İSİM VEYA SOYİSİM DEĞİŞTİRME YA DA DÜZELTME DAVALARI

 


İsim ve soyisim kişinin kendi tercihiyle belirlemediği halde ömür boyu taşımak ve kullanmak durumunda olduğu tanıtıcılardır. İnsanlarla ilgili belki de ilk kişisel bilgi olarak edindiğimiz isim ve soyisimler ait oldukları kişilerle ilgili bize bir fikir verir, onlarla bir bütünlük arz ederler. Örneğin, “ismiyle müsemma” tabiri de bir kişinin ya da varlığın ismiyle örtüşmesi anlamına gelen bir deyim olarak kullanılır. Her ne kadar böyle olsa da pek çok kişinin kendisine konulan isimle bağ kuramaması, yetişkin haline geldiğinde beğenmemesi, ismiyle kendisini bağdaştıramaması, isim veya soyisminin gülünç olması nedeniyle alay konusu olması gibi akla gelebilecek daha pek çok farklı sebeple mevcut isim veya soyisminde değişiklik yapmak istediği görülmektedir


İsim ya da soyismin değiştirilmesi davaları, kişinin mevcut isminin silinerek yeni bir isimle değiştirilmesine, iki isme sahip kişinin bunlardan birini sildirmesine, kişinin kendisinin ve gerekiyorsa diğer aile bireylerinin soyisimlerinin değiştirilmesine yaramaktadır. Bu bültende ad ve soyad değişikliği davalarıyla ilgili merak edilen konular üzerinde durmaya çalıştık.

Anahtar kelimeler: isim değişikliği davası, isim değiştime, adın değiştirilmesi, soyad değiştirme, soyisim değişikliği davası, nüfus kaydının düzeltilmesi davası, alay konusu olan ismin değiştirilmesi, mahkeme kararıyla isim değişikliği, Türk Medeni Kanunu.


