Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yolu ile Takiplerde Şikayet


İcra iflas Kanunu’nda kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takiplerde şikâyet süresi ve usulü sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda geçerli bir netice alabilmek için bu yol ve yöntemlere uygun hareket edilmesinde fayda bulunmaktadır.
 
1– Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takiplerde 5 günlük süre öngörülen şikayet halleri:
İcra ve İflas Kanunu md.168/1 gereğince icra müdürlüğü kanunda belirtilen esaslara göre borçluya ödeme emri göndermektedir. Gönderilen bu ödeme emrinin usulünde, içeriğinde şikayet konusunun olduğunu düşünen borçlu; Tebligat Kanunu’na göre ödeme emrini tebliğ almasından itibaren beş gün içinde İcra Mahkemesi’ne şikayet yolu ile başvuruda bulunabilir.
Yapılan bu şikâyetin takibi durdurmadığını belirtmekte fayda vardır. 
Şikayet konusu aşağıdaki gibi olabilir:
a-Takip konusu senedin kambiyo niteliğinde bulunmaması,
b- Takip konusu senet kambiyo senedi niteliğinde olmasına rağmen borçlu sıfatının oluşmaması olması,
c- Takip konusu çek ise; çekle ilgili de benzer sebeplerle şikayette bulunulabilir.
 
2- Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takiplerde 7 günlük süre öngörülen şikayet halleri:

a- Takip dayanağı icra dairesine verilmemişse,
   b- Ödeme emrinin borçluya usulsüz tebliğ edilmişse (bu gibi hallerde gecikmiş itiraz yoluna da başvurulabilir)
       c- Alacaklı da takipte hatalı işlem tespit ederse yine şikayet yoluna başvurabilir.
 
3- Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takiplerde süresiz şikayet halleri:
Şikayet konuş işlemin kamu düzenine aykırı olması halinde; şikayetin yapılması için süre aranmaz. Bu durumda aranan menfaat yapılan işlemin kamu düzenine aykırılık teşkil etmesi ve işlemin hükümsüz kalması ihtimalinden kaynaklanmaktadır. Bu itirazlardan en önemlisi kendini sahtelik iddiası ile göstermektedir. Kambiyo evrakının sahte olması iddiası ile borca/imzaya itiraz edilmiş ancak icra müdürünün takibi durdurulması istemini reddetmesi halinde borçluya süresiz şikayet hakkı tanınabilir.
a- Süresi içinde icra mahkemesine başvurularak borca/imzaya itiraz edilmiş olması
b- Ticaret mahkemesinde menfi tespit davası açılmış olması
c- C. Savcılığınca ceza mahkemesince kamu davası açılmış olduğunun belgelendirilmesi halinde; icra takibinin durdurulması gerekecektir.
 
T.C YARGITAY
19.Hukuk Dairesi
Esas: 2017/ 4515
Karar: 2018 / 5708
Karar Tarihi: 13.11.2018

Davacı vekili, davalı tarafından iki adet senede istinaden davacı hakkında icra takibi yapıldığını, davacının … 11. İcra Hukuk Mahkemesine imza itirazında bulunduğu halde icra tehditi altında senet bedellerini icra dosyasına yatırmak zorunda kaldığını, icra hukuk mahkemesince imza itirazının kabulü ile takibin davacı yönünden durdurulmasına karar verildiğini ileri sürerek davacının icra tehdidi altında icra dosyasına yatırdığı 6.500,00 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalıdan istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, dava İİK’nın 72/7 maddesindeki hak düşürücü süre geçtiği için reddedilmiş ise de bu madde koşulları somut olayda oluşmadığı için mahkeme gerekçesi yerinde değildir. Kambiyo senetlerine mahsus özel yolla yapılan takipte borçlunun itirazı takibi durdurmadığı için adı geçenin dosya borcunu ödediği görülmektedir. Bundan sonra icra mahkemesinin kararı ile borçlunun imza itirazı kabul edilerek takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Bu durumda İİK’nın 361.maddesinde belirtilen koşullar oluşmuş ve borçlu ödenmemesi gereken parayı ödemiş olduğundan bu meblağı herhangi bir hükme hacet kalmadan alacaklıdan ve bu takip dosyasında isteyebilir. (Y. 12.HD 15.06.2004 tarihli ve 2014/11561 E. -2014/15261) Buna göre, davacı borçlunun icra hukuk mahkemesinde açtığı ödeme emrine karşı imzaya itiraz davasında verilen kararın kesinleşmesinden sonra İİK’nın 361. maddesine göre icra müdürüne başvurarak kendisinden alınan paranın iadesini istemesi ve icra müdürünün bu talebini kabul etmemesi halinde İİK’nın 16/2 maddesi gereğince süresiz şikayet yoluna başvurması gerekir. Hakim, önüne gelen bir davada, dava şartlarının mevcut olup olmadığını re’sen gözetmelidir. Olumlu dava şartlarından biri de, davacının o davayı açmakta “hukuki yararının” bulunmasıdır. Açılmasında davacısı yönünden hukuki yarar bulunmayan bir dava, dava şartının yokluğundan dolayı reddedilmelidir.
T.C YARGITAY
19.Hukuk Dairesi
Esas: 2017/ 5505
Karar: 2018 / 5583
Karar Tarihi: 07.11.2018

