DAVA KONUSU HAKKIN KORUNMASI İÇİN ALINAN KARAR:İHTİYATİ TEDBİR

Bir hukuk devletinde kişilerin haklarını korumak veya onlara kavuşmak amacıyla mahkemelere başvurması, hakkını yasal yollardan araması gerekmektedir. Dava açılarak korunmaya veya elde edilmeye çalışılan dava konusu hakkın, henüz dava süreci sonuçlanmadan önce kaybolması, devredilmesi, zarar uğraması, elden çıkarılması, yok olması gibi ihtimaller ise her zaman vardır. Böyle bir durumda kişinin davayı kazanması bir anlam ifade etmeyecek, çünkü davanın konusunu oluşturan hakkın elde edilmesi imkansız veya çok zor bir hale gelmiş olacaktır.

İhtiyati tedbir kurumu, hakkında dava açılarak elde edilmek istenen hakkı dava sonuçlanana kadar korumaya yarayan bir hukuki çaredir. Talep edilmesi ve gerekli şartların yerine getirilmesi halinde hakim, ihtiyati tedbir kararı vererek, dava süresince davanın konusunu oluşturan hakkın korunmasını sağlar.

Bu bültende, ihtiyati tedbirin ne olduğu, hangi amaçla kullanıldığı, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için aranan şartların neler olduğu ve nasıl talep edilmesi gerektiği konularına odaklandık.

Anahtar kelimeler: ihtiyati tedbir, gecikmesinde sakınca, imkansız, ihtiyati haciz, dava konusu, ihtiyati tedbir kararına itiraz, ihtiyati tedbir talebi.

1)İHTİYATİ TEDBİR NEDİR?

Yargılamanın ne zaman sonuçlanacağının belli olmaması nedeniyle, bu süreçte dava konusu edilen hakkın korunmasına yönelik mahkemece verilen karara ihtiyati tedbir adı verilmektedir. Geçici hukuki koruma olarak  nitelendirilen bu hukuksal yola başvurulduğu takdirde, sadece davaya konu olan hakkın korunması mümkündür; yoksa davayla ilgisi olmayan borçlunun başka bir malvarlığına ya da parasına el konulması ihtiyati tedbir değildir. Şayet bir borcun ödenmesini teminat altına almak amacıyla borçlunun bir miktar parasına el konuluyorsa buna ihtiyati tedbir değil, ihtiyati haciz denilmektedir. Uygulamada sıkça karıştırılan bu iki kurum birbirinden çok farklı olup, düzenlendiği kanunlar dahi aynı değildir. Ancak her ikisininin de davadan çıkacak sonucu garanti almaya yönelik çareler olduğu ösylenebilir.

İhtiyati tedbir, HMK’nın 389. maddesinde şöyle tanımlanmıştır;

“Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. “

2) İHTİYATİ TEDBİR OLARAK HAKİM HANGİ KARARLARI VEREBİLİR?

İhtiyati tedbir kararı olarak hakimin çok çeşitli kararlar vermesi mümkündür. bu konuda bir sınırlama yoktur. Hakim, dava konusunun korunması için en uygun tedbiri kendisi takdir eder ve bu yönde karar verir. Örneğin, taşınmazın devrinin yasaklanması, genel kurul kararının durdurulması, bir şeyin yapılması veya yapılmaması, malın yediemine tevdii edilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkündür.

HMK’nın 391. maddesinde bu durum şöyle ifade edilmektedir; “Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.”

3) İHTİYATİ TEDBİR KARARI VERİLMESİNİN ŞARTLARI NELERDİR?

Mahkeme tarafından ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için bazı şartların varlığı aranmaktadır. Öncelikle ihtiyati tedbir talep eden kişinin davaya konu hakkının dava sürecinde meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle elde edilmesinin imkansız veya çok güç hale gelebilecek gerekmektedir. Davanın çözümüne kadar gecikme sebebiyle bir sakıncanın veya ciddi bir zararın doğması ihtimalinin varlığı da ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirir.

Hakimin ihtiyati tedbire karar verebilmesi için, talepte bulunanın davadaki haklı çıkma potansiyelini yaklaşık olarak ispat etmesi de gerekmektedir. Açıkça haksız olduğu daha ilk bakışta anlaşılan kişinin ihtiyati tedbir talebi mahkemece kabul edilmez.

Bu şartlara ilave olarak ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için, talep eden tarafından bir teminatın da yatırılması gerekmektedir. İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Ancak bu kuralın bazı istisnaları da vardır. aşağıda sayılan kişiler teminat göstermeden de ihtiyati tedbir talep edebilir; 

  • talebi resmi bir belgeye dayananlar,
  • talebi kesin bir delile dayananlar
  • adli yardımdan yararlananlar

Bu durumlarda ve ayrıca durum ve koşulların gerektirmesi hallerinde mahkeme gerekçesini açıkça göstererek teminat gösterilmeden de ihtiyati tedbire karar verebilir.

4) İHTİYATİ TEDBİR NE ZAMAN ve NASIL TALEP EDİLMELİDİR?

İhtiyati tedbir dava açılmadan önce veya dava açıldıktan sonra talep edilebilir. Dava açılmadan talepte bulunulacaksa, davanın esası hakkında görevli ve yetkili mahkemeden, dava açıldıktan talepte bulunulacaksa asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. İhtiyati tedbir dava açılırken talep edilecekse, dava dilekçesi içinde talebe yer verilmesi yeterlidir. Ayrıca, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü de açıkça belirtmek zorundadır.

5) MAHKEME İHTİYATİ TEDBİRE NASIL KARAR VERİR?

Normal şartlar altında mahkeme her iki tarafı dinleyerek ihtiyati tedbir konusunda bir karara varır. Ancak talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Bu durum sonradan ihtiyati tedbire itiraz edilmesinde önem kazanır. İhtiyati tedbir kararında mahkeme aşağıdaki hususlara yer verir;

  • İhtiyati tedbir talep edenin, varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin ve karşı tarafın adı, soyadı ve yerleşim yeri ile talep edenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,
  • Tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı,
  • Tereddüde yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği,
  • Talepte bulunanın ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği.

6) İHTİYATİ TEDBİR KARARININ UYGULANMASI

İhtiyati tedbir kararına mahkemece hükmedilmesi halinde bu karar kendiliğinden uygulanmaz. İhtiyati tedbir kararının, verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde talep edilmelidir. Uygulama talebinin kararı veren mahkemenin yargı çevresinde bulunan veya tedbir konusu mal ya da hakkın bulunduğu yer icra dairesine yöneltilmesi gerekir. Mahkeme, kararında belirtmek suretiyle, tedbirin uygulanmasında, yazı işleri müdürünü de görevlendirebilir. Uygulanması 1 hafta içinde talep edilmeyen ihtiyati tedbir kanuni süre içinde dava açılmış olsa bile, kendiliğinden kalkar.

İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar. Bu işlemlere ihtiyati tedbiri tamamlayan işler denilmektedir ve burada süreler önem arz etmektedir.

İhtiyati tedbir kararının uygulanması için, gerekirse zor kullanılabilir. Zor kullanmak hususunda, bütün kolluk kuvvetleri ve köylerde muhtarlar, uygulamayı gerçekleştirecek memurun yazılı başvurusu üzerine, kendisine yardım etmek ve emirlerine uymakla yükümlüdürler.

İhtiyati tedbiri uygulayan memur, bir tutanak düzenler. Bu tutanakta, tedbir konusu ve bulunduğu yer gösterilir; tedbir konusu ile ilgili her türlü iddia bu tutanağa geçirilir. Tedbiri uygulayan memur, bu tutanağın bir örneğini tedbir sırasında hazır bulunmayan taraflara ve duruma göre üçüncü kişiye tebliğ eder.

İhtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimse, bir aydan altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır. 

7) İHTİYATİ TEDBİRİN DEĞİŞTİRİLMESİ VEYA KALDIRILMASI

Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen veya hakkında bu tedbir kararı uygulanan kişi, mahkemece kabul edilecek teminatı gösterirse, mahkeme, duruma göre tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verebilir. Ayrıca,durum veya şartlarda değişiklik olması halinde talep üzerine mahkeme, ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verebilir. İhtiyati tedbir kaldırılmadığı veya değiştirilmediği sürece, etkisi mahkemenin vereceği nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder.

8) MENFİ TESPİT DAVALARINDA İHTİYATİ TEDBİR

Menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir kararı verilip verilemeyeceği konusu, davanın icra takibinden önce mi yoksa sonra mı açıldığına göre belirlenmektedir. Şayet dava icra takibinden daha önce açılmışsa teminat yatırarak ihtiyati tedbir kararı talep edebilir. Ancak dava icra takibinden sonra açılmışsa, bu davada artık ihtiyati tedbir talep etmesi mümkün olmaz. Bu noktadan sonra sadece teminat kaşılığında icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmesine engel olunabilir. Aşağıda konuyla ilgili Yargıtay kararına yer verilmiştir;

İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.

İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.

Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.”[1]

8) İHTİYATİ TEDBİR KARARINA İTİRAZ

Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Eğer her iki taraf dinlenerek ihtiyati tedbir kararı verilmişse bu durumda karara itiraz edilemez.

İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa tedbirin uygulanmasından itibaren bir hafta içinde; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbire itirazlarını bir dilekçe ile mahkemeye sunabilir. İhtiyati tedbirle ilgili yapılabilecek itirazların konusu aşağıdakilerle sınırlıdır;

  • İhtiyati tedbirin şartlarına,
  • Kararı veren mahkemenin yetkisine
  • Yatırılması öngörülen teminata

İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler. Bu kişilerin mahkemenin yetkisine itiraz etme hakkı yoktur.

İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.

İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.

İhtiyati tedbir kararına itiraz edilmiş olması da, itiraz üzerine verilen karara karşı kanun yoluna başvurulmuş olması da ihtiyati tedbirin uygulanmasına engel olamaz.

“Bölge adliye mahkemesi tarafından geçici hukuki korumalara ilişkin verilen kararların temyiz edilemeyeceği HMK 362/1-f maddede açıkça düzenlendiğinden, bu mahkemenin ihtiyati tedbirle ilgili verdiği, ihtiyati tedbir talebinin redi ya da kabul edilerek verilen  ihtiyati tedbir kararına itiraz sonucu verilen kararlar kesin olup temyiz edilemez.”[2]

“Somut olayda da iptali istenen tasarruflar için açılmış olan işbu tasarrufun iptali davasında, alacaklının davasının kabulü halinde alacağına kavuşmasını tehlikeye düşürmemeye yönelik olarak ihtiyati haciz mahiyetinde ihtiyati tedbir kararı verilmiştir.
İİK.’nın ihtiyati haciz kararına itiraz ve temyiz başlıklı 265/son fıkrası hükmüne göre; ihtiyati hacze itiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği ve Bölge Adliye Mahkemesinin bu başvuruyu öncelikle inceleyeceği ve verdiği kararların da kesin olduğu belirtilmiştir.”[3]

9) HAKSIZ İHTİYATİ TEDBİR NEDENİYLE TAZMİNAT TALEBİ

Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen tarafın ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılırsa veya tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle karşı tarafın uğradığı zararı karşılamakla yükümlüdür. Karşı taraf haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğradığı zararı tazmin için asıl davanın karar bağlandığı mahkemeden talepte bulunmalıdır. Tazminat talebi için Kanun’da 1 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür.

Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğramaktadır.

SONUÇ

Dava açarak elde edilmeye çalışılan hakkın dava sonuçlanıp hüküm kesinleşene kadar korunmasını sağlamanın yolu mahkemeden ihtiyati tedbir kararı talep etmektir. İhtiyati tedbir kararı dava konusuna göre belirlenir ve çok çeşitli olabilir. örneğin; davaya konu gayrimenkulün satılmasının engellenmesi için tapu siciline şerh verilmesi gibi bir ihtiyati tedbir kararı verilebileceği gibi, teminat mektubunun paraya çevrilmesinin engellenmesi için bir ihtyiyati tedbir kararı da verilebilir.

İhtiyati tedbir kararı alınmadığı takdirde, davanın kazanılmasının bir anlam ifade etmeyeceği durumlarda bu yola başvurulması ve sürecin iyi takip edilmesi gerekmektedir. Çünkü gereği gibi takip edilmediği takdirde mahkemenin verdiği ihtiyati tedbir talebi kedniliğinden kalkmaktadır.

İhtiyati tedbirle alakalı hukuksal soru ve sorunlarınız için Solmaz Hukuk ve Danışmanlık Ekibiyle iletişime geçebilirsiniz.

REFERANSLAR

KURU, Baki, 2016, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Legal Yayıncılık, İstanbul.

PEKCANITEZ, Hakan/ATALAY, Oğuz/ÖZEKES, Muhammet, 2013, Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayıncılık, Ankara.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2021/3618 E., 2021/1187 K.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 2020/3277 E.,  2021/3035 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2021/2740 E., 2021/6513 K.


[1] Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 2021/2740 E., 2021/6513 K.

[2] Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 2021/3618 E., 2021/1187 K.

[3] Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, 2020/3277 E.,  2021/3035 K.