TESCİLSİZ MARKALARIN HAKLARININ KORUNMASI

Türk Marka ve Patent Sicili’ne kayıtlı markalar mevzuatta yapılan son değişiklikle Sınai Mülkiyet Kanunu(SMK) kapsamında korunmaktadır. Ancak pek çok marka bu sicile hiç tescil edilmeden ticarette fiilen kullanılmaktadır. Yine, tescilin sağladığı koruma süresi dolduğu halde yenileme yapılmadığı için de bu kanun kapsamında marka hakkını korumak mümkün olmaz. Ancak bu durum tescilsiz markaların büsbütün hukuki korumadan mahrum olduğu anlamına gelmez. Tescilsiz markalar hukukumuzda Türk Ticaret Kanunu(TTK)’nda düzenlenen haksız rekabet hükümlerine göre korunmaktadır. Aynı zamanda tescilsiz markanın kullanımdan doğan haklarının tescilli markaya karşı korunduğu durumlar da mevcuttur.

Bu bültende, tescilsiz markaların marka hakkı ihlallerine karşı nasıl ve hangi davalarla korunduğu konusundan bahsedeceğiz. 

Anahtar Kelimeler: marka hakkı, tescilsiz marka, tescil, haksız rekabet, marka hakkına tecavüz, marka hakkının ihlali, tescilin hükümden düşürülmesi, iltibas, karıştırılma, gerçek dışı, aldatıcı, kötüleme, reklam, taklit, ticaret hukuku, Türk ticaret Kanunu, haksız rekabetin men’i, haksız rekabetin ref’i, haksız rekabetin önlenmesi, haksız rekabetin kaldırılması, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası, tazminat hukuku, zarar, kusur, hukuka aykırı, haksız, maddi tazminat, manevi tazminat, tescile itiraz, Sınai Mülkiyet Kanunu, 556 sayılı KHK.

1.TESCİLLİ VE TESCİLSİZ MARKA KORUMASINA DAİR GENEL BİLGİLER

Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. maddesinde, bu kanun kapsamında sadece tescilli markaların korunacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla sadece marka siciline tescil edilmiş markaların ihlal edilmesi halinde bu Kanun kapsamında tazminat davaları açılabilecektir.

Tescilsiz markalara saldırı hallerindeyse Türk Ticaret Kanunu’nda yer alan madde 56 vd. haksız rekabet hükümleri kapsamında tazminat davaları açılmasına imkan bulunmaktadır. Tescilsiz markalar, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun sağladığı hak ve ayrıcalıklardan faydalanamazlar. 

Hem TTK hem de SMK bakımından marka hakkı ihlal edilen kişilere maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı tanınmıştır. Ancak SMK’da öngörülen itibar tazminatını talep etme hakkına sadece tescilli markalar sahiptir; tescilsiz markaların itibar tazminatı davası açması mümkün değildir.

Tescilli markalar hem SMK’daki marka hakkına tecavüz hükümleri hem de TTK’daki haksız rekabet  hükümlerine dayanarak dava açma hakkına sahiptir. Tescilsiz markaların ise sadece TTK’daki haksız rekabet hükümlerine göre korunması mümkündür. belirtilmelidir ki, hem tescilli hem de tescilsiz markaların TTK kapsamında haksız rekabet hükümlerine göre korunmasında bir farklılık yoktur. Her iki durumda sağlanan korumanın şartları ve kapsamı ile açılacak davalar aynıdır.

2.TÜRK TİCARET KANUNU KAPSAMINDA HAKSIZ REKABET HÜKÜMLERİ

Haksız rekabet hükümleri Türk Ticaret Kanunu’nun 55 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabet fiilleri, ticari hayattaki dürüstlük kurallarına aykırı eylemlerdir. Ticaret hayatına katılan firmalar, satıcılar, müşteriler ve tedarikçiler arasındaki ilişkileri düzenleyen haksız rekabet hükümleri, aldatıcı, dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ile ticari uygulamaları yasaklayan hükümlerdir. Bu 

kurallara aykırı davranışlar Türk Ticaret Kanunu’nda haksız rekabet halleri olarak tek tek sayılmışsa da haksız rekabet halleri bu sayılanlarla sınırlı tutulmamıştır. Hangi davranış ve uygulamaların haksız rekabet teşkil ettiğine ve bu konuda neler yapılabileceğine ilişkin ayrıntılı bilgi almak için “HAKSIZ REKABET NEDENİYLE AÇILABİLECEK DAVALAR” konulu bültenimize sitemizin Tazminat Hukuku sekmesinden ulaşabilirsiniz.