Şikayetçi borçlu icra mahkemesine başvurusunda; alacaklı tarafından hakkında genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız takipte, ödeme emrine ilişkin tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek tebliğ tarihinin öğrenme tarihine göre düzeltilmesini talep etmiş, mahkemece, tebliğ işleminin, borçlunun mernis adresine yapılmakla usulüne uygun olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/1. maddesinde; ”Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir” hükmü yer almaktadır. Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesine göre ise; ”Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” Aynı Kanun’un 21/2. maddesi gereğince de; “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” Tebligat Kanunu’nun 23. maddesinin 1. fıkrasının 8. bendi uyarınca ise; ”Tebligatın, adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydı … ihtiva etmesi lazımdır”.

Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesinde ise; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır, ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79. maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir” düzenlemesi yer almaktadır.

Somut olayda, borçlu adına çıkartılan ödeme emrinin ilk olarak borçlunun bilinen adresine tebliğe çıkarıldığı, tebligatın iade edilmesi üzerine bu adresin mernis adresi olduğunun tespiti ile aynı adrese TK’nun 21/2. maddesi gereğince tebliğ yapıldığı, tebligat evrakında, sadece adresin başında “mernis adresi” ibaresinin yazılı olduğu, bu şerh dışında tebligat mazbatasını çıkaran mercii tarafından TK’nun 23/1-8. ve Yönetmeliğin 16/2. maddesi kapsamında “adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese TK’nun 21/2. maddesi uyarınca tebligat yapılacağına dair meşruhat” verilmediği, bu hali ile tebligatın TK’nun 23/1-8. ve Tebligat Yönetmeliği’nin 16/2. maddelerine aykırı olup usulsüz olduğu anlaşılmaktadır.

O halde mahkemece, usulsüz tebliğ şikayetinin kabulü ile Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca tebliğ tarihinin düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
 
T.C YARGITAY
12.Hukuk Dairesi
Esas: 2016/ 24687
Karar: 2017 / 15435
Karar Tarihi: 12.12.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla (örnek 12) takipte, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, takibin kesinleşmesinden önceki döneme ilişkin zamanaşımı itirazı ile birlikte faize itirazda bulunduğu, mahkemece itirazların esasının incelenerek kabulüne karar verildiği görülmüştür.
Kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla takipte itiraz ve şikayeti düzenleyen İİK.’nun 172. maddesinde; “Ödeme emrine itiraz veya şikayet etmek isteyen borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde her türlü itiraz veya şikayetini sebepleri ile birlikte diğer tarafa tebliğ edilecek nüshadan bir fazla dilekçe ile icra dairesine bildirmeye mecburdur. Bu dilekçenin bir nüshası derhal alacaklıya tebliğ olunur.” denilerek itiraz ve şikayetin ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde icra dairesine bildirilmesi gerektiği açıklanmıştır (HGK 05/10/2012 tarih, 2012/12-310 E. 2012/653 K.).

Somut olayda; kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla takipte borçlu mahkemeye başvurarak zamanaşımı ve faize ilişkin itirazda bulunmuş olup anılan itirazların takip yoluna göre İİK’nun 172. maddesi gereğince icra dairesine yapılması gerekir.

O halde mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile itirazın reddi gerekirken, işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir