İŞ KAZASI NEDENİYLE MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI

İŞ KAZASI NEDENİYLE İŞVERENE KARŞI MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI AÇILMASI

İnsan yaşamının kutsallığı gerekçesiyle, işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları eksiksiz bulundurmak gibi yükümlülükleri İş Kanunu’nda açıkça belirtilmiştir. İşverenin  iş sözleşmesinden ve İş Kanunu’ndan doğan işçiyi gözetme (koruma) borcuna aykırı davranması, iş kazaları nedeniyle meydana gelen zararlardan sorumlu tutulmasına neden olur. İş kazalarından dolayı işverenin meydana gelen zararlardan sorumlu tutulabilmesi için kural olarak işverenin kusurlu olması aranmaktadır. Ancak bazı durumlarda işverenin meydana gelen iş kazasında bir kusuru olmasa da sorumlu tutulması mümkündür. 

İş kazası nedeniyle işçinin kendisi veya yakınları, işverene karşı maddi ve manevi tazminat davaları açabilirler. Bu bültende, iş kazası kapsamına giren kazaların hangileri olduğu, iş kazası nedeniyle yapılan Sosyal Güvenlik Kurumu ödemeleri, işveren tarafından ödenmesi gereken tazminat maddi ve manevi tazminat davalarının hangi sürede, hangi mahkemelerde ve kime karşı açılabileceği ile tazminat miktarlarının hesaplanması konusunda temel nitelikte bilgilere yer vereceğiz.

Anahtar Kelimeler: İş kazası, tazminat davası, maddi tazminat, manevi tazminat, Tazminat Hukuku, İş Hukuku, Sosyal Güvenlik Kurumu, iş kazası tespiti, işçi, işveren, alt işveren, taşeron, kusur, zarar, iş sağlığı ve güvenliği.

1.İŞ KAZASI NEDİR?

İşçinin başından geçen kazanın iş kazası sayılmasında temel kriter, işçinin işverenin hakimiyeti altındayken gerçekleşmiş olmasıdır. Dolayısıyla iş kazasının mutlaka da işçinin işyerinde bulunduğu sırada, iş gördüğü sırada ya da işverenin bir kusurlu hareketi neticesinde meydana gelmesi şart değildir. Örneğin; işverenin himayesi altında olmak şartıyla;

  • işçinin yıldırım düşmesi, deprem nedeniyle kaza geçirmesi,
  • işveren dışındaki başka kişilerin eylemi nedeniyle meydana gelen kazalar,
  • işçinin iş yeri dışında bi yere giderken geçirdiği kaza da iş kazası olarak nitelendirilir.

İş kazası 5510 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre iş kazası; 

  • Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
  • İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, 
  • Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, 
  • Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, 
  • Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.

2.İŞ KAZASININ TESPİTİ

İşverenin iş kazasından sonraki 3 gün içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına kazayı bildirmesi gerekir. İşverenin bu bildirimi yapmaması halinde işçi veya yakınları, iş kazasının tespiti 

için  iş mahkemelerine başvuru yapabilirler. Bu davada davalı olarak Sosyal Güvenlik Kurumu gösterilmelidir. Bu davaya uygulamada iş kazasının tespiti davası adi verilmektedir.

Kurum bildirilen olayın iş kazası olup olmadığını incelemekte ve sonuçlarını taraflara bildirmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının verdiği rapora itiraz etmek isteyenler de, iş mahkemelerinde itirazlarını yapabilirler. Zarar gören işçi veya hak sahiplerinin açacağı iş kazasına dayanan maddi veya manevi tazminat davalarında iş kazası işverence Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına bildirilmiş kazanın iş kazası olarak nitelendirilmediği veya işveren tarafından Kuruma hiç bildirimde bulunulmadığı anlaşılırsa, tazminat davasını gören mahkeme ya işin tespitini ön sorun olarak öncelikle karar bağlar ya da iş kazasının tespitini davacının yaptırması için önel verir. Bu sebeple tazminat davalarında bir karara varabilmek için mahkemenin öncelikle kazanın iş kazası olduğunu tespit etmesi veya ettirmesi gerekmektedir.

3.İŞ KAZASI NEDENİYLE HANGİ TAZMİNAT DAVALARI AÇILABİLİR?

İş kazası nedeniyle bedensel ya da ruhsal olarak zarar gören kişi, bu zararların tazmin edilebilmesi için çeşitli tazminat davaları açabilir. İşçi vücut bütünlüğünün zarar görmesi nedeniyle uğradığı çalışma gücünün kaybından doğan zararları ve  ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları maddi tazminat davasıyla talep edebilir. Yine, işçinin uğradığı bedensel zararlar, örneğin, yaralanması, bir organın kopması, görme veya işitme duyusunun azalması ya da kaybedilmesi ya da fiziki görünümünde değişiklik olması sebebiyle de maddi tazminat talebinde bulunabilir.

İşçinin iş kazası nedeniyle fiziksel veya ruhsal olarak zarar gördüğü, kişilik haklarına haksız tecavüzde bulunulduğu, işçide bir engel oluştuğu sebebiyle uğranan manevi zararların manevi tazminat davalarıyla talep edilmesi gerekir. 

İşçinin sadece kendisi değil, yakınları da tazminat davaları açabilmektedir. İş kazası sonucu işçi ölmüş veya ağır bedensel zarara uğramış veya engelli duruma gelmişse, işçinin yakınları manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilirler.

4.İŞ KAZASI NEDENİYLE TAZMİNAT DAVALARI KİME KARŞI AÇILMALIDIR?

İş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat ile destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin işverene karşı açılması gerekmektedir. Ancak özellikle alt işveren(taşeron) sözleşmesinin söz konusu olduğu durumlarda hem asıl işveren hem de alt işveren olmak üzere, iki ayrı işveren bulunur. Bu durumda tazminat davalarının hangi işverene yöneltileceği sorunu ortaya çıkmaktadır. Alt işverenin işçilerinin iş kazasına uğradığı hallerde asıl işveren ile alt işveren işçiye karşı zararlarının tazmin edilmesinden müteselsilen(birlikte) sorumludur. Bu sebeple açılacak davada işverenlerden herhangi birinin ya da her iki işverenin hasım gösterilmesi mümkündür. Konuyla ilgili yakın tarihli bir Yargıtay kararında da bu durum şöyle ifade edilmiştir;

“4857 sayılı İş Kanunun 2/6. maddesinde de bir işverenden yürüttüğü mal ve hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde, işletmenin veya işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde  alan ve bu  için görevlendirdiği çilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi deneceği, bu ilişkide asıl işverenin alt işverenin çilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanundan,  sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olacağı bildirilmiş olup asıl işveren ile alt işveren ilişkisinin en önemli hukuki sonucunun işverenler arasında müteselsil sorumluluk olduğu açıktır.”

“”Asıl işveren alt işveren ilişkisinin varlığı için, öncelikle, işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına çi çalıştırıyor olması gerekir.


İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
Alt işveren sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise, asıl işverenden istenilen işin, asıl , ya da, işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi çilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır. 

Mahkemece, davalılar arasındaki iç ilişkinin hukuki niteliği ortaya konulmadan, asıl-alt işveren ilişkisi yeterince irdelenmeden karar verildiği anlaşılmaktadır. 

Mahkemece, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulduğu gözetilerek olayın gerçekleştiği iş kolunda iş güvenliği bakımından uzman kişilerden oluşan bilirkişi heyetinden bu çerçevede yeniden uygun bir kusur raporu alınmalı ile varılacak sonuca göre karar verilmelidir.

İş kazası nedeniyle işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açılması

5.SOSYAL GÜVENLİK KURUMU TARAFINDAN İŞÇİYE YAPILACAK ÖDEMELER

İş kazası sigortasından Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işçiye sağlanan haklar şunlardır:

> Geçici İş Göremezlik Ödeneği
> Sürekli İş Göremezlik Geliri
> Ölüm Geliri
> Evlenme Ödeneği
> Cenaze Ödeneği

İşçiye iş kazası nedeniyle işverene karşı açtığı davalarda, işverenin ödeyeceği tazminattan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işçiye yapılan ödemeler işverene rücu edilir. Yapılan ödemelerin işverene Kurumca rücu edilebilmesi için, zarara uğrayanın sigortalı olması, zararı meydana getiren olayın iş kazası veya niteliğinde bulunması, zararın meydana gelmesinde işverenin kastının veya sigortalının sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketinin ve bu hareket ile meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı arasında illiyet bağının bulunması gerekir.

İşçiye sosyal sigorta mevzuatı gereği yapılan ödemeler dışında kalan zararların tazmini, işverenden talep edilecektir. Dolayısıyla işçinin açtığı maddi tazminat davaları, sosyal sigorta mevzuatı hükümlerince sağlanan haklar dışında kalan zararların işverence karşılanması için açılmaktadır.