1)İsim veya Soyismin Değiştirilmesi Mümkün Müdür?
Hukukumuzda kişinin ismini veya soyismini değiştirmesine sınırlı bir şekilde müsaade edilmiştir. Çünkü kişilerin her istediğinde ve sıklıkla isim ya da soyisim değiştirmeleri, toplumsal ve sosyal ilişkilerdeki istikrarı olumsuz etkiler. Ancak kişinin gülünç, kötü çağrışımlı, kendisiyle bütünleşmeyen bir ismi ömür boyu taşımasının zorunlu tutulması da haksızlık oluşturur. Bu nedenle Türk Hukukunda kişinin isminin veya soyisminin değiştirilebilmesi için haklı bir neden olması halinde isim değişikliği davaları açılması hakkı tanınmıştır.
Haklı bir nedenin olması için mutlaka da isim değişikliği için bir zorunluluk bulunması gerekmez. Burada haklı nedenden ne anlaşılması gerektiği Yargıtay kararlarına bakılarak anlaşılmaktadır. Örneğin bir kişinin yakın çevresinde nüfusa kayıtlı olan isminden başka bir isimle tanınıyor olması, isminin ya da soyisminin gülünç ve alay konusu olması, isim ya da soyismin genel ahlaka aykırı ya da küçük düşürücü nitelikte olması, söylenmesi veya yazılmasının zor olması yahut tereddüt uyandırması, kötü şöhrete sahip kişilerle aynı ismin taşınmak istenmemesi, kötü çağrışımlarda bulunan isim ya da soyisimlere sahip olunması, din değişikliği burada bahsi geçe haklı nedene örnek gösterilebilir. Hakim isim ya da soyisim değişikliği davalarında haklı bir neden olup olmadığına takdir yetkisini kullanarak karar verecektir.
“Davacı dava dilekçesinde … olan adının … olarak düzeltilmesini istemiş; mahkemece, davacının adının yazımı ve okunuşunun güç olmadığı, gülünç veya toplumda kötü algıya neden olacak adlardan da bulunmadığı gözetilerek tüm bu nedenlerle davacının adının düzeltilmesini gerektiren, kabul edilebilir mantıklı sebepler olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TMK’nın 27. maddesinde, adın değiştirilmesinin ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebileceği, adın değiştirildiğinin nüfus siciline kayıt ve ilan olunacağı, ad değişmekle kişisel durumun değişmeyeceği bu değişiklikten zarar görenin bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebileceği hükme bağlandığından; davacının adını değiştirme talebinin haklı nedene dayandığı ayrıca tanıkların beyanı dikkate alındığında davanın kabulüne karar verilmesi yerine uygun bulunmayan gerekçeyle reddi doğru görülmemiştir.”
İsim ya da soyisim değişikliği davalarında kişinin hâlihazırda kullanmakta olduğu ismini bırakarak yepyeni bir isim alması mümkün olduğu gibi, iki isme sahip kişinin bunlardan birini sildirmesi veya ismine ek olarak yeni bir isim daha eklenmesi taleplerinde bulunulabilmektedir.
İsim veya soyisim değişikliği kural olarak açılan bir davanın sonucunda verilen mahkeme kararıyla mümkün olmaktadır. Ancak Nüfus Hizmetleri Kanunu’ne eklenen geçici 11. madde ile 2022 yılının son ayına kadar, mahkeme kararı aranmaksızın il ve ilçe idare kurullarının kararıyla belli hallerde isim ya da soyisim değiştime işlemi yapılabileceği düzenlenmiş durumdadır. Bahsi geçen maddeye göre;
“Kişinin yerleşim yerinin bulunduğu nüfus müdürlüğüne yazılı olarak başvurması kaydıyla; 21/6/1934 tarihli ve 2525 sayılı Soyadı Kanununun 3 üncü maddesine aykırı soyadları ile yazım ve imla hatası veya düzeltme işareti kullanılmamasından kaynaklanan anlam değişiklikleri bulunan, genel ahlaka uygun olmayan, toplum tarafından gülünç karşılandığı değerlendirilen ad ve soyadları, mahkeme kararı aranmaksızın, il veya ilçe idare kurulunun vereceği kararla bir defaya mahsus olmak üzere değiştirilebilir. İl ve ilçe idare kurullarının vereceği karar kesindir.”
2) İsim veya Soyisim Değişikliği Davaları Hangi Mahkemede Açılmalıdır?
İsim veya soyisim değişikliği davaları Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılmaktadır. Davayı açacak olan kişi kendi yerleşim yerinde bulunan asliye hukuk mahkemesine başvurarak isim veya soyisim değişikliği talebinde bulunabilir.


3)İsim veya Soyisim Değişikliği Davaları Ne Zaman Açılmalıdır?
Kişinin isim veya soyisim değişikliği için dava açması için hukukumuzda belli bir süre öngörülmemiştir. Bu nedenle kişi istediği her yaşta ve zamanda isim ya da soyisim değişikliği için mahkemeye başvurabilir.


4) İsim veya Soyisim Değişikliği Davaları Kime Karşı Açılmalıdır?
İsim veya soyisim değişikliği davalarında bir karşı taraf gösterilmesinin gerekli olup olmadığı tartışmalı olmakla beraber, uygulamada Nüfus İdaresi davalı olarak gösterilmektedir.


5) İsim veya Soyisim Değişikliği Davalarında Verilen Kararlar Kimleri Etkiler?
Bir kişinin isim ya da soyismini mahkeme kararıyla değiştirmesi sadece kendisinin değil, yakınlarının da nüfus kayıt bilgilerinde değişikliğe neden olur. Örneğin bir ailede babanın soyad değiştirmesi halinde diğer aile bireylerinin de soyadları yeniden mahkeme kararına ihtiyaç duyulmadan nüfus hizmetleri kapsamında değiştirilir.


6) İsim veya Soyisim Değişikliğine Başkaları Tarafından İtiraz Edilmesi Mümkün Müdür?