Marka hakkına tecavüz fiilleri de haksız rekabet teşkil etmektedir ve Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümlerine göre dava açılabilmektedir. Özellikle uygulamada markaların karıştırılmaya neden olacak kadar benzerlerinin ya da aynısının başka bir şirket ya da kişi tarafından kullanıldığı gerekçesiyle haksız rekabet davaları açılmaktadır.

3.TESCİLSİZ MARKANIN TESCİLLİ MARKA KARŞISINDA KORUNMASI İÇİN AÇILABİLECEK DAVALAR

3.1.Marka Hükümsüzlük Davaları

Türk Marka Hukuku bakımından benimsenen sistem sadece tescilli markaları himaye etmemektedir. Zaten böyle bir yaklaşım hem ticari hayatın gerçeklerine hem de dürüstlük kurallarına aykırı bir yaklaşım olurdu. Çünkü tescil ettirmediği halde bir markayı oluşturup tanınmış hale getirmek için emek harcamış ve yıllarca düzenli ve sürekli şekilde sunduğu ürün ve hizmetlerde markayı aynı şekilde kullanmış kişinin bu marka üzerinde bir hak elde etmesi olması gerekendir. Bu markanın daha sonra başka kişilerce aynı veya benzeri şekilde kullanılarak, yaratılan olumlu marka algısından haksız fayda elde etmek için marka siciline tescil yaptırılması halinde, tescilli markayı hukuken korumak, markayı ilk kullanan ve tanınmış hale getiren kişinin haklarını hiçe saymak olur. 

Markayı tescilsiz de olsa aynı tür ve hizmetlerde uzun süredir kullanan kişinin bu marka üzerinde kullanımdan doğan birtakım hakları vardır. Markayı ilk kez ticari hayatta kullanan ve tanınmış hale getiren kişi, markasının başkası adına tescilini açacağı bir davayla önleyebilmektedir. Buna markanın hükümsüzlüğü davası ya da tescilin hükümden düşürülmesi davası adı verilmektedir. Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. 

Aşağıda konuyla ilgili Yargıtay kararlarından verilen örnekler konunun daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.

2015 yılında davacı şirket adına tescil edilen davaya konu markanın daha önce davalının eşi …ve davacı şirket ortağı …’un babaları … Yaylagülü tarafından ihdas edildiği ve tescil sınıfları kapsamında taraflarca tescilsiz olarak kullanıldığı, uyuşmazlık çıkması üzerine 2012 yılında davalının eşinin davacı şirketten ayrıldığı ve davalının tescilsiz olarak ibareyi markasal kullanmaya başladığı, davacının ise 2015 yılında ibareyi kendi adına tescil ettirdiği, bu durumda davalının da işareti tescilsiz olarak kullanabileceği dikkate alındığında, davalı eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi gerekçe ile ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.”

Davacı-birleşen davada davalı vekili asıl davada, müvekkilinin 2011 Eylül ayından itibaren “P..M…” unvanıyla faaliyet gösterdiğini, “P..M…” markasını çocuk oyun parkları imalatı ve satışı alanlarında tanınan bir marka haline getirdiğini, davalının müvekkilinin markasından haberdar olmasına karşılık kötü niyetli davranarak “P…M…” ibareli markayı müvekkilinin markasıyla iltibasa mahal verir şekilde TPMK nezdinde adına tescil ettirdiğini, eskiye dayalı markasal kullanım nedeniyle gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürerek, davalı adına TPMK nezdinde tescilli “P..M…” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davaya ilişkin, “P..M..” ibareli marka üzerinde eskiye dayalı markasal kullanım nedeniyle müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir.


Davalı-birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin “P..M…” ibareli markayı TPMK nezdinde adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin tescilli markasını çocuk bahçeleri, parklar, oyun parkları için oyuncaklar, jimnastik aletleri vs ürünlerin imalat ve satışı sırasında kullandığını, davalı …’in müvekkiliyle aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkili adına tescilli “P..M..” ibareli markayı haksız ve kötü niyetle kendi ürünlerinde markasal olacak şekilde kullandığını, bu durumun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürerek müvekkilinin marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitiyle, tecavüzün men ve ref’ine karar verilmesini talep ve dava etmiş, asıl davaya ilişkin, marka üzerinde öncelikli kullanım hakkının müvekkiline ait olduğunu savunarak asıl davanın reddini istemiştir.


