TİCARİ İŞLETME DEVRİNDE BORÇLARIN DEVRİ VE BORÇLARDAN SORUMLULUK

Ticari işletmenin devri sözleşmesiyle birlikte işletmenin aktif ve pasifiyle tüm malvarlığı devralana geçmektedir. Ticari işletme devredildiğinde borçlardan kimin, ne miktarla, hangi süreyle ve ne zamandan itibaren sorumlu olacağı konuları akıllara takılmakta ve taraflar arasında sıkça uyuşmazlık konusu olmaktadır. Bu soru ve sorunlara ışık tutmak adına bu yazımızda bir tür borç devri olan “ticari işletme devrinde borçların devri” konusuna odaklandık.

Anahtar Kelimeler:Ticari işletme, ticari işletme devri, devreden, devralan, müteselsil sorumluluk, birlikte sorumluluk, işletme borçlarından sorumluluk, şirket borçlarından sorumluluk, borcun devri, borcun nakli, malvarlığı,

1.    Ticari İşletme Devri Nasıl Gerçekleşir?

Ticari işletmenin devri, devredenle devaralan arasında yapılan bir devir sözleşmesi ile gerçekleşmektedir. Hukuki niteliği borçlandırıcı bir işlem olan sözleşmeyle, devreden, devralana işletmenin aktiflerini devir borcu altına girer.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 11. maddesinde düzenlenen bütünlük ilkesi gereği, aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede aksi öngörülmediği için, devir sözleşmesinin davalı ile dava dışı kiralayan arasındaki kira sözleşmesinden doğan kiracılık hakkının davacıya devrini de kapsadığının kabulü gerekir.”[1]

Taraflar bazı aktifleri ya da pasifleri devir sözleşmesinin dışında tutabilirler. Ancak bunun bir sınırlaması vardır. Buradaki ölçü, işletmenin devredilen halinin “işletme yeteneğine” sahip olması, yani faaliyetine devam edebilecek elverişlilikte olmasıdır. Ticari işletmenin etkinliklerinin devamı, devralınan durumuyla mümkün olmalıdır.

2.    Ticari İşletme Devrinde Borçların Devralana Geçişi

Ticari işletme devrinde borçların geçişi konusu TBK’da düzenlenmiştir. işletme devri sözleşmesi yapıldıktan sonra, bu devir işleminin alacaklılara ihbar veya ilan edilmesiyle, işletme borçları kanun gereği(kendiliğinden) devralana geçer. Borçların devralana geçmesi için işletmenin her bir alacaklısı ile işletme sahibinin teker teker ve ayrı ayrı bir borcun devri sözleşmesine yapmasına gerek yoktur. Olağan şartlarda bir kişinin borcunu bir başkasının devralması, alacaklıyla yapılacak bir sözleşme ile mümkündür. Ancak kanun koyucu ticar işletme devrini kolaylaştırmak ve işlem sayısını azaltmak adına böyle bir istisna öngörmüş durumdadır.

 TBK madde 202’ye göre, “Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur.

3.    Bazı Borçların Devir Kapsamı Dışında Bırakılması Mümkün müdür?

İşletmenin devriyle işletme borçlarının da devri kanun hükmü gereği kendiliğinden gerçekleşmektedir. Bu hükmün emredici, yani taraflar arasında aksi kararlaştırılamayan bir hüküm olup olmadığı konusu tartışmalıdır. Genel kabule göre, ticari işletmeye dahil bazı unsurların  devri, devrin kapsamı dışında bırakabilir. Buradan haraketle, işletmeye ait bazı borçların devralana devredilmemesinin de kararlaştırılabileceği söylenebilir. Ancak doktrindeki hakim görüşe göre, borçlardan bazılarının devredilmemesi veya borç miktarından hangi miktarla sorumlu olunacağına ilişkin sözleşmeler, sadece devredenle devralan arasında geçerli olacaktır. Alacaklılar bakımından bu sınırlamalar geçerli kabul edilmez ve onlara karşı ileri sürülemez.

Bir başka görüşe göre ise bazı borçlardan sorumluluk sınırlandırılabilir ve bu sınırlandırmanın alacaklılara bildirilmesi ve duyurulmasıyla onlara karşı da ileri sürülebilir hale gelir.

Bir diğer sorun da devralanın devir sırasında bilmediği, beklenmeyen ve öngöremediği borçlardan da sorumlu tutulup tutulmayacağı noktasında çıkmaktadır. Güven ilkesi gereği, devralanın bu tür borçlardan sorumlu tutulmaması gerektiği düşünülmektedir.