İsim veya soyisim değişikliği kişinin sadece kendisini değil, başkalarının hukuksal ya da sosyal durumlarını da etkileyebilir. İsim ya da soyisim değişikliğinden etkilenen üçüncü kişiler, bundan zarar gördüklerini veya dava açan kişinin bu isim ya da soyisim değişikliğine hakkı olmaması, ya da kendisine ait bir isim ya da soyismi almaya çalışan bir davacı olması halinde bu davaya itirazlarını ileri sürebilirler.
İsim veya soyisim değişikliğinden zarar görenler, değişikliği öğrenmelerinden itibaren 1 yıl içinde adın değiştitilmesine ilişkin kararın kaldırılmasını isteyebilirler. Bu istem için yine bir dava açılması gerekmektedir. bu dava kişilik hakları kapsamında ad üzerindeki hakkın korunmasına yönelik bir haktır.


7) Velayet Altındaki Çocuğun Adının Değiştirilmesi


Velayet altındaki çocuğun adının değiştirilmesi için mahkemeye anne ve babanın birlikte başvurmaları aranmaktadır. Eşler boşanmış olsa dahi Yargıtay kararalarında velayet hakkına sahip olan eşin tek başına çocuğun adını değiştirmesine müsaade edilmemiş, davaya diğer eşin de katılımının sağlanmasına yönelik karar vermiştir. Aşağıda konuyla ilgili Yargıtay kararına yer verilmiştir.
“adı değiştirilmek istenilen küçüğün anne ve babasının boşandıkları, küçüğün velayetinin davacı anneye verildiği, annenin de tek başına eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Taraflar boşanmış ve velayet davacı anneye verilmiş olsa da; bu durum eldeki davada dava dışı olan küçüğün babasının gerçekte onun babası olması durumu değiştirmez. Kaldı ki, velayet şartlarında daha sonradan oluşabilecek değişiklik nedeniyle velayetin babaya verilmesi de ihtimal dahilindedir. Yukarıda da belirtildiği üzere çocuğun adını anne ve baba birlikte belirlediklerinden değiştirilmesi talebini de yasal şartların oluşması halinde mahkemeden birlikte istemeleri gerekir. Anne ve babanın bu taleplerini birlikte yapmamaları veya değişiklik üzerinde anlaşamamaları halinde birinin başvurusu üzerine değerinin davada taraf olarak katılımı sağlanmalıdır. Taraf teşkiline ilişkin bu husus dava şartı olup, kamu düzenine ilişkin olmakla davanın her aşamasında mahkemece re’sen dikkat edilmesi gereken bir olgudur.”


SONUÇ
Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesinde düzenlenen adın değiştirilmesi, açılacak bir dava sonucu mahkeme kararıyla mümkündür. Ancak bu davanın başarıya ulaşması için hakimin isim değişikliği için ortada haklı bir neden olduğuna ikna edilmesi gerekmektedir. İsim değişikliğine yönelik kararın verilebilmesi için haklı neden mahkemede tanıklarla ve diğer belgelerle ispat edilmelidir. Şayet ispat faaliyeti bu şekilde başarılı yapılırsa bu davalar birkaç ay içinde sonuçlandırılabilmektedir.
İsim veya soyisim değişikliği davaları konusunda daha fazla bilgiye ihtiyaç duymanız halinde Solmaz Hukuk ve Danışmanlık ekibiyle iletişime geçebilirsiniz.
Saygılarımızla.


REFERANSLAR
AKİPEK, Jale/AKINTÜRK, Turgut/ATEŞ KARAMAN, Derya, Türk Medeni Hukuku Başlangıç Hükümleri Kişiler Hukuku, Beta Yayıncılık, İstanbul, 2009.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2017/8275 E., 2018/14037 K.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2019/6290 E., 2019/11048 K.

Hukuk Genel Kurulu’nun 08.12.2010 tarihli ve 2010/18-643 Esas, 2010/648 Karar sayılı ilamı.