İlk Derece Mahkemesince, asıl dava yönünden; davacının “P..M…” markasını 22/08/2011 yılından beri 19 ve 42 sınıf mallar dışında düzenli ve sürekli olarak kullandığı ve Trabzon bölgesinde bu şekilde belli bir müşteri portfeyinin oluştuğu, davalının bu durumu bilmemesinden söz edilemeyeceği, davalının söz konusu markayı tescil ettirmesinde kötüniyet gözetilerek davacının öncelikli sınai haklarına tecavüz oluşturduğu kanısına varıldığı, birleşen dava yönüyle ise; davalı-birleşen dava davacısının tescilinin 06,28,35 nolu mal ve hizmet sınıflarında Trabzon’da davacının tescilsiz öncelikli markasal kullanımı ve tanınmış markasından doğan haklarına tecavüz oluşturduğu, davalının davacıdan evvel bu işareti 06,28,35 nolu sınıf ürünler için kullandığına yönelik kanıt sunamadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile davalı … adına kayıtlı 06,28,35 nolu mal ve hizmet sınıflarından tescilli 2016/20704 “P..M…” markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, diğer sınıflar olan 19 ve 42 nolu hizmet sınıfları yönünden açılan davanın reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.”

Tescilsiz markaların haklarının korunması

3.2.Haksız Rekabet Nedeniyle Açılabilecek Davalar

Haksız rekabet teşkil eden bir eylemden şikayetçi olan kişinin

  • haksız rekabetin tespiti,
  • haksız rekabetin önlenmesi(men’i),
  • haksız rekabetin kaldırılması(ref’i), 
  • maddi ve manevi tazminat davaları,
  • ceza davası açabilme imkanı vardır.

Bu davaların her biri farklı amaçlara hizmet etmektedir. Her davada talep edilebilecek istemler de  farklıdır. Dava açılmadan önce veya bu davalarla birlikte ihtiyati tedbir talep edilmesi de mümkündür. 

Haksız rekabet davaları Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmektedir.

  • HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ DAVASI: markanın taklidi, kötülenmesi gibi marka hakkı ihlalleri nedeniyle haksız rekabet yapılması hallerinde, tescilli ve tescilsiz marka hakkı sahipleri tespit davası açabilirler. Bu davayı açmakta hukuki yararının bulunması dava açmak için yeterli bir koşuldur. Açılan tespit davasında varlığı tespit edilen haksız rekabet fiiliyle ilgili, sonradan başka davalar açılarak bu davada elde edilen sonucun kanıt olarak gösterilmesi de mümkündür.
  • HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİ(MEN’İ) DAVASI: marka hakkı ihlaline yol açan davranış ya da eylem hâlâ devam ediyorsa veya tekrar edeceği konusunda ciddi ihtimaller varsa, haksız rekabetin önlenmesi davası açılarak bu duruma engel olunabilir. Ancak haksız rekabet fiili geçmişte kalmışsa, artık devam etmiyor veya tekrar etme ihtimali de yoksa, artık men davası açılamaz. Mahkeme bu davada vereceği kararla haksız rekabet fiilinde bulunmayı davalıya yasaklayacaktır. 
  • HAKSIZ REKABETİN KALDIRILMASI(REF’İ) DAVASI: marka hakkının ihlali öncesi duruma dönülmesini sağlayan bir davadır. Markanın taklidi veya kötülenmesi nedeniyle ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılması, marka hakkının ihlali yanlış veya aldatıcı söylem ve eylemlerle yapılmışsa bunların düzeltilmesi istenebilir. Yine haksız rekabet durumunun ortadan kaldırılması için, zorunlu görülmesi halinde, marka hakkı ihlali teşkil  eden araç ve ürünlerin imha edilmesi de talep edilebilir. Kısacası bu davayla, ilgili sektör veya pazardaki tüm olumsuz etkilerin bertaraf edilerek eski hale dönülmesi için gerekli tedbirler alınabilir.
  • HAKSIZ REKABET NEDENİYLE MADDİ TAZMİNAT DAVASI : marka hakkının ihlali suretiyle haksız rekabet teşkil eden eylem ve işlemlerinden dolayı karşı taraftan tazminat talep edilebilmesi için, failin bu davranışları kasten veya ihmali nedeniyle yapmış olduğunun ispatı gerekir. Aynı zamanda haksız rekabet fiili nedeniyle zarar uğradığının ve bu zararın miktarının da davada ispat edilmesi gerekir. Örneğin; markanın başkası tarafından aynı ürün ve hizmetlerde kullanılmakta olduğunun bilinmesine rağmen, bu durumdan haksız kazanç elde etmek için markanın taklit edilerek ticari hayatta kullanılması kasta örnektir. Yine, markanın başkası tarafından kullanıldığını gerekli dikkat ve özeni gösterseydi anlayabilecek durumda olan kişinin de ihmal derecesinde kusurlu olduğu ileri sürülebilecektir. Burada belirtilmelidir ki, marka hakkını ihlal eden kişi bir tacirse, tacir olmanın gerektirdiği basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü gereği göstermesi gereken dikkat ve özen daha fazladır. Yargıtay da kararlarında bu durumu göz önünde bulundurarak kusurluluğun derecesini tespit etmektedir.

