve Cevaplarla Miras El Kitabı, Seçkin Yayıncılık, Ankara.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2021/5360 E., 2021/1055 K.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2020/788 E., 2021/4800 K.

YİBK, 22.05.1987, 1987/4 E., 1987/5 K.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/1270 E., 2021/846 K.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2020/788 E., 2021/4800 K.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2020/3183 E., 2021/4552 K.

[1] Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2021/5360 E., 2021/1055 K.

[2] Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2020/788 E., 2021/4800 K.

[3] YİBK, 22.05.1987, 1987/4 E., 1987/5 K.

[4] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/1270 E., 2021/846 K.

[5] Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2020/788 E., 2021/4800 K.

[6] Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2021/5360 E., 2021/1055 K.

[7] Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2020/3183 E., 2021/4552 K.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.