BANKALARA TEMİNAT GÖSTERMEK AMACIYLA YAPILAN ALACAĞIN DEVRİ(TEMLİKİ)

Bankalar kendilerinden kredi talebinde bulunan kişilerden, verecekleri krediye karşılık bir teminat göstermesini talep ederler. Uygulamada bu teminatlar genelde ipotek veya kefalet şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Ancak bankaya teminat olarak gösterebileceği bir taşınmazı veya kendisine kefalet verebilecek bir yakını olmayan kişiler için bir diğer alternatif, teminat olarak bir başkasındaki alacağını bankaya devretmektir. Örneğin, bir tacirin ticari faaliyeti sonucu yaptığı satış neticesinde bir alacak hakkı elde etmesi halinde, ticaret yaptığı kişiden olan bu alacağını kredi alabilmek için bankaya teminat olarak devredebilir. Bu bir tür alacağın devri(temliki) sözleşmesidir.

İleride doğacak alacaklar teminat olarak bankaya devredilebilmektedir. Henüz mevcut olmayan fakat ileride doğacak alacakların devri bakımından süren hukuki tartışmalar bir yana, Yargıtay yerleşik içtihatlarında ileride doğacak alacakların da belli şartların varlığı halinde temlik(devir) edilebileceğini belirtmektedir.

Bu bültende, ileride doğacak alacakların devrinin hangi şartlarda mümkün olduğu, devir sözleşmesinin geçerlilik şartları ve devrin sonuçları hakkında açıklamalarda bulunduk.

Anahtar Kelimeler: Alacak hakkı, alacağın devri, alacağın temliki, ileride doğacak alacak, müstakbel alacak, teminat, banka, kredi, kredi sözleşmesi, rehin, ipotek, banka kredisi, kefil, kefalet, Borçlar Hukuku, Yargıtay kararları.

1.Genel olarak alacağın devri(temliki)

Alacak hakkının bir kişinin malvarlığından çıkıp bir başka kişinin malvarlığına katılmasını sağlayan hukuki işleme alacağın devri(temliki) adı verilir. Alacağın devri bir sözleşme ile yapılmaktadır. Her sözleşmede olduğu gibi karşılıklı irade beyanlarının alacağın devredilmesi konusunda uyuşması ve tarafların bu konuda irade beyanında bulunmaya ehil olması, sözleşmenin geçerli olması bakımından aranan şartlardandır. 

Devredenin devrettiği alacak hakkı üzerinde tasarrufta bulunma yetkisinin var olması da devrin geçerli olması için pek tabii ki gereklidir. Çünkü alacağın devri sözleşmesi, sadece bir borçlandırıcı işlem olmayıp aynı zamanda bir tasarruf işlemi niteliğindedir. Zira, alacağın devri sözleşmesi tarafların malvarlığı üzerinde doğrudan etki yapan türden bir sözleşme olup ayrıca ifa edilmesine gerek yoktur; geçerli bir sözleşmeyle beraber hak da devredilmektedir. Bu nedenle sözleşmeyle alacak hakkı devreden kişinin böyle bir hakkı yoksa ya da o hakkı devretme konusunda yetkisi yoksa(örneğin alacak hakkı üzerinde haciz veya rehin gibi kısıtlamalar mevcutsa ya da devreden müflis sıfatını almışsa), sözleşme hüküm ifade etmez ve alacak devredilememiş olur.

Bu genel şartlara ek olarak alacağın devri sözleşmesinin geçerli olabilmesi için mutlaka yazılı şekilde yapılması gerekmektedir. Adi yazılı şekilde yapılan bir sözleşme yeterli olup, tarafların alacağın devrini noterde resmi şekilde yapmalarına lüzum yoktur. Ancak noterde alacağın devri sözleşmesi yapılmasına da bir engel yoktur.

“Alacağın temliki”, alacağı devreden alacaklı ile devralan kişi (yeni alacaklı) arasında yapılacak yazılı bir sözleşme ile meydana gelir.

2.Hangi Alacakların Devri Mümkündür?