4.    Borçlardan Devredenle Devralanın Birlikte Sorumluluğu İlkesi

TBK 202’nin devamında ticari işletme devri sonucunda  devredenin de devralanla birlikte bu borçlardan iki yıl süreyle müteselsilen sorumlu olarak kalmaya devam edeceği düzenlenmiştir. Daha açık anlatımla, işletmenin halihazırda mevcut borçlarından artık asli sorumlu kişi işletmeyi devralan yeni sahibidir. Ancak devreden kişinin de devralanala birlikte 2 yıl süreyle sorumlu tutulması uygun görülmüştür. Bu durum, kötüniyetli devirlerin önüne geçmek maksadı gütmektedir. Alacaklı bu 2 yıllık sürede ticari işletmeden olan alacağını dilerse eski alacaklıdan dilerse yenisinden, dilerse her ikisinden birden isteyebilir. Bunlardan herhangi birinin borcu tamamen ödemesiyle alacaklı tatmin edilmiş olabileceği gibi, borcu ortaklaşa ödemeleri de mümkündür. bu tamemen iç ilişkide devredenle devralanın kendi arasındaki problemlerdir. Alacaklı için hem devreden hem de devralan tüm borçtan tamamıyla sorumludur ve haliyle kimin ödeme yaptığının alacaklı için bir öenmi yoktur.

Kanunda süzenlenen 2 yıllık süre bir hak düşürücü süredir. 2 yılın sonunda artık alacaklılar devredene borçlarını ödemesi için başvuramazlar. Artık işletmeyi devralan kişi tek başına bu borçlardan sorumlu hale gelir.

5.    Devredenin İki Yıllık Sorumluluk Süresinin Başlangıcı

Sürenin başlangıcı muaccel hale gelmiş borçlar için bildirme veya duyuru tarihinden başlar. Muaccel olmayan borçlar içinse bu süre borcun muaccel olduğu tarihten itibaren başlayacaktır. Son fıkrada, devralanın bildirim veya duyuruyu yapmaması halinde bu sürenin işlemeyeceği belirtilmiştir.

Bir borcun ne zaman muaccel olacağı konusu Kanun’da düzenlenmiş değildir. Muaccel hale gelmiş borç demek, alacaklısı tarafından talep ve dava edilebilen borç demektir.alacağın muaccel olacağı an, kural olarak borcun doğum anıdır. Yanı bir borç doğar doğmaz, alacaklısını onun ödenmesini isteme yetkisi vardır. kural bu olmakla birlikte, tarafların anlaşmasıyla veya bir kanun hükmü ya da işin nözelliği gereği, borcun muaccel olacağı an belirlenmiş olabilir. böyle durumlarda alacak ancak o tarihte muaccel olur. Öneğin vedeli bir borç vade tarihi geldiğinde, şarta bağlı bir borç ise şart gerçekleştiğinde muaccel hale gelir.

İki yıllık birlikte sorumluluk ilkesi, ticari işletmenin alacaklılarını korumaya yönelik bir hükümdür. Çünkü devir sırasında alacaklıların devre izni veya onayı aranmamaktadır. Yepyeni bir borçluyla karşı karşıya kalacak olan alacaklıların hem devredene hem de devralana başvurması sağlanmak istenmiştir.

6.    Alacaklıları Zarara Sokmak Amacıyla Yapılan Hileli Devirlerde Borçlardan Sorumluluk

Hukukta muvazaa olarak da adlandırılan karşılıklı anlaşmayla üçüncü bir kişiye görünürde bir hukuki işlem yapılmış gibi gösterilme durumu genelde o üçüncü kişiden para veya mal kaçırma amacı güder. Muvazaalı devirler yapılarak, yani aslında bir ticari işletme devri söz konusu olmamasına rağmen sırf şirket borçlarından kurtularak alacaklılarını zarara sokmak isteyen davalılar hakkında verilen aşağıdaki kararı Yargıtay hukuka uygun bularak onamıştır:

