Tasarrufun İptali Davasında Aciz Vesikası


Tasarrufun İptali Davalarında, dava şartı olarak borçlu hakkında aciz vesikası olması gerekmektedir. Aciz Vesikası icra daireleri tarafından düzenlenen; borçlunun borç ödemekten aczini bildiren bir resmi senettir. Diğer bir ifadeyle; alacaklının borçlunun paraya çevrilen malları ile tatmin edilemediğine ilişkin durumunu tespit eden bir belgedir. Aciz vesikası kesin ve geçici olmak üzere ikiye ayrılır.
 
Kesin Aciz Vesikasının Etkileri:
Her ne kadar geçici aciz vesikası dava açarken yeterli olsa da; asıl istenen ve beklenen kesin aciz vesikasıdır. Kesin Aciz vesikası; icra takibine ilişkin olarak verilen en son evraktır. Bu belge ile takibin sonlanacağı görüşü mevcuttur, zira borçlunun borç ödemekten aciz durumda olduğu hukuki bir belge ile ispat edilir hal almaktadır. Borçlunun hacze kabil malının bulunup bulunmadığını icra müdürü araştırmak durumundadır; eğer borçlunun hacze kabil ve aktif malı mevcut ise bu halde aciz vesikası geçerliliğini yitirecektir.
 
Kesin aciz vesikasının geçerlilik süresi yirmi yıldır; aciz vesikasına bağlanmış olan borç borçluya karşı bu vesikasının düzenlenmesi ile birlikte 20 yılda zamanaşımına uğrar.
 
Geçici Aciz Vesikasının Etkileri:
İcra ve İflas Kanunu Md.105’ göre; haczedilen malların alacağı karşılamaya yetersiz olacağı anlaşılırsa bu şekilde tutulan tutanak geçici aciz vesikası hükmündedir. Geçici aciz vesikası; sahibine iptal davası açma ve tamamlama haczi yapma imkanı vermektedir. Bu vesika; haciz anında haciz memurunun mal değeri hakkındaki tahminleri doğrultusunda verilen ara bir evrak niteliğinde olduğu için kesin aciz vesikasındaki hüküm ve sonuçlar burada görülmemektedir.
 
Dava şartı olarak aciz vesikası
Takibin semeresiz kalması hususu aciz vesikası ile belgelendirilirken, tasarrufun iptali davasında davası sıfatına haiz olabilmek için aciz vesikası şartı aranmaktadır. https://www.solmazlaw.com/blog/icra-ve-iflas-hukuku/tasarrufun-iptali-davasi-ve-sartlari
 
T.C. YARGITAY
17.Hukuk Dairesi
Esas: 2017/2817
Karar: 2018/6347
Karar Tarihi: 25.06.2018
 
TASARRUFUN İPTALİ DAVASI – BORCUN DOĞUM TARİHİNİN TASARRUF TARİHİNDEN SONRA OLDUĞU – DAVACININ DAVALILARDAN BİRİSİNE BORÇ VERDİĞİ YÖNÜNDEKİ BEYANININ KANITLANAMADIĞI – DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREĞİ
 
ÖZET: Borcun kaynağı bononun trafik kazası nedeniyle verildiği, kaza tarihinin 25.03.2009 tarihi, tasarruf tarihinin ise, 05.03.2009 tarihi olduğu gözetildiğinde borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden sonra olduğu, ayrıca davacının, davalılardan birisine borç verdiği yönündeki beyanının iddia dışında herhangi bir belge ile kanıtlanmadığı da anlaşılmakla, davanın borcun doğum tarihinin tasarruf tarihinden sonra olduğu gerekçesiyle reddi gerekirken, bozma ilamında belirtilen hususlara değinilmeksizin ve bu konuda gerekçe oluşturulmaksızın, yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi uygun olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
 
(2004 S. K. m. 105, 143, 278, 279, 280)
 
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar Gülseren ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
 
Hükmüne uyulan bozma ilamında; “… davacının alacağının 20.08.2008 tanzim 10.10.2008 vadeli bonoya dayandığı, asıl borçlunun, tanık olarak dinlenen …, kefilin, davalı … olduğu, borçlular hakkındaki … takibinin kesinleştiği, dava dışı asıl borçlu … hakkında … dosyasında mal varlığı araştırılması yapılmadığı, davalı borçlu …’a ait iki adet taşınmaz hissesine haciz konulduğu, davalı …’e haciz ihbarı gönderildiği bunun dışında işlem yapılmadığı, görünüş itibarıyla iptali istenen tasarrufların takip konusu borçtan sonra yapıldığı anlaşılmaktadır.
 
Diğer yandan, davalı 3. kişiler vekili, takip konusu alacağın gerçek bir alacak olmadığını, bononun tanzim tarihinde borçlunun 20 yaşında ve öğrenci olup davacıdan 60.000,00 TL borç almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, takip konusu bononun iptali istenen tasarruflardan sonra, borçlunun davacıdan kiraladığı … plakalı araçla 25.03.2009 tarihinde yaptığı kaza nedeniyle araç hasarı için eski tarihli olarak düzenlendiğini belirterek, borcun kaynağına ve doğum tarihine itiraz etmişlerdir.
 
