HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI VE ZAMANAŞIMI

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması konusunda zamanaşımı uygulaması nasıl olur?

Özet: Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı ile kovuşturma işlemleri geçici olarak durmaktadır. Zira kanuna göre HAGB kararı ile uygulanan denetim süresi içerisinde dava zaman aşımı durmaktadır. Denetimli serbestlik süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi ve tedbirlere aykırı davranılması halinde dava zaman aşımı yeniden işlemeye başlayacaktır. Makalemizde uygulamada da farklılıklar gösteren, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde dava zaman aşımının hangi tarihten itibaren işlemeye başlayacağını ve zaman aşımının durma anı başlangıcının hangi tarih sayılması gerektiğini izah edeceğiz.

Anahtar Kelimeler: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, denetim süresi, durma, dava zaman aşımı.

Giriş:

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231 inci maddesinde düzenlenen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı, sanık hakkında verilen cezanın belirli bir denetim süresi boyunca, kasten yeni bir suç işlememesi ve yükümlülüklerine uygun davranması halinde sonuç doğurmamasını sağlayan bir kurumdur.

Zira, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231 inci maddesinin 8 inci fıkrası uyarınca HAGB kararı ile dava zaman aşımı süresi durur.

1-) Dava Zaman Aşımının Durma (Başlama) Anı:

HAGB kararına karşı CMK’nın 231/12 hükmü gereği itiraz yolu açık olduğundan müşteki veya sanık süresi içerisinde itiraz yoluna başvurabilirler. Süresinde itiraz edilmemesi veya itirazın reddedilmesi halinde HAGB kararı kesinleşmektedir. Kanunda yalnızca denetim süresi içerisinde dava zaman aşımı durur hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla HAGB kararı ile mi yoksa kararın kesinleşmesi ile mi dava zaman aşımının duracağına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Kanaatimiz, dava zaman aşımı süresinin HAGB kararının kesinleşmesi ile başlamış sayılması gerektiğidir.

Nitekim Yargıtay 3. Ceza Dairesi 14/05/2013 tarih ve 2012/19339 E. -2013/19755 K. sayılı kararında “5271 sayılı CMK’nin 231/8. maddesinde öngörülen 5 yıllık denetim süresinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşme tarihi olan 17/04/2009 tarihinden itibaren başlayacağı” düşüncesine yer vermiştir. Kararda denetim süresinin kararın kesinleşmesi ile başlayacağı ifade edilmiştir. Dolayısıyla 5 yıllık denetim süresi HAGB kararının kesinleşmesi ile başlayacağı için doğal olarak dava zaman aşımının durma tarihi de HAGB kararının kesinleşme tarihi olmalıdır. Uygulamada da zaman aşımının; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesinden itibaren durmaya başlayacağı ve denetim süresi içinde kasıtlı suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde kaldığı yerden işlemeye devam edeceği konusunda fikir birliğine varıldığı söylenebilir.[1]

2-) Dava Zaman Aşımının Yeniden İşleme Anı:

Uygulamada farklı görüşler barındıran bir diğer konu ise denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde durmuş olan dava zaman aşımının hangi tarihten itibaren işlemeye başlayacağı konusudur.

Belirtmek gerekir ki, denetim süresi içinde işlenen suçun kesinleşmesi tarihine kadar dava zaman aşımının duracağına ilişkin açık bir kanun hükmü bulunmamaktadır. Doktrinde ve Yargıtay Daireleri arasında dava zaman aşımının hangi tarihe kadar duracağı konusunda farklı görüşler mevcuttur. Öğretide bir görüş, zaman aşımının durma sebebini oluşturan unsurun ortadan kalkması ile tekrar işlemeye başlayacağını belirtmiştir.[2]

Kanaatimizce bu durumda denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde yeni suçun işlendiği veya denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine aykırı davranıldığı tarihte dava zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlayacaktır. Ancak, Anayasanın 38/4 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/2. maddelerinde düzenlenmiş bulunan “masumiyet karinesi” gereğince denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi nedeniyle hükmün açıklanabilmesi için ihbar olunan kasıtlı suçla ilgili mahkumiyet kararının kesinleşmiş olması gerekir. Şüphesiz ki, kesinleşen bir hüküm olmadığı takdirde şüpheden sanık yararlanır ilkesi bu noktada da uygulanmalıdır. Buna karşın dava zaman aşımının yeniden işlemeye başlaması için hükmün kesinleşmesini beklemek kişinin uzun süre ceza tehdidi altında kalmasına sebebiyet verecek olup bu husus ceza muhakemesinin amacına aykırılık teşkil eder.

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu da 2015/1166 Esas ve 2019/556 Karar sayılı bir kararında bu noktaya işaret etmiştir.[3]

Bu durumun önem arz etmesinin asıl sebebi kişinin uzun süren yargılamalar neticesinde sürekli olarak ceza tehdidi altında kalmaması içindir. Söz gelimi bir kişi hakkında 2015 yılında işlediği suç nedeniyle HAGB kararı verilmiş olsun ve kişi 2019 yılında yeni bir suç işlemiş ve yargılaması devam etmekte olsun. Bu durumda denetim süresi içerisinde dava zaman aşımının duracağı kanunda yer almış ise de, eğer denetim süresi içerisinde verdiğimiz örnekteki gibi bir suç işlenmiş ise, denetim süresi içinde işlenen suçun kesinleşmesine kadar geçen sürede hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu suçun dava zamanaşımının işlemeye devam ettiği kabul edilmelidir. Bu yorum kanun koyucunun amacına daha uygun olacağı gibi yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle oluşacak “hukuki güvenlik” ilkesini zedeleyici sonuçların bertaraf edilmesi bakımından da en uygun çözüm yolu olacaktır. Nitekim bizim de katıldığımız gibi Yargıtay Ceza Genel Kurulu[4] ve doktrinde de bu görüş çoğunluktadır.

Sonuç:

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda dava zamanaşımı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihte durmaya başlayıp, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde yeni suçun işlendiği veya denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine aykırı davranıldığı tarihte dava zamanaşımı süresi HAGB kararının verildiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlayacaktır. Yargıtay ve doktrinde çoğunlukla benimsenen bu görüşün temelinde hukuki güvenlik ve kişinin uzun yıllar boyu ceza tehdidi altında kalmaması yatmaktadır.

[1] Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına İlişkin Güncel Sorunların Yargıtay Kararları Işığında Değerlendirilmesi, Caner Gürühan, syf. 138.

[2] Dönmezer-Erman, syf. 279.

[3] Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/1166 E, 2019/556 K.

[4] Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/819 E, 2019/700 K.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir