EVLİLİĞİN İPTAL ETTİRİLMESİ MÜMKÜN MÜDÜR?

Evliliklerin sonlanıdırlması denince akla boşanma davaları gelmektedir. Ancak evlilik akdinin sona erdirilmesinin başka yöntemleri de bulunmaktadır. Bir çeşit sözleşme olan evlilik sözleşmesinin diğer sözleşmeler gibi geçersiz olduğu öne sürülerek iptal ettirilmesi de mümkündür. bu yazımızda hangi hallerde evlilik sözleşmesinin iptal ettirilebileceğini ve bu konudaki diğer detayları ele aldık.

Anahtar kelimeler: evliliğin iptali, boşanma, eşin niteliğinde yanılma, evlilik iptal ettirilebilir mi?, nikah iptal ettirilebilir mi?, nikahın iptali, nikah nasıl iptal ettirilir?, nafaka, mal paylaşımı, çocuklar, velayet, tedbir nafakası, korkutma, tehdit, hile, aldatma, butlan davası, evliliğin butlanı, nispi butlan, mutlak butlan, boşanma davası, evliliğin iptali davası.

1)      Evlilik Sözleşmesinin İptal Ettirilmesinin Boşanma Davasından Farkı Nedir?

Boşanma davası ve evliliğin iptali davalarının her ikisi de benzer sonuçlar doğurur. Hatta Türk Medeni Kanunu’nda açıkça belirtildiği üzere, evliliğin iptali davalarında da boşanma davasına ilişkin hükümler uygulanır. Ancak bu iki dava sebepleri bakımından birbirinden farklıdır. Boşanma davaları, eşlerin evlilik birliğini devam ettirmelerinin beklenemeyeceği hallerin ortaya çıktığı veya tarafların anlaşarak boşanmaya karar verdikleri durumlarda mümkündür.

Evliliğin iptali davalarında ise, evlilik sözleşmesinin geçersiz olduğu ileri sürülerek iptal edilmesi talep edilir. Bu davanın açılabilmesi için Türk Medeni Kanunu’nda yer alan iptal sebeplerinden biri mevcut olmalıdır. Bu sebepler sınırlı sayıdadır. Herhangi birine dayanmadan evliliğin iptali talep edilemez.

2)      Evliliğin İptali Sebepleri Nelerdir?

Evliliğin iptali sebepleri iki gruba ayrılarak incelenmelidir. Çünkü her iki durumda davayı açabilecek kişiler ve dava açma süresi değişmektedir. Buna göre, evliliğin iptali sebepleri mutlak butlan sebepleri ve nispi butlan sebepleri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

Mutlak butlan sebepleri;

  • Eşlerden birinin evlenme sırasında hâlihazırda bir başkasıyla evli bulunması,
  • Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması,
  • Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması,
  • Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede akrabalık bulunması.

Nispî butlan sebepleri;

  • Eşlerden birinin evlenme sırasında ayırt etme gücünden geçici olarak yoksun bulunması (örneğin alkollüyken bilinç bulanıklığı esnasında evlenmesi hali)
  • Evlenmeyi aslında hiç istemediği halde veya evlendiği kişiyle evlenmeyi düşünmediği hâlde yanılma (hata) sonucu evlenme halinde,
  • Eşinde bulunmaması veya bulunması onunla birlikte yaşamayı kendisi için çekilmez kılacak derecede önemli bir niteliğinde yanılarak evlenme,
  • Eşinin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya onun tarafından veya onun bilgisi dahilinde bir başkası tarafından aldatılarak evlenmeye razı olunmuşsa,
  • Davacının kendisi veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık eşi tarafından kendisinden saklanmışsa,
  • Kişinin kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı, sağlığı veya namus ve onuruna yönelik bir korkutma(tehdit) sonucu evlenmesi.

Hastalık nedeniyle butlan kararı verilecekse Yargıtay heyet raporu alınarak karar verilmesi yoluna gidileceğini belirtmektedir. Burada hastalığın evliliğin devamı ve çocuklar için tehdit oluşturup oluşturmadığı dikkate alınmaktadır. Örneğin; Epilepsi hastası olan davalı eşin evlenmesinde tıbbi sakınca bulunmadığı ve çocuk sahibi olmasında da tıbbi olarak engel bulunmadığı ve evliliğin çekilmez durumda bulunduğunun ispat edilemediğini belirten Yargıtay evliliğin iptaline karar vermemiştir.[1]

Eşin niteliğinde yanılma da sıkça Yargıtay kararlarına konu olmaktadır. Peki eşin niteliğinde yanılmadan anlaşılması gereken nedir? Kişinin eşinde bulunmadığını sandığı bir özelliğin bulunması veya tam tersi kişinin eşinde bulunduğunu sandığı bir özelliğin bulunmadığı konusunda yanılmasıdır. Söz konusu özelliğin evlilik sözleşmesi için önemli nitelikte bir özellik olması da aranmaktadır. Basit sebepler buraya dahil değildir. Öyle ki, bu yanılma eşler arasındaki evliliği çekilmez hale getirmelidir. Örneğin, bir eşin evlenirken diğerinin yüksek derecede alkol bağımlılığı olduğunu bilmemesi ve kendisine bu konuda yanlış bilgi verilmesi nedeniyle evlilik yapması halinde eşin niteliğinde yanılma sebebiyle iptal davası açması mümkündür.