Tanık olarak dinlenen ve aynı zamanda takip konusu bononun borçlusu olan …, takip konusu bononun kaza nedeniyle araç hasarı için düzenlendiğini, kendisinin de kefil olduğunu beyan etmiştir.
 
Davacı vekili ise dava dilekçesinde takip konusu alacağın borç olarak verilen para alacağı için düzenlendiğini belirtmiştir.
 
Bu durumda, mahkemece davacının gerçekte alacaklı olup olmadığının tespiti amacıyla, borcun doğumuna ilişkin 3. kişilerce ileri sürülen savunmanın üzerinde durulması, bu konuda davacı ve davalı 3. kişilerin bildirdiği ve bildireceği delillerin toplanması, 26.03.2009 tarihli maddi hasarlı kaza ile ilgili müracaat tutanağı ve anılan tutanağa dayalı olarak yapılan işlemlere ait belgeler, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, banka kayıtları celpedilerek, gerektiğinde davacının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi de yaptırılması, takip konusu alacağın gerçek bir alacak olup olmadığı, gerçek bir alacak ise borcun doğum tarihinin tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesis isabetli görülmemiştir.
 
Yine takip dosyası kapsamından İİK’nun 105. maddesi kapsamında geçici veya İİK’nun 143 madde kapsamında kat’i aciz belgesi sunulmadığı anlaşıldığından bu konuda davacı vekiline aciz belgesi sunması için uygun bir süre verilmesi, sunulduğu takdirde diğer iptal koşulları incelenerek dava konusu tasarrufların İİK 278, 279, 280 maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi; aksi halde aciz belgesi sunulmadığı takdirde önkoşul yokluğundan davanın reddine karar verilmesi…” gereğine değinilmiştir.

Somut olayda, bozma ilamına uyulduktan sonra, deliller toplanmış, aciz vesikası sunulmuş ve mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de; toplanan deliller çerçevesinde ve bozma ilamında belirtildiği üzere, davacının gerçekte alacaklı olup olmadığının tespiti amacıyla, borcun doğumuna ilişkin 3. kişilerce ileri sürülen savunmanın üzerinde durulmadığı, delillerin değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ve …’a geri verilmesine 25.06.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
 
T.C. YARGITAY
17.Hukuk Dairesi
Esas: 2016/20457
Karar: 2018/5878
Karar Tarihi: 05.06.2018
TASARRUFUN İPTALİ DAVASI – BORÇLU HAKKINDA TAKİP YAPILIP KESİNLEŞTİĞİ – HACİZLERDE HACZİ KABİL MAL BULUNAMADIĞI – BORÇLUYA AİT ARAÇLARA VE DAVA DIŞI TAŞINMAZA HACİZ KONULDUĞU – BORÇLUYA AİT ARAÇLARIN VE TAŞINMAZLARIN BEDEL TAKTİRLERİNİN YAPILMASI GEREĞİ
 
ÖZET: Mahkemece davanın usulden reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece aciz belgesi bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosyadaki delillere uygun düşmemektedir. Borçlu hakkında takip yapılmış, kesinleşmiş, 13.01.2014, 17.02.2015, 26.02.2015, 09.08.2015, 10.06.2016 tarihlerinde hacze gidilmiş, 13.01.2014 tarihli, 26.02.2015 tarihli ve 10.06.2016 tarihli hacizlerde haczi kabil mal bulunamadığı anlaşılmıştır. Dosya arasına giren borçluya ait araçlara ve dava dışı arsa vasfındaki taşınmaza ait kayıtların üzerine haciz konulduğu ancak, dava dışı taşınmaz üzerinde de başka hacizler olduğu görülmektedir. Borçluya ait araçların ve taşınmazların bedel taktirlerinin yapılmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, … taktirlerinin yapılarak kesinleşen takip gereği alacak ve ferilerini karşılayıp karşılamadığı irdelenip, karşılamıyorsa borçlunun aciz halinde olduğu kabul edilip işin esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru değildir.
 
(2004 S. K. m. 277)
Mahkemece davanın usulden reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece aciz belgesi bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosyadaki delillere uygun düşmemektedir. Borçlu hakkında takip yapılmış, kesinleşmiş, 13.01.2014, 17.02.2015, 26.02.2015, 09.08.2015, 10.06.2016 tarihlerinde hacze gidilmiş, 13.01.2014 tarihli, 26.02.2015 tarihli ve 10.06.2016 tarihli hacizlerde haczi kabil mal bulunamadığı anlaşılmıştır. Dosya arasına giren borçluya ait …, …, …, … plakalı araçlara ve dava dışı … mahallesi … parsel sayılı arsa vasfındaki taşınmaza ait kayıtların üzerine haciz konulduğu ancak, dava dışı taşınmaz üzerinde de başka hacizler olduğu görülmektedir. Borçluya ait araçların ve taşınmazların … taktirlerinin yapılmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, … taktirlerinin yapılarak kesinleşen takip gereği alacak ve ferilerini karşılayıp karşılamadığı irdelenip, karşılamıyorsa borçlunun aciz halinde olduğu kabul edilip işin esasına girilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru değildir.
 
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 05/06/2018 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)