Hukuken devri mümkün olan alacakların, alacağın devri sözleşmesiyle devredilmesi de mümkündür. Bunların en başında hiç şüphesiz malvarlığı hakları yani parasal haklar gelmektedir. Kişilik haklarının ve kişiye bağlı bazı hakların ise devri mümkün değildir. Devri mümkün olmayan oturma hakkı, intifa hakkı, ölüme bağlı tasarrufta bulunma hakkı, nişanın bozulması halinde kusursuz nişanlı lehine doğan manevî tazminat hakkı gibi şahsa sıkı sıkıya bağlı haklar doğal olarak alacağın devri sözleşmesinin konusunu oluşturamazlar. Alacak hakkının devreden kişinin kişiliğine bağlı feri haklar, alacağın devri sözleşmesiyle karşı tarafa devredilemezler. 

Temlik akdi yapılır yapılmaz alacak, alacağa bağlı olan bütün imtiyazlar ve fer’i haklarla beraber devralana geçmektedir. Bu nedenle gerek işleyip de eski alacaklı tarafından tahsil edilmemiş, gerekse işlemekte olan tüm fer’i hak ve alacaklar yeni alacaklıya ait olmaktadır. Nitekim, temlik eden kişinin, temlikle birlikte borçlu ile hukuki ilişkisi kesildiğinden, alacağın tahsilinin dava ve talep hakkının da, onun maliki durumuna geçmiş olan, temellük edene geçmesi, alacağın temlikinin doğal bir sonucudur.”

3.Bankalara Teminat Olarak İleride Doğacak(Müstakbel Bir Alacağın Devri Mümkün Mü?

Bankalar kredi taleplerine olumlu cevap vermek için uygulamada talepte bulunan kişiden bir teminat göstermesini isterler. Kredi alacağını güvenceye almak amacıyla bankalar genelde ipotek veya kefaleti teminat olarak tercih etmektedir. Ancak bankaya teminat olarak gösterebileceği bir taşınmazı veya kendisine kefalet verebilecek bir yakını olmayan kişiler için bir diğer alternatif, teminat olarak bir başkasındaki alacağını bankaya devretmektir. Örneğin, bir tacirin ticari faaliyeti sonucu yaptığı satış neticesinde bir alacak hakkı elde etmesi halinde, ticaret yaptığı kişiden olan bu alacağını kredi alabilmek için bankaya teminat olarak devredebilir. Bu bir tür alacağın devri(temliki) sözleşmesi ile yapılmaktadır. 

Alacaklı, mevcut bir borcu için teminat olmak üzere alacağını kendi alacaklısına rehnedeceği yerde ona temlik ederse, bu halde alacağın temliki teminat maksadıyla yapılmış olur.”

Bankalara teminaten devredilen bu alacaklar genelde henüz doğmamış ileride doğacak nitelikte alacaklardır. İleride doğacak alacakların devredilip devredilemeyeceği konusunda hukuksal tartışmalar mevcuttur. Ancak bugün bakıldığında Yargıtay bu konuyu açıklığa kavuşturmuş görünmektedir. Bir Yargıtay kararında açıkça belirtildiği üzere;

“Alacağın temlikinde alacaklı, halen sahip olduğu bir hakkını devredebileceği gibi, henüz mevcut olmayan, müstakbel bir alacağını da devredebilir.”

Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur ki; ileride doğacak bir alacağın devredilebilmesi için alacağın belli veya belirlenebilir olması gerekmektedir. Tamamen farazi, beklenti niteliğindeki alacakların devri geçersiz olur. Alacağın sebebi, kaynağı(örneğin imzalanmış bir sözleşme ilişkisinin varlığı) ve alacağın miktarının belli veya belirlenebilir düzeyde net olması gerekmektedir. Örneğin; bir kira sözleşmesinden kaynaklanan alacakların devri bu duruma güzel bir örnektir. Ancak bu türden toptan devirlerin geçerli olabilmesi için, zaman veya konu itibariyle sınırlandırılmış olması gerekir. Aksi takdirde, devreden kişinin ekonomik varlığının aşırı zorlanması veya yok edilmesi tehlikesi ortaya çıkabilir. 

Örneğin, bir kişinin doğacak tüm alacaklarını başkasına devretmesi batıldır. Bunun yerine belli bir sözleşme ilişkisinden doğan belli bir miktar veya zamanla sınırlı olan alacaklarını devretmesi hukuken mümkün ve meşru kabul edilir.