Evliliğin iptali, bu mümkün olmadığı takdirde boşanma davası açıldığına da yargı kararlarında rastalanmaktadır. Bu takdirde hakim öncelikle evliliğin iptali için yasada öngörülen sebeplerib varlığını araştırması ve bu konuda bir karar vermesi, ardından evliliğin iptali sebebi yoksa  bu talebi reddederek davacının ikinci talebi olan boşanma talebini inceleyerek karara varaması gerekmektedir.[2]

3)      Evliliğin Butlanı Davasını Kimler Açabilir?

Evliliğin butlanını, başta yanılarak, korkutularak, kandırılarak evlenmiş olan eşin kendisi olmak üzere, tüm ilgililer örneğin, eşlerin anne babaları gibi kimseler de açabilmektedir. Ayrıca kanunkoyucu bu durumu kamu düzenine ilişkin bir husus olarak gördüğünden Cumhuriyet Savcılarına da evliliğin butlanını dava etme hakkı tanımıştır.

“Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması veya evlenmeye engel olacak derecede akıl hastası olması, evliliği mutlak butlanla sakatlar. Ancak, ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl hastalığının iyileşmiş olması durumlarında mutlak butlan davasını, yalnızca ayırt etme gücünü sonradan kazanan veya akıl hastalığı iyileşen eş açabilir.”[3]

Evliliğin nispi butlan nedeniyle iptalini ise, sadece diğer eş ve eşin küçük ya da kısıtlı olması durumunda yasal temsilcileri olarak veli veya vasileri tarafından açılabilir.

Mirasçıların doğrudan doğruya evliliğin nispi butlanını talep etme hakları yoktur. Ancak ölenin sağlığında açmış olduğu nispi butlan davasına devam ederek davayı sonuçlandırabilirler.

4)      Evliliğin Butlanı Davası Hangi Sürede Açılmalıdır?

Mutlak butlan sebebiyle dava açılacaksa, dava açmanın bir süresi yoktur, her zaman evliliğin iptali talep edilebilir. Nisbi butlan sebebiyle dava açılacaksa, nispi butlan sebebinin öğrenildiği veya tehdit ile yapılan bir evliliğin iptali istenecekse, korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak 6 ay içinde ve en geç evlenmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu süreler hak düşürücü süre niteliğinde olup, süreler geçtikten sonra dava açılması mümkün değildir. Burada üzerinde durulması gereken bir durum da şudur;

“Kanun koyucu, kural olarak mutlak butlan davasının herhangi bir süre sınırlaması olmadan her zaman için açılabileceğini öngörmüştür. Ancak, evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunan veya evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı olan eşin, sonradan ayırt etme gücünü kazanması veya akıl hastalığının iyileşmesi durumunda, mutlak butlan davasını  6 ay ve 5 yılık süreler içinde açması gerekmektedir. Çünkü, burada, mutlak butlanın nisbî butlana dönüşmesi söz konusudur. Dolayısıyla, iptal davası TMK m. 152’ de öngürülen süreler içinde açılmalıdır.”[4]

5)      Evliliğin Butlanı Davası Hangi Mahkemelerde Açılır?

Evlliliğin iptali davaları Aile Mahkemelerinde açılmaktadır. Hangi yerdeki aile mahkemesinde açılacağı ise yetkili mahkemeyi ifade eder. Bu davalar tıpkı boşanma davalarında olduğu gibi, tarafların son defa altı aydan beri  birlikte oturdukları yerdeki ya da eşlerden birinin yerleşim yerindeki aile mahkemesinde açılabilir. Dava yasal temsilci veya diğer ilgililer tarafından açılacaksa, davalı eşin bulunduğu yer mahkemesinde açılmalıdır.

6)      Evliliğin İptali Davasında Nafaka Talep Edilebilir Mi?