Zararın miktarını davacı ispat etse de tazminat miktarı hakim tarafından belirlenecektir. Tazminat miktarının belirlenmesinde hakim, uğranılan zararın miktarı, somut olayın özel koşulları ve failin kusur derecesi dikkate alır. 

  • HAKSIZ REKABET NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI: marka hakkı ihlali nedeniyle nedeniyle hem marka saygınlığı hem de mesleki itibarı zarar gören kişinin manevi tazminat davası açması da mümkündür. bu dava neticesinde hakim, belli bir miktar para ödenmesine veya kararın basın yayın yoluyla duyurulmasına ve fiilin kınanmasına da hükmedebilir

Bu taleplerin tamamı tek bir davada ileri sürülebilmektedir. Örneğin aşağıdaki Yargıtay kararında olduğu gibi tüm talepler aynı dilekçede  talep ve dava edilebilir;

davalı şirketin ürünleri üzerinde kullandığı …işaretin davacının marka  haklarına tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespitine, tecavüzün durdurulmasına, men ve refine, tecavüz konusu unsurları taşıyan ürün ile iş ve tanıtım evrakının toplatılmasına, üzerlerinden tecavüz konusu unsurların silinmesine, silinemiyor ve tecavüzün önlenmesi kaçınılmaz ise imhalarına, davalının internet adresinde davacı tasarımlarına ilişkin olarak yapılan tanıtıma son verilmesine, kararın kesinleşmesini müteakip özetinin masrafı davalıya ait olmak üzere tüm Türkiye’de yayımlanan tirajı yüksek 3 gazeteden birinde bir defa ilanına, davacının bozma sonrası ıslah ile talep ettiği markanın hükümsüzlüğü yönünde karar verilmesi talebinin bozma sonrası ıslah olmayacağından reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.

SONUÇ

Türk marka hukukunda tescilsiz markalar korumasız bırakılmamıştır. Tescilsiz marka sahibi kişi, markasının bir başkası adına tescilini belli şartların varlığı halinde önleyebilmekte veya markası başkası tarafından her nasılsa tescil edilmişse markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini açacağı davayla talep edebilmektedir. Yine tescilsiz marka hakkı sahibi kişi, marka hakkı ihlalinin aynı zamanda bir haksız rekabet fiili teşkil etmesi nedeniyle, TTK haksız rekabet hükümleri uyarınca, tüm davaları açabilmesi mümkündür. Haksız rekabetin tespiti, haksız rekabetin önlenmesi(men’i), haksız rekabetin kaldırılması(ref’i), maddi ve manevi tazminat davaları olarak adlandırılan bu türden davaların açılması, kusur ve zararın ve haksız rekabet eyleminin ispatı, davanın takibi ve başarıyla sonuçlandırılması konularında Solmaz Hukuk ve Danışmanlık ekibinin uzman hukukçu kadrosundan hukuki hizmet alabilirsiniz.

Saygılarımızla.

REFERANSLAR

AYHAN, Rıza/ÖZDAMAR, Mehmet/ÇAĞLAR, Hayrettin, Ticari İşletme Hukuku, Yetkin Yayıncılık, 2014, s.300-325.

KARA, Enes, Sınai Mülkiyet Haklarının Haksız Rekabet Hükümleri Çerçevesinde Korunması, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Türkçe Tezli Yüksek Lisans Programı, 2020. 

YARGITAY 11. Hukuk Dairesi, 2020/1352 E.,  2021/587 K., T. 28.01.2021.

YARGITAY 11. Hukuk Dairesi, 2020/301 E.,  2020/4379 K., T. 22.10.2020.Tescilsiz marka sahibi kişi, markasının bir başkası adına tescilini belli şartların varlığı halinde önleyebilmekte veya markası başkası tarafından her nasılsa tescil edilmişse markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini açacağı davayla talep edebilmektedir.

YARGITAY 11. Hukuk Dairesi, 2019/3677 E.,  2021/1990 K., T. 03.03.2021.