Özetle, bir kişinin bankaya teminat amaçlı olarak başkasındaki alacağını henüz doğmamış olsa dahi belli koşullara göre alacağını devretmesi Yargıtay içtihatlarında kabul gören bir uygulamadır. Alacağı bankaya devreden kişinin bankaya olan kredi borcunu ödeyememesi halinde, banka alacak hakkını borçludan talep ve tahsil edebilir.

Bankalara Teminat Göstermek Amacıyla Yapılan Alacağın Devri

4.Alacak Bankaya Devredilirken Borçlunun Rızasının Alınması Gerekir Mi?

Kural olarak alacağın devredilmesine borçlunun da izin veya onay vermesi aranmaz. Çünkü borçlu bakımından borcu kime ödeyeceğinin pek bir önemi yoktur. Sadece alacak hakkının sahibi ve alacağı devralan kişi arasında yapılacak bir alacağın temliki sözleşmesi, borçlu rıza göstermese dahi alacağın devri sonucunu doğuracaktır.

Alacağın devri konusunda borçlunun korunması bakımından “devir nedeniyle borçlunun hukuki durumunun ağırlaştırılamaması” ilkesi kabul edilmiştir. Zira bu durumda borçlu kendisinin katılmadığı bir sözleşmeden etkilenen konumundadır. Bu nedenle, borçlu devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu tüm savunma araçlarını(defileri) bankaya karşı ileri sürebilir. Örneğin; zamanaşımı defi, ödemezlik defi ileri sürerek borcu ödemekten kaçınabilir.

5.Alacağın Devredildiğinin Borçluya Bildirilmesi Zorunlu Mudur?

Alacağın devredildiğinin borçluya bildirilmesi, borçlunun kime ödeme yaparak borcundan kurtulabileceğini belli eden bir işlemdir. Yoksa alacağın devrinin geçerli veya geçersiz olmasına etki etmez. Uygulamada bankalar, alacağın devri sözleşmesine bir hüküm ekleyerek devrin borçluya bildirilmesini şart koşmaktadır. Bu sayede borçlu, kendisine yapılan bildirimin sonrasında,  borcu sadece bankaya ödeyerek borcundan kurtulabilir, kendisine yapılan bildirime rağmen bankanın onayı olmaksızın devredene ödeme yaparsa borçtan kurtulamaz. Eğer  borçlu iki kez ödeme yapmak zorunda kalırsa, devredene sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava açarak ödediğini geri alabilir.

Borçlunun, alacağın devrinden habersiz olarak devreden eski alacaklıya ödeme yapması halinde borcundan kurtulması mümkündür. ihbar bu nedenle önem arz etmektedir.

Borçluya yapılan ihbarın kanuni sonuçlarının mutlaka da ihbar metninde belirtilmesi gerekmez. Bu sonuçlar yasadan dolayı(ipso jure) gerçekleşir. 

SONUÇ

Bankalardan kredi alabilmek için teminat olarak bir alacak hakkının bankaya devredilmesi mümkündür. Alacağın devri sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. Devredilecek alacak doğmuş veya ileride doğacak bir alacak olabilir. İleride doğacak alacakların devrinin geçerli olabilmesi için bazı şartların varlığı aranmaktadır. Bankaya olan kredi borcunun zamanında ödenememesi halinde, teminaten devredilen alacakları talep ve tahsil yetkisi de bankaya geçmiş olacağından, banka borçludan ödeme yapılmasını icra veya dava yoluyla talep edebilecektir.

REFERANSLAR

EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayıncılık, Ankara, 2011, s.1180-1194.

ŞENER, Oruç Hami, “Bankanın Rehinli Alacaklı Sıfatına Sahip Olduğu Adi Alacak Rehninde Rehnin Borçluya İhbarı Ve İhbarın Sonuçları”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 11, Sayı 2, 2009, s. 195-250 (Basım Yılı: 2011).

DALCI, Nurcihan, Alacağın Toptan Temliki, Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk (Medeni Hukuk) Anabilim Dalı, 2009, Ankara.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi,  2019/2135 E.,  2019/6116 K., T.14.05.2019.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2016/18730 E., 2019/6711, T.28.05.2019.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2013/1907 E.,  2015/1060 K., T.18.03.2015.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 2014/40855 E., 2015/35505 K., T.03.12.2015.