Bir sözleşmenin iptali demek hukukta o sözleşmenin başından itibaren geçersiz olmasını ve hiçbir sonuç doğurmamasını ifade eder. Ancak bu kuralın evlilik sözleşmelerine uygulanmasının pek çok mağduriyete yol açabileceği göz önüne alınarak evliliklerin iptal edilinceye kadar geçerli bir evliliğin tüm sonuçlarını doğuracağı kuralı kabul edilmiştir buna göre iptal edilen bir evlilikten doğan çocuklar, anne ve babaları butlan sebebi olduğunu bilerek evlenseler dahi, evlilik içinde doğmuş çocuk gibi kabul edilirler.

Aynı şekilde evlenirken butlan sebebini bilmeyen (örneğin evlendiği kişinin başkasıyla evli olduğunu bilmeyen kişi) eş ise bu evlenme ile kazanmış olduğu kişisel durumunu korur. Örneğin evlenmeyle ergin hale gelmişse ergin olarak kalmaya devam eder.

Türk Medeni Kanunu’nda evliliğin iptali davalarında çocuklar ile ana ve baba arasındaki ilişkiye, eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve soyadı hakkındaki konulara  boşanmaya ilişkin hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir.

7)      Evliliğin İptalinde Mal Paylaşımı Nasıl Olmalıdır?

Bir evlilik dava açılarak iptal sebebi ispat edilip mahkemece iptaline karar verilene kadar geçerli bir evliliğin tüm sonuçlarını doğurur. Eşlerin iptal edilen evlilikleri süresince edindikleri ortak malları için ayrı bir dava açarak talepte bulunması mümkündür. Medeni Kanunun boşanmaya ilişkin hükümleri bu konuda da uygulanacağından edinilmiş mallara katılma rejimi kuralları evliliğin iptali davalarında da geçerli olur. Eşlerin evlilik süresince karşılığını vererek elde ettikleri mallarda ortak hak sahipliği söz konusudur.

Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (re’sen) almak zorundadır. Bu önlemlerin alınması için tarafların kusurlu olup olmadıklarına bir unsur olarak Yasada yer verilmemiş, hangisinin daha az ya da çok kusurlu olduğunun belirlenmesi yönünde bir koşul öngörülmemiştir. Bu bakımdan kusur durumuna bakmaksızın davanın en başında bu geçici önlemleri alması ve buna bağlı olarak tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını tespit edip uygun ve geçici nitelikte bir tedbir nafakası takdir etmesi gerekir. O halde davalı yararına dava süresince geçerli olacak şekilde uygun miktarda tedbir nafakası takdir ve tayin edilmelidir. Bu husus nazara alınmadan isteğin reddi doğru olmamıştır.”[5]

Aşağıda evliliğin iptali ile ilgili Yargıtay kararlarından örnekler bulabilirsiniz.

“Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun bulunması veya evlenmeye engel olacak derecede akıl hastası olması, evliliği mutlak butlanla sakatlar. Ancak, ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl hastalığının iyileşmiş olması durumlarında mutlak butlan davasını, yalnızca ayırt etme gücünü sonradan kazanan veya akıl hastalığı iyileşen eş açabilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 145/2. maddesindeki sebeple evliliğin iptaline karar verilebilmesi için, eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir nedenle ayırt etme gücünden yoksun bulunması halinin her türlü şüpheden uzak sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi gerekir.”[6]

SONUÇ

Evliliğin ya da nikâhın iptali Türk Medeni Kanunu’nda sayılan belli sebeplere dayanarak istenebilir. Evlilik sözleşmesinin geçersiz olduğu Kanundaki sebepler çerçevesinde ortaya konmalıdır. Boşanma davasından farklı olan bu davalara bazı konularda boşanmaya ilişkin hükümler uygulanabilmektedir. Örneğin; nafaka, velayet gibi konularda boşanmaya ilişkin hükümler geçerli olacaktır.

Evliliğin iptali davası konusunda daha fazla hukuksal yardıma ihtiyacınız olduğu takdirde Solmaz Hukuk ve Danışmanlık ekibiyle iletişime geçebilirsiniz.

Saygılarımızla.

REFERANSLAR

AKINTÜRK, Turgut/ATEŞ KARAMAN, Derya,  Aile Hukuku, Beta Yayıncılık, İstanbul, 2013.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2014/6369 E., 2014/12803 K. 09.06.2014 

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2015/21205 E., 2016/1636 K., 03.02.2016.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2020/4574 E., 2020/5067 K., 22.10.2020.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2020/1267 E., 2020/3754 K., 15.09.2020.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2019/8392 E., 2020/3 K., 13.01.2020.


[1] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2014/6369 E., 2014/12803 K. 09.06.2014.

[2] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2019/8392 E., 2020/3 K., 13.01.2020.

[3] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2020/4574 E., 2020/5067 K.

[4] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2020/1267 E., 2020/3754 K., 15.09.2020.

[5] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2015/21205 E., 2016/1636 K., 03.02.2016.

[6] Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2020/4574 E., 2020/5067 K.