ADAM ÇALIŞTIRANIN SORUMLULUĞU

İşverenin kusursuz sorumluluğu yargıtay kararı eşliğinde incelenmiştir.

KUSURSUZ SORUMLULUK HALLERİNDEN İSTİHDAM EDENİN SORUMLULUĞU

Haksız fiil sorumluluğunda kural kusur sorumluluğunun olmasıdır ancak kusur olmadığı halde bir kişiyi zarardan sorumlu tutma haline kusursuz sorumluluk denmektedir. Öte yandan kusursuz sorumluluk da bir haksız fiil sorumluluğu olduğundan fiil, hukuka aykırılık, zarar ve illiyet bağı unsurları yine de aranacaktır. Kusursuz sorumluluğun kabul edilmesinde dikkat ve özen ilkesi, hakkaniyet ilkesi ve tehlike ilkesi gibi ilkeler düzenlenmiştir. Bu ilkeler kapsamında istihdam edenin sorumluluğunu incelemekte fayda vardır.

İstihdam edenin sorumluluğu ya da adam çalıştıranın sorumluluğu olarak bilinen husus; bir işin görülmesinde başkalarını istihdam edenlerin işin görülmesi sırasından üçüncü kişilere verilen zarardan kusuru bulunmasa dahi sorumlu olması manasına gelmektedir. İstihdam edenin sorumluluğunun koşulları ise şu şekilde sıralanmıştır:

1. İstihdam ilişkisinin bulunması

2. Zararın 3. Kişiye verilmesi

3. Zararın işin görüldüğü sırada ve işle ilgili olarak verilmesi gerekmektedir.

T.C. Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu

Esas: 1970/4-487

Karar: 1974/395

Karar Tarihi: 12.04.1974

TAZMİNAT DAVASI – İSTİHDAM EDENİN SORUMLULUĞU – ÖĞRETMENİN KAĞIT UÇAĞI FARK ETMEMESİ VE KULLANILMASINA ENGEL OLMAMASININ İHMALİ OLDUĞU – ÖĞRETMEN KUSURLU OLMASA DA İSTİHDAM EDEN DAVALININ SORUMLULUĞUNUN KABULÜ GEREĞİ

ÖZET: Davalının istihdam ettiği öğretmenin hazırlanan kağıttan uçağı fark etmemesi kullanılmasına engel olmaması zararla uygun sebep sonuç bağı olan ihmali bir eylemdir. Bu itibarla öğretmen kusurlu olmasa bile onu istihdam eden davalı sorumlu olduğundan gerçek zarar araştırılarak tahsiline karar verilmelidir.

(818 S. K. m. 55)

Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; özel anaokulundaki çocuğun ders sırasında kâğıttan yaptığı uçağı atarak başka bir öğrencinin gözüne zarar vermesinden okul idaresinin sorumlu tutulamayacağı, husumetin zarara sebebiyet veren küçüğün velisine yöneltilmesi gerektiği nedenleriyle davanın reddine dair Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 2.12.1968 günlü kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiş olmakla Yargıtay 4. Hukuk Dairesince, karar verilmek gerektiği yönünden hükmün bozulmasına karar verilip dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyiz eden: Davacılar vekili.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnmeyi kapsayan son hükmün süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Karar: Borçlar Kanununun 55. maddesi uyarınca başkalarına istihdam eden kimse istihdam ettiği kişilerin hizmetlerini ifa ettikleri sırada yaptıkları zarardan sorumludur. 27.3.1957 tarih ve 1/3 sayılı içtihadı birleştirme kararında açıklandığı üzere istihdam edenin sorumluluğu için kendisinin veya istihdam edilen kişinin kusuru şart değildir. Bu sorumluluk için zararın hizmet sırasında ve istihdam edilen kimsenin eylemi sonucunda meydana gelmesi yeterlidir. Buradaki eylem sözcüğünün geniş anlamda düşünülmesi, yani yasaya göre yapılamayacak hareketin yapılması veya yapılması zorunlu olarak davalının çalıştırdığı öğretmenin sınıfta kâğıt işleri yaptırdığı sırada meydana gelmiştir. Kâğıttan uçağı atarak arkadaşının bir gözünün görme yeteneğini onda dokuz oranında yitirmesine sebebiyet veren küçük çocuğun zararlıyı zararsızdan ayırt edemeyeceğinde ve zaman zaman içgüdülerine uyacağında kuşku yoktur. Anaokulu öğretmeninin bu gibi zararlı davranışlara karşı eğitim yoluyla öğrencilerini uyarmak ve eylemli olarak da onları önlemek, ödevleri gereklerindendir. Olayda öğretmen hazırlanan kâğıt uçağın farkına varmış ve atılmasına engel olmuş bulunsaydı böyle bir zararın meydana gelmeyeceği açık olduğuna göre onun önleyici hareketi yapmaması veya yapamaması ile zarar arasında uygun sebep sonuç bağı vardır. O halde öğretmen kusursuz olsa dahi onu çalıştıran sıfatıyla davalı meydana gelen zarardan sorumlu olacağından ve davadan öne sürülen olaylara uyan hukuk kuralını uygulamak hâkime ait bulunduğundan yerinde olan özel daire bozma kararına uymak gerekirken yazılı sebep ve düşüncelerle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının HUMK. nun 429. maddesi gereğince bozulmasına 12.04.1974 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)