“..borçlu şirket ile davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, borçlu şirketin alacaklarından mal kaçırmak amacı ile sadece unvan değiştirdiğini, yapılan devirlerin muvazalı olduğunu, Ticaret Sicil Gazetesi’nden de anlaşılacağı üzere davalı şirketin 04.06.2014 tarihinde kurulduğunu ve o tarihte borçlu şirketin de aynı adreste olup 17.07.2014 tarihinde yaklaşık 1,5 ay sonra adres değişikliği yaptığını, bu hali ile şirketler arasında yapılan işlemlerin tamamı müvekkillerinin hak ve alacaklarını semeresiz bırakmak amacıyla yapılan muvazalı işlemler olduğunu, şirket çalışanlarının çoğunluğunun aynı olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 80.000.- TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştirdavalı şirketin, S.Ö. Sağlık Hiz. İnş. Gıda San. Tic. Ltd. Şti.’nin işletmiş olduğu Ö.S.Tıp Merkezi adındaki işletmeyi ve bu işletmeye ait işletme hakkının tamamını tüm demirbaşları ve işletmedeki bütün tıbbi üniteleri 10.000.- TL bedel karşılığında 27.06.2014 tarihli Suruç Noterliğinin 4874 yevmiye nolu işletme hakkı devir sözleşmesi ile devraldığı, bu kapsamda dosyadaki SGK kayıtları ve diğer kayıt ve belgeler incelenmesinde borçlu Suruç Özel Sağlık Hiz. İnş. Gıda San. Tic. Ltd. Şti.’nin birçok çalışanın da davalı şirkete işletme devrinden sonra geçiş yaptığı ve aynı zamanda Suruç Özel Tıp Merkezinin de davalı şirkete devrinin yapıldığı, işletme devrinin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 202. maddesi uyarınca taraflar arasındaki işletme devri protokolü kapsamında Özel Suruç Tıp Merkezine ait işletmeyi ve bu işletmeye ait hak ve demirbaşların tamamının devranıldığı sabit olduğu, her iki şirketin faaliyet konularının aynı oluğu, davalı şirketin hissedarı olan Ş.A’nin aynı zamanda takip borçlusu şirketin çalışanı olduğu, bu kapsamda her ne kadar kayden iki ayrı tüzel kişilik devam ediyor gözüküyor ise de iki şiketin de aynı hastanede ticari işletmelerini sürdürdükleri ve ticari işletmelerde devamlılık esas olduğundan sonraki şirketin öncekinin devamı niteliğinde olduğu, borçlu şirketin borçlarından TTK 134, 135, 136, 180 ve 184. maddeleri uyarınca ve aynı zamanda TBK 202 ve devamı maddelerde dikkate alınarak külli halefiyet kuralları gereği davalı şirketinde sorumlu olduğu, davalı şirket ile borçlu şirketin davacıların alacağının almasını engelleme amacıyla fikir ve iş birliği içerisinde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne,.. ”[2]

SONUÇ

Ticari işletme devrinden sonra işletme borçlarını kimin ödeyeceği konusu devreden ve devralan ile alacaklı taraflar arasında meydana gelen uyuşmazlık konularının başında gelir. İşletmenin devriyle birlikte işletme borçlarının da kanun gereği devredilmiş sayılacağı düzenlenmişse de durum göründüğü kadar kolay olmamaktadır. Devrin alacaklılara bildirilmesi, ilan edilmesi gibi hususlar borçlardan kimin sorumlu olacağı konusunda önem arz eder. Ayrıca devreden işletmeci de devralanla birlikte 2 yıl süreyle borçlardan sorumlu tutulmuştur. Bu sürenin başlangıcının tespiti de çoğu zaman güçtür. Bu türden uyuşmazlıkların önüne geçebilmek için ticari işletme devri sözleşmelerinin uzman hukukçular tarafından hazırlanması, işletme borçlarından sorumluluk ilkelerinin olabildiğince açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde düzenlenmesi gerekir.

REFERANSLAR

EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Bbeta Yayıncılık, Ankara, 2011, s.1200-1205.

AYHAN/ÖZDAMAR/ÇAĞLAR, a.g.e., s.139.10ERDEM, Ercüment, “Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Ticari İşletmenin Devri”, s.1001(Yazar Notu:Bu makale 9 Nisan 2012 tarihinde İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Association Henri Capitant tarafından düzenlenen Fransız-Türk Borçlar Hukuku Reformları konulu Sempozyumda sunulan tebliğden yola çıkarak hazırlanmıştır.),(erişim: https://journal.yasar.edu.tr/wp-content/uploads/2014/01/28-Erc%C3%BCment-ERDEM.pdf).

AYDIN, Sema/KAPLAN, Hasan Ali/ŞEN KALYON, Arzu, “Ticari İşletme Devri ve Devrin Hukuki Sonuçları”, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, cilt:XVII, yıl:2013, sayı:1-2.

Yargıtay 11. HD., E.2020/1855, K.2020/4642, T.02.11.2020; ayrıca bkz. Yargıtay 11. HD., E.2019/2569, K.2020/1848, T.20.02.2020.

Türk Ticaret Kanunu Madde Gerekçeleri, Madde 11 gerekçesi.( erişim: http://www.ticaretkanunu.net/wp-content/uploads/2010/04/Turk-Ticaret-Kanunu-Madde-Gerekceleri.pdf, erişim tarihi:18.01.2021).


[1]Türk Ticaret Kanunu Madde Gerekçeleri, Madde 11 gerekçesi.( erişim: http://www.ticaretkanunu.net/wp-content/uploads/2010/04/Turk-Ticaret-Kanunu-Madde-Gerekceleri.pdf, erişim tarihi:18.01.2021).

[2] Yargıtay 11. HD., E.2020/1855, K.2020/4642, T.02.11.2020; ayrıca bkz. Yargıtay 11. HD., E.2019/2569, K.2020/1848, T.20.02.2020.