6.İŞ KAZASI NEDENİYLE MADDİ TAZMİNAT DAVASI

İşçi vücut bütünlüğünün zarar görmesi nedeniyle uğradığı çalışma gücünün kaybından doğan zararları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları maddi tazminat davasıyla talep edebilir. Yine, işçinin uğradığı bedensel zararlar, örneğin, yaralanması, bir organın kopması, görme veya işitme duyusunun azalması ya da kaybedilmesi ya da fiziki görünümünde değişiklik olması sebebiyle de maddi tazminat talebinde bulunabilir. İşçinin ölümü halinde Cenaze giderleri ile tedavi giderleri de maddi tazminat davasında talep edilebilir.

İşverenin iş kazası nedeniyle sorumluluğu, iş sözleşmesinin ihlaline dayanmaktadır. İşverenin iş kazası nedeniyle işçinin uğradığı maddi zararlardan sorumlu tutulabilmesi için aşağıdaki şartların bir arada gerçekleşmesi gerekir; 

  • Kazanın iş kazası kapsamında olması,
  • iş kazasından kaynaklı bir maddi zarar ortaya çıkmış olmalı,
  • iş kazası ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmalı 
  • istisnaları olmakla birlikte kural olarak işverenin kusurlu olması gerekir.

kusur durumunun tespitiyle ilgili Yargıtay’ın görüşü şu yöndedir;

“İş kazalarında olay, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik İlkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin  kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak  akdinden doğan çiyi gözetme (koruma) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işverenin niteliğine göre,  yerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin  yerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere çinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir.”

gerçek zarar hesabı, tazminat hukukuna ilişkin genel ilkeler doğrultusunda yapılmalı, sigortalı sürekli iş göremezlik durumuna girmişse bedensel zarar, ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatı hesabı dikkate alınmalıdır. Gerçek zararın belirlenmesinde, zarar ve tazminata doğrudan etkili olan sigortalının net geliri, kalan ömür süresi, iş görebilirlik çağı, iş göremezlik derecesi, kusur ve destek görenlerin gelirden alacakları pay oranları, eşin evlenme olasılığı gibi tüm veriler ortaya konulmalıdır. Gerçek zarar, sigortalının kaza tarihi itibarıyla kalan ömür süresine göre aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır.”

7.İŞ KAZASI NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT DAVASI

İşçinin iş kazası sonucu yaralanması veya engelli hale gelmesi nedeniyle uğradığı manevi zararı manevi tazminat davasıyla talep etmesi mümkündür. İş kazası sonucu işçi ölmüş veya ağır bedensel zarara uğramış veya engelli duruma gelmişse, işçinin yakınları da manevi tazminat talebinde bulunabilir. Yargıtay, işçi yakınları lehine tazminata hükmedilebilmesi için işçinin ölmüş veya ağır derecede bedensel zarara uğramasını aramaktadır.

Manevi tazminat davalarında kişilik haklarının(fiziksel ve ruhsal bütünlüğüne, onur ve saygınlığına vb.) ihlal edildiğinin ve bunun da manevi bir zarara sebebiyet verdiğinin ispatlanması gerekmektedir. 

8.DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI

İş kazası neticesinde işçinin ölmesi halinde, işçinin hayatta kalsaydı ekonomik olarak destekte bulunacağı yakınlarının işverenden talep edebileceği tazminat türüdür. Bir tür maddi tazminat davası olduğu için maddi tazminat başlığı altında bahsi geçen tüm şartlar, destekten yoksun kalma tazminatı bakımından da geçerlidir.

İşçinin destek olacağı kişiler, ölümüne kadar fiilen ve düzenli şekilde baktığı kişiler veya işçi hayatta olsaydı muhtemelen bakacağı kişilerdir. Örneğin eşler birbirine ve çocuğuna destektir. Çocuklar anne ve babaya destektir. Dolayısıyla en çok eş, anne, baba ve çocuklar tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmektedir.

9.TAZMİNAT MİKTARLARININ HESAPLANMASI

Tazminat miktarının hesaplanmasında işveren ve işçinin kusurluluk derecesi, kaza sonrası işçinin maluliyet oranı, iş göremezlik oranı, işçinin almakta olduğu maaş ve yaşı gibi hususlar göz önünde bulundurulur. SGK ve mahkemece atanacak bilirkişilerin verecekleri raporlar bu konuda belirleyici olacaktır.

“İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşullar göz önünde tutularak, SGK Teftiş raporunda  kazası olduğu tespit edilen olay nedeni ile özellikle davacının çalışma kapsamı, görev tanımı tespit edilerek,  yerinde ayrıca şoför görevlendirmesi yapılıp yapılmadığı da araştırılmak sureti ile çilere montaj malzemelerinin teslimatı konusunda davacının görev ve sorumluluğu irdelenmek ve işveren ve/veya işverenler tarafından işin denetim ve gözetim altında yapılması için  organizasyonunun usulüne uygun teşkil edilip edilmediği hususlarının tartışılmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, yeterli inceleme yapılmaksızın, olayın oluşuna aykırı ve trafik kazaları konusunda uzman bilirkişi katılımı olmaksızın düzenlenen kusur raporuna itibarla karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak ; makine mühendisi olan davacının proje mühendisi sıfatı ile …. bünyesinde çalışırken, montaj işinde kullanılacak malzemeleri şirket tarafından kiralanan pikap türü araç ile ilgili çilere şantiye içinde teslim ederek geri döndüğü sırada stabilize yolda aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza geçirdiği gözetilerek öncelikle davacının çalışma kapsamı ve görev tanımı tespit edilerek,  yerinde ayrıca şoför görevlendirmesi yapılıp yapılmadığı da araştırılmak sureti ile çilere montaj malzemelerinin teslimatı konusunda davacının görev ve sorumluluğu irdelenmek, işveren ve/veya işverenler tarafından işin denetim ve gözetim altında yapılması için  organizasyonunun usulüne uygun teşkil edilip edilmediği konusunda, 77.madde kapsamında dosyanın trafik kazaları konusunda uzman  güvenliği bilirkişilerinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetine incelettirilerek, davacı tarafın itirazlarını da karşılayacak şekilde, tarafların kusur ve sorumluluklarını belirleyerek sonuca göre karar vermekten ibarettir.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

Manevi tazminat miktarının nasıl hesaplanacağı konusu kanunlarda net olmamakla birlikte Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmiştir. Hakim manevi tazminatın miktarını hesaplarken, somut olayın özellikleri ve gerçekleşiş şekli, işçi ve işverenin karşılıklı kusur oranları, zararın ağırlığı ve tarafların maddi durumları göz önünde bulundurur. Manevi tazminat miktarı yargılama sonrasında hakim tarafından belirlenir.

Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, işçi eğer hayatta olsaydı destek olduğu kişilere ne miktarda yardımda bulunacağı farazi olarak tespit edilmeye çalışılır. Bu kapsamda işçinin geliri, yaşı, ne kadar süre destek olacağı, sağ kalan eşin başkasıyla evlenmesi gibi hususlar araştırılmalıdır.

10.İŞ KAZASI NEDENİYLE TAZMİNAT DAVALARINDA ZAMANAŞIMI HUSUSU

İşçinin veya yakınlarının iş kazası nedeniyle açacakları maddi, manevi ve destekten yoksun kalma tazminatı talepli davalar , 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımının başlangıcı, iş kazasının meydana geldiği tarihtir.

SONUÇ

İşçinin iş kazası nedeniyle uğradığı bedensel, ruhsal ve ekonomik zararların tazmin edilebilmesi için işçi tarafından işverene karşı tazminat davaları açılabilmektedir. İşçinin yakınları da iş kazası nedeniyle manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı talepli davaları işverene yöneltebilirler. Ancak bu davaları kazanmak ve neticesinde iş kazası tazminatı alabilmek için, işverenin kusurunun, olayın işverenin hakimiyeti altında bulunulan sürede gerçekleştiğinin, uğranan zararın ispat edilmesi gerekmektedir. Bu bültende verilen bilgiler sadece genel nitelikte olup, iş kazası nedeniyle tazminat taleplerinizle ilgili  İş Hukuku alanında uzman ekip arkadaşlarımızla iletişime geçmenizi öneririz. 

Saygılarımızla.

REFERANSLAR

AKTAY, Nizamettin/ARICI, Kadir/SENYEN/KAPLAN, Tuncay, İş Hukuku, Gazi Kitabevi, Ankara, s.152-155.

EREN, Fikret, 2011, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayıncılık, s.468-541.

5510 sayılı Kanun m.13/2.

TBK m.417/II-III, m.112, m.49, 56, 58, 53.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 2019/5362 E.,  2020/2646 K., T. 22/06/2020.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2019/5123 E., 2020/7973 K., T.31.12.2020.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2004 gün ve 2004/21-365 E.-369 K sayılı kararı.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 2019/5123 E., 2020/7973 K., T.31.12.2020.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 2020/1503 E., 2020/2431 K. T. 18.06.2020.

http://www.sgk.gov.tr/wps/portal/sgk/tr/emekli/is_kazasi_ve_meslek_hastaligi/is_kazasi